Geçmişte büyük acılar yaşamış bir kişi, zamanla çevresindeki diğer çocukların neşeli ve sorunsuz hayatlarını “şanslı” olarak tanımlamaya başlar. İnsanları yalnızca şanslı veya şanssız olarak ayırt eder hale gelir. Bu düşünce onu öylesine ele geçirir ki, varlıkları sadece bu sınıflandırma üzerinden görmeye başlar. Doğumda sahip olunan zenginlik, güç, fiziksel özellikler—fakirlik, zayıflık, kıvırcık ya da düz saç gibi ayrıntılar bile bu "şans" kavramının parçası olur.
Bu takıntı zamanla derinleşir ve onu tüm "şanslı" doğanlardan nefret eden biri haline getirir. Onlara karşı öylesine bir öfke beslemeye başlar ki, içlerinde barındırdıkları ayrıcalıklardan ötürü onları yok etmek ister. İlk hedefi ise büyü alemidir; çünkü ona göre, bu alemdeki herkes, doğuştan gelen bu "şanslılık" düzeninin bir parçasıdır. Amacı, büyü aleminde bu kavrama göre yeni bir düzen kurmak ve tüm şanslıları yok etmektir.
Bu takıntı, onu karanlık bir yola sokar ve kendi içinde yeni bir güç arayışına sürükler. Dünya onun gözünde şanslılar ve şanssızlar olarak ikiye bölünmüştür; ve o, bu düzeni değiştirmek için büyü alemine karşı acımasız bir savaş başlatmaya karar verir.
Düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşın
Vay vay vay bı tane daha he
çok iyi la devamke
Yazım hataları dışında konusunu sevdim. Tavsiye ederim
Eline sağlık çok güzel seri, başarılar.
Çok beğendim. Başarılar dilerim.
sagolasın tam gaz devam
Düzenli bölümler için ben teşekkür ederim. Eseriniz harika, kaleminize sağlık.
Yeni başladım seriye çok beğendim. Harika gidiyor. Tavsiye ederim.
Çok beğendim. Çok iyi sistemi var. Tavsiye ediyorum, okuyunnn. Artık kütüphanemde.
Çok iyi harkulade, konu akıyor gidiyor.
Hikayeye çat diye girilmiş. Yazım hatasına pek dikkat etmeyen biriyimdir ama burda konuşuyor mu konuşmuyor mu pek anlaşılmıyor “ “ bu şekilde tırnak işareti içine yazılsa bile yeterdi ama bi anda konuşmaya girilmiş ayrıca hikaye ilk bölümden bi sürü terim barındırıyor lakin ilk bölümde açıklanmıyor ayrıca büyü denilen şeyin nerden çıktığıda söylenmiyor belki hikayeyle bağdaştırmak istediği için gizem unsuru olarak bırakmak istemiş olabilir ama bunu “… yıl kadar önce büyü yoktan var olmuş gibi hayatımıza girdi” şeklinde açıklayarak da yapabilir böyle olunca çok açık uçlu bırakılmış
Güzel bi içerik. Beğendim. Devam edin.
Vay canına, bu "şanslı" ve "şanssız" ayrımıyla başlayan ana fikir gerçekten çok ilgi çekici. 🤯 Karakterin bu takıntısının büyü alemine sıçraması ve orada yeni bir düzen kurma isteği, hikayenin potansiyelini çok artırıyor bence. Özellikle Ek Bölüm 1'deki "İsimsiz" karakterinin Denek'i bu kadar iyi tanıması beni şaşırttı. "Bir deneksin değil mi? Peşinde onca insanlar var he?" repliğiyle hemen gizemli bir bağ kuruldu.
Ek Bölüm 2'deki Omai ve Kapşonlu adam arasındaki diyaloglar da örgütün ne kadar karmaşık planlar yaptığını gösteriyor. Armen ve Cevahir'in "şans eseri kapıştığını filan sanın" cümlesi, yazarın okuyucuyla arasındaki o samimi bağı da güçlendirmiş. Ancak bu kadar çok karakter ve örgüt ismi geçince, bazen olayları takip etmek biraz zorlaşabiliyor. Belki bazı noktalarda daha net geçişler yapılabilir.
Ek Bölüm 3'teki Kano'nun 20 bin ceset arasında yürümesi ve "bu sayı yeterli değil" demesi, karakterin ne kadar acımasız ve büyük hedefleri olduğunu çok iyi vurguluyor. 10 ton altını yok etme kararı da onun paraya değil, güce ve etki yaratmaya odaklandığını gösteriyor. Genel olarak sürükleyici bir başlangıç, umarım devamı gelir!
Kesinlikle katılıyorum, "şanslı" ve "şanssız" ayrımı çok orijinal bir temel oluşturmuş. Dünya kurgusu açısından bu takıntının büyü alemine nasıl entegre edildiğini görmek heyecan verici. Özellikle Ek Bölüm 1'deki "İsimsiz" ve Denek arasındaki o ilk etkileşim, bu karmaşık dünyanın derinliğini çok güzel hissettirdi.