insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Hafta sonu gelmişti ve zihnimi kemiren o yoğun iş stresinden kurtulmak için tek bir şeye ihtiyacım vardı: Uzaklaşmak. Mesai biter bitmez eşyalarımı topladım ve kendimi şirketin dışına attım. Ekip lideri Ethan Bey ve diğer çalışma arkadaşlarımla barbekü restoranına gitmek, haftalardır özlediğim bir nefes almaydı.
Izgara kokuları ve alkolün etkisiyle ortam çok keyifliydi. Ethan Bey ile aramdaki o profesyonel mesafe, iş ortamının dışına çıkınca yerini samimi bir sohbete bırakmıştı. Derek'in o buz gibi otoritesinden sonra Ethan Bey tam bir "melek" gibi geliyordu. Bir ara daldığımı fark eden Ethan Bey, "Nerelere daldın öyle?" diye sorunca, "Sadece ne kadar yorgun olduğumu düşünüyordum," diyerek durumu geçiştirdim. Aslında Derek'i aklımdan çıkarmaya çalışıyordum ama başaramıyordum.
Yemekten sonra "2. tura gidelim" dediklerinde düşünmeden kabul ettim. Kafamı boşaltmam lazımdı. Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım; kahkahalar, içkiler derken çakırkeyif olmuştum. Eve gidecek gücüm kalmadığında Ethan Bey, "Nasıl döneceksin?" diye sordu. "Bir taksi çeviririm, sorun değil," desem de ısrarla bırakmayı teklif etti.
Arabanın kapısını açıp binmeme yardımcı olduğunda, tam yola çıkıyorduk ki Ethan Bey’in telefonu çaldı. Ekranda "Derek" yazısını görünce donup kaldım. Bu adam her yerden çıkıyordu! Ethan Bey konuşmaya başladı: "Biliyorum, seni bırakmayı ben teklif ettim ama Derek'in yanına 5 dakika uğrasak bir sorun olur mu? Acil bir durum var, kısa sürecek."
"Sorun değil tabii ki," dedim ama içimdeki huzursuzluk katlanmıştı. Derek'i görmeye hiç niyetim yoktu, üstelik iyice sarhoş hissediyordum.
Araba yüksek güvenlikli, modern bir rezidansın otoparkına girdiğinde kalbim göğüs kafesimi dövüyordu. Asansörle yukarı çıkarken Ethan Bey, "Derek iş konusunda çok takıntılıdır, sadece bir dosyaya bakıp çıkacağız," diye beni teselli etmeye çalışıyordu.
Kapı açıldığında bizi karşılayan şey, o steril ofis kokusu değil; yoğun kahve, deri ve eski kitap kokusuydu. Derek, masasının başında sadece tek bir lambanın aydınlattığı bir alanda oturuyordu. Üstünde takım elbisesi yoktu; kollarını sıvadığı beyaz bir gömlek ve rahat bir pantolonla karşımızdaydı. Bizim geldiğimizi anladığında başını kaldırdı. Bakışları önce Ethan Bey'de, sonra mıknatıs gibi üzerimde durdu.
"Gecenin bu saatinde burada ne işin var?" dedi. Sesi Ethan Bey’e değil, direkt bana yönelikti. Gözleri, alkolden kızarmış yüzümde ve dağınık saçlarımda gezindi.
Ethan Bey durumu toparlamaya çalıştı: "Onu eve bırakıyordum, sen arayınca önce buraya uğrayalım dedim..."
Derek ayağa kalktı. Yavaş, sakin adımlarla bize doğru yürürken üzerinde o patron havasından çok, bir avcı havası vardı. "Görüyorum," dedi, tam önümde durarak. Alkol kokusunu aldığından emindim çünkü burnunu hafifçe kırıştırdı. "Haftayı nasıl bitirdiğini sormayacağım bile. Gözlerinden belli."
Ethan Bey dosyaları masaya bıraktı. O sırada telefonu tekrar çalınca, "Şu detayı telefonda halletmem lazım, iki dakika dışarı çıkıyorum,hemen gelirim." diyerek balkona yöneldi.
Bir anda yalnız kalmıştık. Derek, aramızdaki mesafeyi kapatıp elini masaya dayadı. "Dışarıda eğleniyordun," dedi, sesi kısıktı. "Bu kadar çok mu ihtiyacın vardı ?"
"Sizden uzaklaşmak için her şeye ihtiyacım var," dedim, sendelerken. Derek refleksle kolumdan tuttu, beni kendine doğru çekti. "Sarhoşsun," dedi, sesi içten içe öfkeliydi. "Bu kadar savunmasız bir şekilde bir başkasının yanında... Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirsin?"
"Kendi hayatım!" dedim, kurtulmaya çalışarak ama bırakmadı.
"Senin hayatın artık sadece senin değil," dedi yüzüme eğilerek. "Benim projelerimde, benim vizyonumda ve benim vaktimde yaşıyorsun. Benim olan hiçbir şeyin bu kadar başıboş olmasına izin vermem."
Ethan Bey’in balkondan dönmek üzere olduğunu duyunca aniden geri çekildi. Sanki hiçbir şey olmamış gibi, Ethan Bey içeri girdiğinde dosyalarla ilgileniyormuş gibi yaptı. "İşiniz bitti mi?" diye sordum, sesim titreyerek.
"Bitti," dedi Derek. Ethan Bey ile tokalaşırken bakışları son bir kez üzerimdeydi. "İyi geceler. Ve Ethan, arkadaşını eve bırakırken yola dikkat et. Bu gece yeterince zayiat verdik zaten."
O evden çıkıp arabaya bindiğimde, kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyordu. Ethan Bey hiçbir şey olmamış gibi radyoyu açtı ama ben hala Derek'in kolumu tutan elinin sıcaklığını ve o "benim olan hiçbir şeyin başıboş olmasına izin vermem" sözlerini hissediyordum. Ne olmuştu şimdi? Bu bir arkadaşlık mıydı, yoksa yeni bir oyunun parçası mı?




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.