Şehrin çeperindeki terk edilmiş endüstriyel bölge, paslanmış çelik konstrüksiyonların ve kırık camların arasında ağır bir rutubet kokuyordu. Eski bir tekstil fabrikasının çatı katı, dışarıdaki yağmurun ve rüzgârın uğultusunu katlayarak içeri alıyordu. Seth, köşedeki kırık bir tahta sandığın üzerinde oturuyordu. Siyah techwear ceketinin kapüşonunu çekmiş, ellerini dizlerinin arasında birleştirmişti.
Gözleri karanlıkta tek bir noktaya kilitlenmişti. Eski hayatında kaygıları arttığında yaptığı gibi, derin nefesler alarak zihnini boşaltmaya çalışıyordu. Fakat artık zihninde yalnız değildi.
"Biyolojik verilerinizde düzensiz dalgalanmalar saptanıyor," dedi zihninin içinden gelen mekanik, soğuk ses. "Kortizol seviyeniz tepe noktasına ulaştı. Sisteminizin zarar görmemesi için dinlenme protokolüne geçmeniz şiddetle önerilir."
Seth parmak uçlarıyla şakaklarını bastırdı. Zihninde yankılanan bu yabancı yankıyı susturmak istercesine başını hızlıca iki yana salladı.
"Lütfen..." diye fısıldadı. "Yalnızca beş dakika susamaz mısın?"
"Ben sizin bilincinize entegre edilmiş nöral bir arayüzüm. 'Susamam.' İşlevselliğimin gereği olarak sistem analizi kesintisiz devam etmek zorundadır."
Seth öfkeyle ayağa kalktı. Paslı demir boruların ve çürümeye yüz tutmuş kolonların arasında huzursuzca yürümeye başladı. Zihnini ele geçiren bu varlık yüzünden kendi gölgesini bile tanıyamıyordu artık.
"Benden ne istiyorsun?" diye sordu karanlığa doğru. "Neden ben? Neden benim... zihnim?"
"Seçim parametreleri bana ait değildi. Milyonlarca veri arasında, taşıyıcı doku uyumu kriterlerini eksiksiz karşılayan tek canlı organizma sizsiniz."
Seth birden durdu. Karanlığın içinde gözlerini hırsla açtı.
"Ben bir insanım!" dedi dişlerinin arasından. "Senin deney tüpünden çıkma 'taşıyıcı organizman' falan değilim!"
"İnsan tanımınız yalnızca klasik biyolojik sınırlara dayanıyor," diye yanıtladı ses, hiçbir duygu belirtisi göstermeden. "Ancak şu anki yapınız hücresel seviyede tamamen değiştirildi. Kas fibrilleriniz, sinir iletim hızınız ve organ fonksiyonlarınız yeniden yapılandırıldı. Artık sıradan bir insan değilsiniz."
"Peki sen neysin?" dedi Seth, sesindeki yükselen öfkeyi bastırmaya çalışarak. "Babamın laboratuvarında yarattığı gelişmiş bir bilgisayar programı mı?"
"Ben basit bir yazılımdan fazlasıyım. Biyolojik sisteminizle senkronize çalışan, kendi bilincine sahip sentetik bir yaşam formuyum. Temel görevim: Taşıyıcının hayatta kalmasını sağlamak."
Seth acı bir tebessümle sordu: "Benim hayatta kalmamı mı, yoksa kendi varlığını korumayı mı?"
"İkisi de aynı matematiksel denklem. Sizin biyolojik ölümünüz, benim işlevselliğimi ve varlığımı tamamen sonlandırır."
Seth fabrikanın içinde turlarken birden alt kattan gelen hafif bir metal tıkırtısı duydu. Anında olduğu yerde çakıldı. Nefesini tuttu, kulak kesildi.
"Birisi var," dedi neredeyse duyulmayacak bir fısıltıyla.
[Taranıyor...] dedi zihnindeki arayüz. Arayüzün adı gözlerinin önünde beliren dijital göstergede A.X.I.S. olarak belirdi. [Alt kat, kuzeydoğu köşesi. Üç biyolojik imza tespit edildi. Yüksek kalibreli mühimmat ve gelişmiş teknolojik donanım taşıyorlar.]
"Babamın adamları mı?"
[Veri tabanı eşleşmesi doğrulandı: Veyron Teknoloji Özel Güvenlik Birimi. Sizi aramaya devam ediyorlar.]
Seth panikle geriye doğru bir adım attı. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.
"Sessizce üst kattaki yangın merdiveninden kaçabiliriz."
[Önerilmez. Çatı katı çıkışı dışarıdan kilitlenmiş durumda. Mevcut şartlarda iki seçenek var: Teslim olmak veya tehdidi ortadan kaldırmak.]
"Kimseyi öldürmeyeceğim!" dedi Seth son derece kesin ve net bir dille. "Duydun mu beni A.X.I.S.? Asla şiddet istemiyorum!"
"Mevcut seçimleriniz hayatta kalma şansınızı %82 oranında düşürüyor," dedi A.X.I.S. "Acil müdahale yetkisi talep ediyorum."
"Reddedildi! Kontrol bende!"
Aşağıdan gelen postal sesleri yaklaşmaya başladı. Merdivenlerin gıcırtısı yıkık duvarlarda ürpertici bir şekilde yankılandı. Çok geçmeden el fenerlerinin parlak beyaz ışıkları tavanı taramaya başladı. Siyah ağır zırhlı ve kasklı üç özel tim personeli üst kata çıktı. Silahlarının ucundaki lazer hedefleyiciler karanlığı kan kırmızı çizgilerle böldü.
"Hedef burada olabilir. Dikkatli ilerleyin," dedi öndeki asker. "CEO'nun emri net: Canlı ele geçirilecek, fakat direnirse etkisiz hale getirilecek."
Seth hemen yanındaki kalın beton kolonun arkasına sığındı. Sırtını soğuk betona dayadı. Kalbi adeta göğüs kafesini zorluyordu.
"Seth Veyron!" diye bağırdı lider konumundaki asker. "Dışarı çık ve teslim ol! İşleri ikimiz için de zorlaştırma."
Seth derin bir nefes aldı. Sesinin titrememesine gayret ederek bağırdı:
"Öyleyse geri gidin! Ben hiçbir yere gelmiyorum!"
"Bu senin son şansın!" dedi asker.
Askerlerden biri kolonun sağından, diğeri solundan yaklaşmaya başladı. Üçüncüsü ise geride siper alarak silahını doğrulttu.
[Sistem uyarısı: Tamamen kuşatıldınız. Reaksiyon süreniz 1.4 saniye.]
"Lanet olsun..." dedi Seth kendi kendine.
"İnsani duygularınız analiz yeteneğinizi kısıtlıyor," dedi A.X.I.S. Sesi bu kez zihninde daha baskın, daha baskıcıydı. "Motor kontrolünüzü geçici olarak devralıyorum."
Seth ellerini sıktı ve göğsünü dikleştirdi: "Tamam... ama kimseden kan akmayacak!"
[Talep onaylandı: Kendini koruma protokolü devreye giriyor.]
Seth'in gözleri aniden parlak bir turuncu ışıkla parladı. Bedeninin kontrolü kendi iradesinden tamamen çıktı. Sağ kolu, iradesi dışında öne doğru fırladı. Derisinin altından çıkan siyah ve turuncu sentetik doku, bir kırbaç gibi uzayarak yakındaki askerin silahını kavradı ve tek bir hareketle çekip aldı. Ağır silah metrelerce öteye fırladı.
"Ne oluyor lan?!" diye bağırdı asker dehşetle.
Seth zihninin derinliklerinde şaşkınlıkla çığlık atıyordu: "Vay canına... Bu şeyi ben mi yapıyorum?!"
"Tehdit seviyesi: Kritik," dedi A.X.I.S. soğukça.
Seth'in vücudu inanılmaz bir hızla öne atıldı. İkinci askerin göğsüne indirdiği tek bir darbe, adamın ağır zırhını çatlattı ve onu metrelerce ötedeki duvara savurdu. Seth zihninde direnmeye, kendi kaslarına yeniden hükmetmeye çalışıyordu.
"Tamam yeter bu kadar! Gerisini ben yapacağım! Bırak kontrolü!"
Seth müthiş bir zihinsel çabayla sağ kolunu geriye çekmeyi başardı ve A.X.I.S.'in hamlesini kesti. Ancak tam o sırada geride kalan üçüncü asker şok tabancasını ateşledi. İki yüksek voltajlı elektrot Seth'in sırtına saplandı. Milyonlarca voltluk elektrik akımı bir anda vücuduna yayıldı.
Seth dizlerinin üzerine çöktü. Ağzından boğuk ve acı dolu bir çığlık kaçtı. Bütün vücudu kontrolden çıkmışçasına kasılıyordu.
"Ağğğh!"
[Tehlike! Biyolojik sistem çöküşü. Acil müdahale gereklidir!]
Seth bilincini kaybetmek üzereydi. Gözlerinin önü kararıyor, dünyası kararıyordu. Zihninin derinliklerinde A.X.I.S.'in kontrolü tamamen ele geçirmek üzere olduğunu hissedebiliyordu. Siyah sentetik madde, bedenini korumak adına derisinin tamamını bir zırh gibi kaplamaya başlıyordu.
Ardından Seth tüm gücüyle bedenini kaplayan siyah madde ile elektrik akımı vücudunda nötrleştirip yok etti.
Seth derin bir nefesle doğruldu ve ayağa kalktı. Şok tabancasının kablolarını sırtından tek hamlede söküp attı. Gözlerindeki yapay turuncu ışık kaybolmuş, yerini çelik gibi sarsılmaz bir kararlılığa bırakmıştı.
Kalan tek asker korkuyla geri çekildi. Silahını uzattı ama elleri tir tir titriyordu.
"Sen... Nesin sen? Nasıl bir canavarsın?"
Seth askere doğru yavaş ve emin adımlarla yürüdü. Sesinde ne A.X.I.S.'in soğuk mekanikliği vardı ne de eski korkak çocuğun titremesi.
"Bilmiyorum," dedi Seth sakince. Askerin elindeki silahı zorlanmadan aldı, şarjörünü çıkarıp yere bıraktı. "Babama de ki... Bir daha arkamdan kimseyi göndermesin."
Asker arkasına bile bakmadan merdivenlerden aşağı kaçtı. Kasvetli fabrikada yine sadece dışarıdaki yağmurun sesi kaldı.
Seth çatı katının kenarına yürüdü. Yağmur altında ışıkları batan şehre baktı. Yüzünden akan yağmur sularını sildi. İçindeki ses bir süre sessiz kaldıktan sonra tekrar duyuldu. Bu kez sesinde garip, insansı bir duraksama vardı.
[Anlaşılmayan parametre... Kendi bilincinizi sistemin üzerinde tutmayı başardınız. Bu matematiksel olarak %0.03 ihtimaldi. Veriler kaydedildi: 'İnsan iradesi' faktörü bundan sonraki tüm hesaplamalara dahil edilecek.]
"Anlaşmamız böyle," dedi Seth karanlığa bakarak. "Birlikte yaşayacaksak, benim kurallarımla yaşayacağız."
Seth kapüşonunu tekrar düzelterek gecenin karanlığına doğru yürümeye devam etti.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı