insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Rota, ejderhanın onun tüm kimliğini bilmesiyle şok yaşamıştı. bu devasa yaratığın onun hakkında bu kadar şeyi nasıl bildiğini kavrayamıyordu.

Grosol, devasa başını hafifçe geriye çekerek homurdandı.

"Benden korkmana gerek yok, çocuk. Ben Kael’in anlaşmalı ejder ruhuyum."

"Anlaşmalı ejder ruhu mu?" Rota’nın gözleri şaşkınlıkla daha da büyüdü.

"Bir dakika... Kael o gün sınıfta ruh anlaşması yaparken başarısız olduğunu söylemişti. Bu nasıl olur? Ayrıca bir ejderha ile anlaşma yapılabilir mi ki? Kael... Bizden daha ne kadarını saklıyorsun?"

Rota’nın kafasında bir anda düzinelerce soru işareti belirdi. Kendini toparlayıp doğrudan en önemli soruyu sordu:

"Peki, Kael’in anlaşmalı ruhuysan onun şu an baygın olduğunu biliyorsun değil mi? Onu uyandırabilir misin?"

"Maalesef... Kael’in ruhu şu an burada değil. Onunla anlaşmalı olsak da, şu an bulunduğu o kapalı boyuta ulaşamıyorum."

"Başka bir boyut mu?"

"Nasıl yani? Kael’in ruhu burada, kendi zihninde değil mi?"

"Hayır,"

"Dış dünyada, bedeninin yanında bir kitap olması lazım. İsmi Wandil Kaos. Yıllar önce güçlü bir iblis generali tarafından yazıldı. O general, trajik bir olaydan sonra kendini ve torununu kitabın içindeki boyuta mühürledi."

Rota’nın kafası dahada karışmıştı.

"Bir dakika... İblis generali mi? Kitabın içindeki boyut mu? Hiçbirini anlamıyorum!"

Grosol derin bir iç çekti,

"Siz insanlar her şeyi ne kadar zor kavrıyorsunuz... Arkadaşın Kael, şu an o kitabın içindeki mühürlü boyutta sıkışıp kaldı çocuk."

"Tamam, o zaman Kael’i oradan çıkaralım! Ona dışarıdan yardım edebiliriz, öyle değil mi?"

"O kadar basit değil,"

"Ruhun bir kez o boyutta mühürlü kalırsa, boyutun asıl sahibi izin vermeden oradan kendi isteğinle çıkamazsın."

Rota şok içerisindeydi.

"N-nasıl yani? Kael sonsuza kadar uykuda mı kalacak?"

"Kael şu an orada ne yapıyor bilmiyorum,"

"Ama ben hâlâ yaşıyorsam, o da yaşıyor demektir. Ruhu hâlâ benimle bağlantı halinde. Kael ilginç bir çocuk... Aklından neler geçiyor tam olarak kestiremiyorum eminim bir yolunu bulacaktır. Sabırla beklemekten başka çaremiz yok."

Rota, bu uzun konuşmanın şokunu atlatmaya çalışırken aniden durumun absürtlüğünü fark etti.

"Ben... Ben şu an gerçek bir kara ejderhayla konuşuyorum, değil mi?"

Grosol alaycı bir şekilde iç çekti.

"Ah, siz faniler..."

Devasa ejderha kanatlarını sertçe çırparak karanlık boşlukta yukarı doğru yükselmeye başladığında. Rota, onun arkasından çaresizce seslendi:

"Bekle, lütfen! Kael’e ulaşmamın hiçbir yolu yok mu?"

Grosol uçarak uzaklaşırken sesi boşlukta yankılanıyordu:

"Hayır! Ve sakın dışarı çıktığında o kitabın ismini sesli söyleme! Yoksa o mühürlü boyut sizi de içine çeker !"

Ejderha karanlığın içinde tamamen kaybolduğunda, Rota arkasından koca bir şaşkınlıkla bakakaldı.

"Rota... “

“Rota!"

"Rota!!!"

Müdür Felan’ın yüksek sesle bağırmasıyla Rota bir anda gözlerini açtı. Revir odasındaydı. Az önce duyduğu her şeyi ve ejderhanın varlığını hâlâ sindirmeye çalışıyordu.

"Bayan Felan...?"

Felan elini Rota’nın sırtından çekti.

"Rota, iyi misin?"

"Sana kaç kez seslenmeye çalıştım ama bir türlü kendine gelemedin. Seni de kaybettik sandım, ödümü patlattın evlat."

"Ö-özür dilerim Bayan Felan,"

"Önemli değil. Peki Kael’e ulaşabildin mi? Ne oldu içeride?"

"Ben... Zihnine girmeyi başardım ama..."

"Evet, seni dinliyorum Rota?"

"Kael orada değildi. Onun yerine devasa bir ejderha vardı."

"Ejderha mı? Bekle bir dakika... Grosolun’dan mı bahsediyorsun?"

"Grosolun mu?"

"Kimden bahsediyorsunuz Bayan Felan?

