insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Cuma gününe kadar her gün yoğun tempoda çalışarak geçmişti.O günden beri Derek Bey'i hiç görmemiştim . Hala çok gerginim .Bugün akşam şirket yemeği var ve Derek denen o CEO bozuntusu bugün beni ya kovacak ya da kovcaktı.O herif beni resmen bir sahneye hazırlıyordu ama ben o sahneye çıkmaya hazır değildim. Dolabın karşısına geçtim. "Sadece bir yemek," dedim kendime. "Sadece bir yemek ve sonra hayatıma devam edeceğim."
Üzerime şık ama abartısız, kendimi biraz olsun güçlü hissettirecek koyu renk bir elbise giydim. Makyajımı tazeledim. Aklımın bir köşesinde alkolün o uyuşturucu etkisi vardı; o yemeği ayık bir kafayla geçirmek, şu an benim için bir savaşa girmekten farksızdı.Restorana vardığımda, masanın etrafında ekipteki herkes toplanmıştı. Derek, masanın en başında oturuyordu. Beni gördüğü an, bakışları üzerimde bir saniye bile beklemeden gezindi. O an, o bakışın ağırlığı altında ezildiğimi hissettim. Yanındaki boş sandalyeyi işaret etti.
"Tasarımcımız da geldiğine göre başlayabiliriz," dedi sesi tüm masada yankılanarak.
Sandalyeye oturduğumda, dizlerimin titrememesi için bacaklarımı birbirine kenetledim. Derek, önündeki şarap kadehini hafifçe kaldırdı, ardından gözlerini bana dikti. "Bu gece," dedi, herkesin duyabileceği o soğuk tonuyla, "şirketimizin geleceği ve yeni üyelerimizin başarısı şerefine."
Kadehini kadehime doğru uzattı. "Senin de başarını kutlayalım, değil mi?"Elim kadehe uzanırken, parmaklarımın titrememesi için dua ediyordum. Derek'in bakışlarındaki o tehditkar ama bir o kadar da meraklı ifade, yemeğin aslında sadece bir yemek olmadığını, bir tür sınav olduğunu haykırıyordu. O gece, sadece işim için değil, kendimi ispatlamak için de orada olacaktım. Ama Derek, sanki ne yapacağımı, nasıl hata yapacağımı bekleyen bir avcı gibiydi.Yemeğin ilk yarım saati, boğazımdaki düğüm yüzünden tek bir lokma bile yiyemeden geçti. Ekiptekiler neşeli bir şekilde şirket projelerinden ve komik ofis anılarından bahsediyordu. Ben ise sadece Derek'in bakışlarının üzerimde yarattığı o görünmez baskıyı hissediyordum. Derek, masanın başında, sanki bir satranç ustası gibi herkesi izliyor ama en çok beni denetliyordu.
Yemek bitmek üzereyken Derek aniden sandalyesini biraz geri itti, kadehini masaya bıraktı ve tüm masanın sessizleşmesine neden olan o otoriter ses tonuyla konuştu:
"Bu gece sadece başarımızı kutlamıyoruz," dedi. Bakışları bir an bile benden ayrılmadı. "Aynı zamanda yeni çalışma arkadaşımızı daha yakından tanımak istiyorum. Tasarımcımız... Senin hakkında bildiğimiz tek şey, işindeki keskin gözlerin. Peki, ya iş dışında? İnsanları tanımak için en iyi yol, onların neleri kaybetmekten korktuğunu bilmektir. Sence, bir insan en büyük hatasını hangi noktada yapar?"
Tüm masanın gözleri bana döndü. Soru, masum bir tanışma sorusu gibi duruyordu ama alt metni çok ağırdı. Derek, bana "Bana gerçek bir şeyler söyle, yoksa seni burada herkesin içinde deşifre ederim," diyordu.
Kalbim deli gibi atıyordu. Sosyal anksiyetem, ellerimi titretmemek için kadehi sıkıca tutmama sebep oldu. Eğer "Bilmem" dersem, yetersiz görünecektim; eğer dürüst olursam, o gün dere kenarında neden olduğumu söylemek zorunda kalabilirdim.
Derin bir nefes aldım. Dereck'in o keskin, alaycı bakışlarının içine, ilk kez geri adım atmadan baktım.
"Bir insan," dedim sesim titremesine rağmen kararlı bir tonda, "en büyük hatasını, kendi potansiyelinden vazgeçtiği noktada yapar. Yani, başkalarının onun hakkında ne düşündüğünden korkup, kendi hikayesini yazmayı bıraktığı an."
Masada derin bir sessizlik oldu. Derek'in bakışlarındaki o alaycı ifade bir anlığına değişti. Sanki beklemediği bir cevap almış gibi kaşlarını hafifçe çattı.
"Kendi hikayeni yazmak mı?" dedi yavaşça. "Peki ya hikayenin sonu bir uçurumsa?"
Yutkundum. Herkes onun ne dediğini anlamıyordu, ama ikimiz de konunun dere kenarı olduğunu biliyorduk.
"Eğer uçurumdaysam," dedim, gözlerimi ondan bir saniye bile ayırmadan, "o zaman ya düşüşü izlerim ya da kanat çırpmayı öğrenirim. Ama artık o uçurumun kenarında öylece durup izlemekten sıkıldım."
Derek kadehini kaldırdı ve bu kez gülümsemesi biraz daha... gerçekti? "İlginç bir bakış açısı," dedi. "O zaman kanat çırpmaya başlasan iyi olur. Çünkü önümüzdeki ay büyük bir proje teslimimiz var ve senin o 'kanatlara' ihtiyacın olacak."
Masadakiler alkışlamaya başladı, durumu sadece bir 'kariyer motivasyon konuşması' sanmışlardı. Ekip liderim Ethan Bey omzumu sıvazladı, "Harika konuştun, patronu bile etkiledin!" dedi.
Ama ben, Derek'in bakışlarındaki o ışığın altında başka bir şey görüyordum: Bir meydan okuma. Beni kurtarmıştı, beni tehdit etmişti ve şimdi de beni "piyasaya" sürmeye karar vermişti.
Yemekten çıkarken dışarıdaki serin hava yüzüme vurduğunda kendimi farklı hissettim. 




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.