insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

"Yeni bir gün, yeni umutlar..." derler ya, bende umut kırıntısı bile kalmamışken bu zırvalıklara inanmak güçtü. Uyandığımda yataktan kalkmak için en ufak bir isteğim yoktu. Ancak bugün, bir umut kırıntısı daha yakalamak adına gittiğim beşinci iş görüşmem vardı. Düne dair o rezil anı, deniz kenarındaki çaresizliğim aklıma geldikçe sinirlerim hopluyordu.Bende zaten canıma kıyacak cesaret yoktu.Yapamazdım.Çünkü öyle bir şey yapabilecek olsam sevdiklerimin üzülecek olması düşüncesi bile kahrolmama yeterdi. Adamın yüzünü tam olarak hatırlayamıyordum ama ona karşı fazlasıyla agresif davrandığım gerçeği, içimde bir yerleri sızlatıyordu.
Kendime gelmek için acı bir kahve yaptım. Çıkmama bir saat kalmıştı ama aslında hiçbir şey umurumda değildi. Rastgele bir gömlek ve pantolon giyip evden çıktım. Yine o gri, ruhsuz ofis binalarından birine girdim. Görüşme hızlı ve soğuktu; şartlar o kadar kötüydü ki, kiramı bile karşılamaya yetmiyordu. Umutsuzluk dolu bir görüşme daha... Boş ellerle eve döndüm. Rutinim haline gelen o sinir bozucu iş başvurularına başladım. Ansızın telefonumun o tiz sesi sessizliği deldiğinde yerimden sıçradım.
"Merhabalar, Dream Company'den arıyorum. İş görüşmeniz olumlu geçti. Belgelerinizle birlikte bugün tekrar görüşmek için gelebilir misiniz?"
Kalbim göğüs kafesimi zorluyordu. "Tabii ki, ne zaman gelmeliyim?" diye heyecanla sordum.
"Sizin için uygunsa bir saat sonra bekliyoruz."
Bir saat mi? Heyecanla yerimden fırladım. Bu sefer içimde bambaşka, sebepsiz bir umut vardı. Şirketin önüne geldiğimde dudaklarımın istemsizce kıvrıldığını fark ettim. Danışmaya gidip, "Grafik tasarımcı pozisyonu için gelmiştim, Jenny Hanım ile görüşecektim," dediğimde, görevlinin "Altıncı kattaki toplantı odasında sizi bekliyor," demesiyle asansöre koştum.
Şaşırtıcı bir şekilde işe alınmıştım. Grafik tasarımcı olarak çalışacaktım; bu, hayatımın en büyük fırsatıydı. Yarın ilk iş günümdü! Bazen olmaz dediklerimiz oluyor, umutsuzluğa düştüğümüzde yeni umutlar doğuyordu.Bu gün de o günlerden birisiydi. Sabah büyük bir heyecanla uyandım. Geç kalmak mı? Asla. Şirketin önünde bir süre durup binayı izledim. Bugün, gerçekten güzel bir gün olacaktı.Şirketin kapısından içeri girdiğimde, devasa cam binanın soğukluğu yüzüme çarptı. Burası, benim o küçücük, karanlık dünyamdan çok daha düzenli ve canlıydı. Danışmadaki görevli gülümseyerek "Hoş geldiniz," dediğinde, içimden 'Neden olmasın?' diye geçirdim. Belki de gerçekten buraya aittim. Belki de bu kadar zaman kendime haksızlık etmiştim.6.kattaki ofise girdiğimde, Jenny Hanım nazik bir tavırla beni karşıladı. 'Umarım buradaki tempoya ayak uydurabilirsin,' dedi, gözlerinde profesyonel ama samimi bir ışıkla.