“Ejderhanın ismi Rota! az önce bir ejderha ile konuştuğunu söyledin kara bir ejderhaydı değilmi ismi Grosolun "

"Bayan Felan, siz… Kael’in bir ejderha ile ruh anlaşması yaptığını biliyor muydunuz?"

"Evet, biliyorum,"

"Onu bunu boş ver şimdi. Ejderha sana Kael ile ilgili ne dedi? Anlaşmalı ruhu olduğuna göre onunla bir bağlantısı olması gerek..."

"Ah, şimdi hatırladım,"

"Kael’in bir kitabın içinde olduğunu söyledi."

"Kitap?"

"Evet, Kael’in ruhunun kitabın içindeki bir boyutta hapsolduğunu söyledi. Kitabın adı Wandil Ka..”.

“Ah! Az kalsın söylüyordum!" Rota aniden eliyle ağzını kapattı.

"Ejderha beni kesin bir dille uyarmıştı. Sakın kitabın ismini sesli söylemeyin, yoksa o mühürlü boyut bizi de içine çekermiş."

"Bekle bir dakika Rota... Ejderha’nın Kael’e ulaşamadığını mı söyledin sen ?"

"Evet, Bayan Felan. neden sordunuz?"

"Bu imkansız..."

"Anlaşmalı yaratıklar insanlara doğrudan ruh bağıyla bağlanır. Kael başka bir boyutta bile olsa ejderhanın ona bir şekilde ulaşabiliyor olması gerekirdi...

“Kitap... Olamaz!"

"Kitabı incelemesi için Zephyros ile Vaelmon’a göndermiştim! Acil ona ulaşmam lazım! Rota, sen hemen sınıfına geri dön. Ve unutma, bu durumdan kesinlikle kimseye bahsetme!"

"T-tabi Bayan Felan,"

Diğer yandan, Vaelmon malikanesindeki çalışma odasında derin bir sessizlik hakimdi.

Vaelmon, masanın üzerine yaydığı onlarca kütüphane kaynağı ve parşömenin arasında, Zephyros'un getirdiği eski kitabı inceliyordu. Saatlerdir kelime kelime arama yapmasına rağmen, bu kitabın üzerindeki yazı diline dair en ufak bir kaynak bile bulamamıştı.

"Üzerindeki büyü halkalarını çözemiyorum. Hepsi silik halde."

"Abaddon’a haber verirsem... Kael için endişelenip ortalığı ayağa kaldırabilir. Ama diğer yandan başka çarem de yok. Üstelik, Kael’i bu hale getiren şeyin gerçekten bu kitap olduğundan bile emin değiliz. Belki de burada boşa zaman kaybediyorumdur."

Vaelmon, masanın üzerindeki gizemli kitaba bakarken içindeki çaresizliğin büyüdüğünü hissediyordu.

Mühürlü boyutun içinde zaman dış dünyaya kıyasla adeta bir nehir gibi akıp geçmişti, Kael bu gizemli topraklarda neredeyse ikinci yılını doldurmuştu. Geçen bu uzun sürede Usta Videl, Kael’e sadece hayatta kalmayı değil, iblis sanatlarının en ince detaylarını ve manayı bir silah gibi bükmeyi öğretmişti. Kael artık iki yıl önceki o toy çocuk değildi; bakışları keskinleşmiş ve içindeki melez kanın vahşi gücünü tamamen evcilleştirmişti.

Gece yarısı çöktüğünde, Kael, elindeki tahta kılıcı havada sallayarak antrenman yapıyordu

"Hâlâ enerjin var gibi görünüyor evlat,"

"Sabahki antrenmanların dozunu daha da artırmalıyım galiba, ne dersin?"

Kael, arkasından yaklaşan Usta Videl’in sesini fark ettiğinde kılıcı sallamayı durdurdu. Alnından akan teri elinin tersiyle silip tahta kılıcı yavaşça yere bıraktı.

"Ah, Usta Videl... Sadece kafamı dağıtıyordum," dedi soluklanarak.

"Ha ha... Ben de eskiden kılıç sallayarak zihnimi dizginlerdim. Bana kendi gençliğimi hatırlatıyorsun..."

"Bu arada Kael... Bu boyutta geçen iki yılda cidden çok büyük bir yol katettin. İblis tarafınla tamamen birleştin resmen dış dünyaya geri döndüğünde kendini dizginlemeyi sakın unutma. Senin de benimle aynı kaderi yaşamanı, istemiyorum."

Kael, Videl’in bu sözlerini zihninin en derin köşesine kazımıştı. Yaşlı adamın karşısına geçip saygıyla başını eğdi.

"Dediklerinizi her zaman aklımda tutacağım usta. Bu iki yılda bana kattığınız her şey için size minnettarım."

"Ha ha, kaldır başını evlat bu kadar mütevazi olma."

"Yarın buradan ayrılıyorsun..., biraz daha kalsaydın seni cidden kendi öz torunum gibi görmeye başlayacaktım."

Tam o sırada ormanın etrafını bir sessizlik sarmıştı. Yaprakların ve gece rüzgarının sesi dışında hiçbir ses duyulmuyordu.Videl. Elini Kael’in omzuna koyarak ona doğru döndü.

"Senden bir şey isteyeceğim evlat,"

Kael şaşırmıştı. Koskoca iblis generali,ondan ne isteyebilirdi ki?

"Tabii ki Usta Videl, elimden geldiğince size yardımcı olmak isterim."

"Bu isteğimin belki nankörce geleceğini biliyorum ama... Mesele Olivia."

Kael, Olivia’nın adını duyduğunda içgüdüsel olarak pür dikkat kesildi, merakı daha da artmıştı.

"Olivia mı?"

"Evlat... Olivia’yı buradan giderken yanında götürmeni istiyorum."

Kael, Videl’in bu beklenmedik isteği karşısında ne diyeceğini bilemeyerek öylece kalakaldı. Şaşkınlığını gizleyemeyen gözlerle yaşlı adama bakarken, Videl konuşmaya devam etti:

"Onun bu boyutta geçirdiği bunca zaman boyunca... İlk defa senin yanındayken yüzünün güldüğünü gördüm. Daha önce onun bu neşeli, hayat dolu halini hiç fark etmemiştim. Sen buradan gittiğinde, tekrar o eski, sessiz ve yalnız haline geri dönmesini istemiyorum."

"Usta Videl, ben..."

"Sorun değil Kael. Olivia’nın sorumluluğunu almak istemezsen bunu tamamen anlayışla karşılarım. Sonuçta dış dünya tehlikelerle dolu."

"Hayır, Usta Videl, beni yanlış anladınız!"

"Ben onun sorumluluğundan kaçmıyorum. Sadece... Olivia’yı dış dünyaya benimle birlikte geri çıkarırsanız, krallık onun peşine düşmez mi?”

"Krallığın Olivia’nın peşine düşeceğini sanmıyorum. Bunca geçen yıldan sonra onun varlığını çoktan unutmuşlardır bile. Ayrıca... Yanında sen olacaksın. Kendi gücünü sakın hafife alma Kael. Şu an beşinci halkanın sınırında olabilirsin ama iblis güçlerinle birlikte, dış dünyadaki yedinci halka bir büyücüyle kafa kafaya çarpışabilecek güçtesin."

"Ayrıca daha altıncı halkaya bile ulaşmadan kendi 'İmza Büyünü' oluşturmayı başardın! Açıkçası bu ihtiyar adamı bile şaşırttın. Ben senin imza büyünü ateş büyüsüyle keşfedeceğini düşünmüştüm; ama sen onu yeni öğrendiğin iblis büyüsüyle harmanlayıp var ettin."

Kael, usta Videl’in bu övgülerine mahcup bir şekilde gülümsedi.

"Usta Videl, siz olmasaydınız ben bu seviyeye gelemezdim. Her şeyi sizin eğitimlerinize borçluyum."

"Ha ha! Bu mütevazı tavrın bana gerçekten gençliğimi hatırlatıyor evlat..."

Tam konuşmanın bittiği sırada, hafif bir çıtırtı sesi duyuldu. Kael ve Videl aynı anda arkalarını döndüklerinde, kulübenin kapısının arasından kendilerini gizli gizli dinleyen Olivia’yı gördüler. Gözleri yaşlarla doluydu.

"O-olivia?" dedi Videl şaşkınlıkla. "Sen uyanık mıydın?"

Olivia kapının arkasından Ağlayarak çıkıp büyükbabasının boynuna sarıldı.

"Büyükbaba...Ben seni hiçbir zaman suçlu bulmadım. Beni bunca yıl burada, bu mühürlü boyutta tutmanın sebebini çok iyi biliyorum.Sen sadece beni korumak istedin... Benim hâlâ hayatta olmamı sağlayan tek kişi sensin. Lütfen kendine bu kadar yüklenme artık."

Videl, torununun bu ani sarılışıyla sarsılmıştı yaşlı generalin. Gözleri dolsa da belli etmemeye çalışarak torununun saçlarını okşadı.

"Demek her şeyi duydun…"

Videl, Olivia’yı yavaşça kendinden uzaklaştırıp ellerini onun yüzüne doğru getirdi. Baş parmağıyla kızın yanaklarındaki yaşları sildi.

"Olivia, bak bana güzel kızım,"

"Burada, bu mühürlü gökyüzünün altında güvendesin, evet. Ama burası senin hapishanen olmamalı. Dışarıda koskoca bir dünya var; acısıyla, tatlısıyla yaşanması gereken bir hayat var. Kael ve sen kendinizi koruyabilecek kadar güçlendiniz.”

“bu senin hayatın. Bu yüzden kararı tamamen sana bırakıyorum. Gitmek ya da kalmak... Seçim hakkı tamamen senin Olivia.."

Olivia, büyükbabasının bu sözlerinin ardından arkasında duran, İki yıl boyunca birlikte uçtuğu, yarıştığı, her anını paylaştığı gence baktıktan sonra tekrar büyükbabasına döndü.

"Büyükbaba...Bu... çok ani bir karar. İzninizle... Sizden biraz zaman istiyorum.”




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı