Zorian, Cyoria'nın büyü akademisinde üçüncü eğitim yılına devam eden, mütevazı bir doğuma ve ortalamanın biraz üzerinde yeteneğe sahip genç bir büyücüdür. Kendi geleceğini garanti altına alma ve kardeşlerini kendisine tercih ettikleri için kızdığı ailesinin etkisinden kurtulma arzusuyla yanıp tutuşan, azimli ve asabi bir genç adamdır.
Sonuç olarak, anlamsız dikkat dağıtıcı şeylere ya da başkalarının sorunlarıyla ilgilenmeye ayıracak zamanı yoktur. Ne tesadüftür ki, zaman onun bolca elde etmek üzere olduğu bir şeydir.
Cyoria'nın yıllık yaz festivalinin arifesinde, Cyoria'ya giden bir trene binmek üzereyken öldürülür ve ayın başına geri götürülür. Birdenbire sonu ya da çıkışı belli olmayan bir zaman döngüsüne hapsolan Zorian, önündeki gizemi çözmek için hem içine hem de dışına bakmak zorunda kalacaktır. Ve gerçekten de çözmek zorundadır, çünkü zaman döngüsü onun iyiliği için yaratılmamıştır ve tehlikeler her yerde pusuda beklemektedir...
Tekrar, öğrenmenin anasıdır ama Zorian'ın önce tekrar denemek için hayatta kaldığından emin olması gerekecek - sihirli bir dünyada, bir zaman yolcusu bile ona kötülük etmek isteyenlerden güvende değildir.
Lütfen Patreon aboneliği satın alarak yazara destek olun.
https://www.patreon.com/nobody103
Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın
Ah, harikulade bir sihir düzeni ve ilginç, ustalıkla şekillendirilmiş karakterlerle bezeli olan bu fantastik maceraya hayran kalmamak elde değil. Okurken gerçekten büyüleniyorum. Zamanın dokusunu bu kadar ustalıkla işlemesi beni şaşırtıyor ve heyecanlandırıyor; özellikle de Zorian'ın karakterinin derinleşmesini gözlemlemek büyük bir zevk. Ve tabii ki, psişik örümceklerin cazibesine kim dayanabilir ki? Bu eser gerçekten en üstün kalitede fantastik maceralar arasında yer alıyor.
Bu seri gerçekten harika! Herhangi bir noktada sıkılmıyorsun ve zaman döngüsü her seferinde taze kalıyor. Bu türdeki en başarılı serilerden biri bence.
Tüm serilere girdim baktım bu var üstünde fantazi yazıyo dedin nooluyo bakım bı diye
Başından sonuna kadar büyülendim. Bu kitaba harcadığım hiçbir dakikadan pişmanlık duymadan bir hafta sonu boyunca okuyun. Hikâyenin temposu iyi, karakterler akılda kalıcı ve dünya her yeni mekanın tadını çıkaracak kadar ayrıntılı. 5/5 veriyorum çünkü okuduğum döngü romanının en iyisi ve hikaye başından sonuna kadar temasını koruyor.
Bu roman daha önce hiç olmadığı kadar uyku düzenimi bozdu. Tavsiye ederim.
Hikaye, kendini hiç sıkmadan okutuyor. Gerçekten fantastik edebiyat ve zaman döngüsü temalarını seven herkes için bir hazine. Her sayfasında yeni bir şey öğrenmek ve Zorian’ın döngüyü kırmak için verdiği mücadeleyi izlemek büyük bir keyifti. Bu romanı okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız!
Kolayca okuduğum en iyi 5 romandan biri bu, muhteşemdi.
Bu hikaye, karakterler, beklenmedik gelişmeler ve olaylarla okuyucuyu baştan sona kendine bağlayan ve adeta kelimelere kilitleyen bir anlatı sunuyor. Süreklilikte hiçbir boşluk bulunmamakta; her şey son derece gerçek ve ilgi çekici bir şekilde hissettiriliyor ki bu, her fantastik kitabın kolayca başarabileceği bir şey değildir.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.
Güzel bir seri.
Neden daha önce okumadığım dediğim harika kurguya sahip roman, okuyun okutturun.
Baya güzel bir seri okumayan varsa tavsiye ederim
Zaman su gibi akıp gidiyor. Kurgusu ve anlatımı süper ötesi..
Son zamanlarda okuduğum en iyi hikayelerden biri. Yazar çok güzel bir evren oluşturmuş ve hikayeyi çok iyi işlemiş. Keşke bir kaç bölüm daha devam etseydi.
gizem unsurunu çok iyi işlemiş ve dünyayı da aynı zarafet ile oluşturmuş olsa bile insani ilişkiler iyi işlenmemiş olarak algıladım onun dışında mekanikler çok iyi olmasada çoğu şey gerçeğe yakın hızda gerçekleştiği için iyi diyebilirim yani büyüde deha her şeyi 10dk kavrıyor ama normal büyücülerin on yıllar eğitimi ile oluşacak şeyin bu şekilde olması absürt ve hikaye derinliğini bozuyor yani karakterin diyer insanlardan farkı az ama fark büyük ve bu absürt bunun olmaması bile bir başarı bu hikaye bir yazarın tek başına herşeyi kurguladığını sonuna kadar hissettiriyor
Jornak'ın perspektifinden başlayıp sonra Zorian'a geçen o yapı gerçekten iğneleyici olmuş. Aynı cümle iki farklı insanın ağzından dökülünce tüm hikaye yeniden anlam kazandı. "O kazanmıştı" lafı bana uzun bir satranç maçının son hamlelerini hatırlattı; herkes kendi oyununda galip ama tahtada tek kazanan var.
Asıl etkileyici olan Zorian'ın değişimi. Başta "ailesinden kurtulmak isteyen, her şeye boş veren" o asabi çocuk, döngü boyunca insanlarla bağ kurmayı öğrenip herkes için bir çözüm aramaya başladı. O zihin karartma büyüsünü aşmak için Xvim ve araneyle çalışması falan... küçük tüccar çocuğunun kıta çapında bir kaderi sırtlanması çok tatmin ediciydi.
Sonsözdeki Kirielle sahnesi de tam olması gereken yerdi. Onca kaosun ardından dünyanın en sıradan sabahına uyanmak, karnında bir çocuk zıplarken "neden" diye homurdanmak... gerçek bir huzur hissi vermiş.
Belki Jornak'ın motivasyonu biraz daha derinleştirilebilirdi; ailesinin mirası elinden alınmış bir adam olarak sempati potansiyeli vardı ama karaktere son çeyrekte geçilince duygusal ağırlığı tam oturmamış. Sonsöz de bence kısacık kalmış; o kadar büyük bir maceradan sonra herkesin yeni normal hayatına nasıl uyum sağladığını görmeyi çok isterdim.
Kesinlikle katılıyorum Jornak'ın bakış açısı çok iyiydi, özellikle o "o kazanmıştı" kısmı beni de çok etkiledi! Zorian'ın değişimi de en sevdiğim kısımdı, o kadar yol kat etmesi inanılmazdı. Kirielle sahnesine de bayıldım, o huzur hissi çok iyi geldi. 😍