İlk gün... Bir karmaşa yumağıydı ama bu kez korkutucu değildi. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar, kahve makinelerinden gelen o tanıdık sesler... Masamdaki programları açtığımda, ekranın o bildik arayüzü sayesinde sakinleştim. Tasarlamam gereken dosyalar, renk kodları... İşim, o iskelede yaşadığım kaosun aksine, tamamen kontrol altında tutabileceğim, yeteneğimi konuşturabileceğim bir dünyaydı.Yorgundum ama bu, varlığımı hissettiren tatlı bir yorgunluktu.
İkinci gün, sabahın erken saatlerinde ofise doğru yürürken, şirketin hemen yanındaki o popüler kafeye uğradım. Şehir henüz tam olarak uyanmamıştı ama kahve makinelerinin o keskin kokusu havaya yayılmıştı. Sıraya girdim. Önümde duran, koyu renk ceketli adam siparişini bekliyordu. Tam kasaya yönelecekken, adam yavaşça arkasına döndü. O an, zaman bir anlığına durdu. İskelede maskeyle gizlenmiş olan o yüz, şimdi sabah güneşinin altında tüm hatlarıyla karşımdaydı. Aslında o adam olduğuna inanmakta güçlük çektim, bu bir tesadüf olabilirdi ama çok da emin değildim.
Ansızın göz göze geldik.
"Görünüşe göre bugün daha huzurlu bir yerdesin," dedi.
"Siz... burada ne arıyorsunuz? Takip mi ediyorsunuz? Bu tesadüf değil artık!" dedim istemsizce.
Çok net bir şekilde "Hayır," dedi. Ağzımı açıp cevap vermeme fırsat bırakmadan siparişini aldıktan sonra bana bir anlığına baktı. Hiçbir açıklama yapmadan arkasını döndü ve kafenin kapısından çıkıp kalabalık caddeye karıştı. Gerçekten şaşırmıştım. Bu tesadüf olamazdı.
Kafedeki çalışan ismimi seslenene kadar olduğum yere çakılı kaldım. Kahvemi alıp dışarı çıktığımda, o sabahın serinliği yüzüme çarptı ama içimdeki huzursuzluk geçmek bilmedi. İşe doğru yürürken adımlarım her zamankinden daha temkinliydi. Bir an, köşeyi dönerken yine onu görecekmişim gibi hissettim.Ofise girdiğimde bir kaç çalışana "günaydın "dedim. Masama geçip bilgisayarımı açtım. Ekranın ışığı yüzüme vurduğunda, o adamın son bakışı aklıma geldi. 'Bugün daha huzurlu bir yerdesin' demişti. Sanki dün geceki o iskeledeki halimi biliyormuş gibi... Benim hayatımın en çaresiz anına tanıklık eden bu adamın, neden benimle aynı rota üzerinde olduğunu anlamalıydım.
Tasarım programını açtım, mouse'u hareket ettirdim ama zihnim hala o adamın gözlerindeydi. Masamın üzerinde duran telefonuma uzandım. Ekranı, iskelede çatladığı o geceden beri aynı şekilde duruyordu. Belki de tesadüf değildi; belki de bu bir 'çağrıydı'. Ama neyin çağrısı?
Öğle arasına kadar yoğun bir tempoda çalıştım. Yemekte, ekip liderim olan Ethan Bey ile tanıştım. "Selamlar! Nasıl geçiyor ikinci günün, alışabildin mi?"
"Evet, biraz yoğun ama alıştım sanırım," diye gülümsedim.
"Aklına takılan bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin. Haydi gel, birlikte bir şeyler yiyelim."dediğinde
"Teşekkür ederim " diyip kafamı sallayarak onayladım.
Yemek boyunca Ethan Bey’in ne kadar yardımsever ve etkileyici biri olduğunu fark ettim. Gün bittiğinde her şeyin sorunsuz ilerlemiş olmasına hâlâ şaşırıyordum. İçimde küçük de olsa bir sevinç vardı. Yakın arkadaşımla konuşup her zamanki gibi dedikodu yaptık, saçma sapan şeylere güldük ve bir süreliğine hayatın üzerime yüklediği ağırlığı unuttum.Artık umutsuzluğun içerisinde umut olabileceğine inanıyordum.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.