"Ödül nişanımı dedin!!"
Zephyros'un anlattıkları karşısında Müdür Felan, elindeki kadehi masaya bıraktı
Felan'ın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
"Kael'in bir Echidmer'i ortadan ikiye böldüğüne hala inanamıyorum Zephyros. D Sınıfı bir yaratıktan bahsediyoruz! 15 yaşındaki bir çocuk, nasıl olur da dört halkalı bir canavarı tek bir hamleyle alt edebilir?"
Felan:" zephyros kral ne kadarını biliyor?"
Zephyros derin bir nefes aldı.
"Sakin ol Felan. Kral ne kadarını biliyor dersen; Kael'in gerçek gücü veya kanı hakkında hiçbir fikri yok. Yaratığı kılıçla kestiğini gören düzinelerce tanık var. Onu sadece dahi bir kılıç ustası sanıyorlar."
Felan iç çekerek koltuğuna yaslandı, şakaklarını ovuyordu.
"Bu iş sandığın kadar kolay kalmayacak. 15 yaşında bir çocuğun dört halkalı bir yaratığı öldürdüğü haberi orman yangını gibi yayılacak. Diğer krallıklara, hatta Merkez Krallık'taki Yüksek Konsey'e kadar ulaşması an meselesi. Onu bu kadar göz önündeyken nasıl saklamayı düşünüyorsun?"
"Bilmiyorum Felan... Kardeşime onu koruyacağıma dair söz verdim."
"Anlıyorum," dedi Felan sesi alçalarak.
"Ama şunu unutma; eğer o çocuğun başına bir şey gelirse, İblis Diyarı ile yeniden bir savaşın içine düşmemiz kaçınılmaz olur. Büyükbabasının sıradan bir insan olmadığını, iblis tarafındaki ağırlığını biliyorsun. En iyi ihtimalle, büyükbabası Kael'in başına bir şey gelmemesi için onu zorla kendi tarafına çekebilir."
Zephyros acı bir gülümsemeyle "Keşke tek sorun büyükbabası olsa Felan..."
Aynı saatlerde öğrenciler, Çağrı Büyüsü eğitimi için Öğretmen Celia'nın sınıfında toplanmışlardı. Celia, zayıf ama otoriter duruşuyla kürsüye çıktı.
"Bugün öğreneceğiniz Çağrı Büyüsü, özünde bir Ruh Antlaşmasıdır," diye başladı Celia.
"Yani bu büyünün düzgün çalışabilmesi için her iki tarafın da rızası şarttır. Bir diğer yol ise Zoraki Antlaşma'dır; büyücünün gücü çağırdığı varlığa baskın geldiğinde ona iradesini dayatır. Bunu asla önermem; çünkü ruhunuz veya zihniniz bir anlığına zayıflarsa, bağlı olduğunuz varlık sizi tüketmek için hazırda bekleyecektir."
Öğrencilerin arasından biri elini kaldırdı: "Bayan Celia, Çağrı özel sınıf bir büyü değil miydi? Hepimiz bunu kullanabilir miyiz?"
Celia gülümseyerek başını salladı.
"Hayır, bahsettiğin Özel Sınıf Çağrı Büyüsü ile bizim yapacağımız ritüel farklı. Biz, başka boyutlardaki 'Kadim varlıklar' ile antlaşma yaparak onları geçici olarak bu dünyaya davet ediyoruz. Çağrı Sınıfı büyücüler ise dünyamızda var olan canavarları doğrudan kontrol altına alırlar. Onlar düzinelerce yaratığı yönetebilirken, bizim antlaşma yapabileceğimiz ruhani dostlarımızın sayısı sınırlıdır."
Lyra, Kael'e doğru eğilip heyecanla fısıldadı:
"Çok heyecanlıyım! Acaba nasıl bir varlık çağıracağım? Şöyle tüylü, tatlı bir şey olmasını çok istiyorum. Düşüncesi bile kalbimi küt küt attırıyor!"
Rota dalga geçerek araya girdi: "Hah! Lyra, bir yardımcı çağıracağız, evcil hayvan değil. Tatlı bir şey sana savaşta nasıl destek verebilir ki?"
Lyra burnunu kıvırdı: "Benim için fark etmez! Çirkin ve korkunç bir canavar istemiyorum o kadar!"
Celia, "Şimdi beni izleyin," diyerek parmağını küçük bir iğneyle kanattı ve önündeki parşömene damlattı. Parşömenden yayılan siyah dumanların arasından, dört kuyruklu, gözleri zümrüt gibi parlayan siyah bir tilki çıktı ve doğrudan Celia'nın omzuna atladı.
"Bu benim kadim dostum; Lynx. Kendisi bir Gece Tilkisi'dir."
Sınıftaki kız öğrenciler bir anda çığlık attılar :
"Ayyy ne kadar tatlı!"
"Şu kuyruklarına bak!",
"Ben de aynısından istiyorum!"
Rota merakla sordu
"hmm ruhani yaratıklar nasıl bir yerden geliyor acaba umarım onları zorla yaşadığı yerden çekip almıyoruzdur
Kael:" bayan celianın dediğini göre antlaşma için iki tarafında rızası olması gerekiyor yani yaratık istemese gelmez sanırsam"
Celia."Şimdi sıra sizde. Unutmayın, eğer gelen varlık sizinle sözleşme yapmak istemezse sakın zorlamayın, derhal büyüyü sonlandırın!"
Öğrenciler gergin bir şekilde parşömenlerini açtılar. Lyra, gözlerini sımsıkı kapatıp içinden
"Lütfen tatlı olsun" diye dualar ederek kanını damlattı. Parşömenden çıkan şey, havada yüzen, titrek bir ateş ruhuydu. Küçük bir alev topuna benziyordu ama minik gözleri vardı.
Celia şaşırdı: "Tebrikler Lyra! Bir Ateş Ruhu nadir bir türdür. Senin ateş büyülerine inanılmaz bir güç katacaktır."
Lyra sevinçten havalara uçtu. Minik alevi eline alıp Kael'e gösterdi. "Kael şuna bak! Ne kadar sevimli değil mi? İsmin Flare olsun senin!"
Sıra Rota daydı. Onun parşömenin den çıkan varlık çok ilginçti. Ortasında bir gözü andıran kristal, etrafında ise altı tane beyaz kanadı bulunan ilahi bir varlıktı.
Celia dona kalmıştı. " Aman Tanrım... Rota, bu bir Işık Ruhu! Hem de melek formunda olanını ilk kez görüyorum."
Rota pis pis sırıtarak Lyra'ya baktı. "Yani Lyra'nınkinden daha nadir bir şey çağırdım, öyle mi bayan celia?"
Celia onayladı: "Kesinlikle. Işık ruhları ilahi bir figür sayılır."
Lyra arkadan homurdandı: "Hıh! Nadirmiş... Flare ondan çok daha güzel bir kere!"
Sınıfın diğer ucunda büyük bir rüzgar patlaması duyuldu. Thalendir, devasa ve bembeyaz kanatları olan bir Pegasus'un yanında gururla duruyordu.
"Bana denk bir yardımcı bekliyordum," dedi kibirle.
"Bu da fena sayılmaz."
Sıra Kael'e gelmişti. İçinde tarif edemediği bir sıkıntı vardı.
"Ya karanlık büyüsüyle bir bağ kurarsam?" diye düşündü. Titreyen parmağındaki kanı parşömene değdirdi.
Kan damlası kağıda değdiği an, parşömendeki büyü halkası alışılmışın dışında zifiri bir siyahla yanmaya başladı. Bir anda sınıftaki tüm ışık emildi. Pencerelerden giren güneş ışığı bile sönmüştü. Sınıf zifiri bir karanlığa gömüldü.
Öğrenciler panik içinde bağırmaya başladı:
"Neler oluyor?",
"Hiçbir şey göremiyorum!",
"Bayan Celia, yardım edin!"
Celia körlemesine Kael'in sırasına doğru atıldı ama görünmez, bir duvar onu geri itti.
Karanlığın içinden iki devasa mor göz belirdi. Gözler doğrudan Kael'in ruhuna bakıyordu. Bir ses, sanki beyninin içinden geliyormuş gibi yankılandı:
"Beni uykumdan uyandırmaya cesaret eden sen misin çocuk?"
Kael nefes alamıyordu. Varlığın aurası o kadar ağırdı ki, akciğerleri eziliyor gibiydi. Devasa, dumandan bir ejderha silüeti Kael'e doğru süzüldü.
"İlginç... Binlerce yıl yaşadım ama senden gelen bu koku... Sen sadece bir ölümlü değilsin, değil mi? İçinde uyanmayı bekleyen, bir boşluk var."
Varlık Kael'e biraz daha yaklaştı.Keskin mor gözleri parlıyordu.
"Korkuyorsun... Doğru olan da bu. Binlerce yıl sonra ilk kez uykumdan uyandırılmaya değer bir şey hissettim. Adım Grosolun çocuk!! Sana bir teklif sunuyorum..."
Tam o sırada karanlık, geldiği gibi bir anda patlayarak dağıldı. Sınıftaki ışıklar geri döndü. Tüm öğrenciler ve Bayan Celia yerde nefes nefese kalmışlardı.
Celia hemen Kael'in yanına koştu, elleri titriyordu.
"Kael! İyi misin? Az önce ne oldu öyle?"
Kael,hala titriyordu. "B-ben bilmiyorum... Galiba başaramadım. Çağrı başarısız oldu."
Celia şaşkınlık ve korkuyla Kael'e baktı. içinden "Başarısız bir anltaşmanın böyle tepki vermemesi gerekiyordu" diye düşündü
"Anladım... umutsuzluğa kapılma Kael Kendini hazır hissettiğinde tekrar deneyebilirsin.."
Lyra ve Rota hemen Kael'in etrafını sardılar.
"Kael! Az önce neydi o? Bayan Celia başarısız dedi ama bu imkansız! Sen dört halkasın, hepimizinkinden güçlü bir şey gelmeliydi!"
Rota, Lyra'yı geri çekti.
"Lyra, kaelin üstüne gitme . Belli ki bir şeyler ters gitti. Eminim bir dahaki sefere herkesi şok edecek bir yaratık çağıracaktır."
Kael onları duymuyordu bile. Zihninde hala o mor gözler ve Grosolun ismindeki o dehşet verici ejderha silüeti vardı.
"O da neydi öyle?" diye düşündü Kael, ellerinin titremesini durdurmaya çalışarak. "Bir an öleceğimi sandım."

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı