insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Şehrin en eski kütüphanesi; devasa kemerli tavanları, havada asılı duran tozlu kitap kokusu ve adımlarla gıcırdayan masif ahşap zeminleriyle zamanın akmayı unuttuğu büyüleyici bir sığınak gibiydi. Dışarıda sonbaharın habercisi hafif bir yağmur çiseliyor, devasa vitray camlara vurarak içeriye loş, sarımsı ve puslu bir ışık düşürüyordu.

Seth, mekânın en arka köşesinde, gölgelerin arasında kalan tek kişilik ahşap masaya çekilmişti. Önünde açık duran birkaç kalın astrofizik ve Biyometrik kitabı vardı ancak gözleri saatlerdir tek bir satıra bile odaklanamıyordu. Ceketinin kapüşonunu geriye itip yorgunlukla şakaklarını ovdu.

Son üç gündür tek bir amaca kilitlenmişti: Nova’yı takip etmek. Kız kampüsün her yerindeydi ama aynı zamanda hiçbir yerinde değil gibiydi. Bir an kütüphane koridorunda gözünün önündeyken, Seth kafasını çevirdiği an kayıplara karışıyordu.

"Yine sıfır veri," diye fısıldadı Seth, kendi kendine. "Kız bir hayalet gibi hareket ediyor."

[Düzeltme: Birey Nova bir 'hayalet' değildir,] dedi A.X.I.S., sesi Doğrudan Seth’in zihnine, nöronlarına sızarak. [Ancak hareket rotaları ve alan kullanım alışkanlıkları standart bir insanın davranış kalıplarına yalnızca %0.04 oranında uyuyor. Fiziksel takip yöntemleriniz oldukça verimsiz.]

"Bana daha iyi bir fikir ver o zaman A.X.I.S.," dedi Seth, ses tonunu iyice alçaltarak. "Gözlerimle göremiyorsam ne yapmamı bekliyorsun?"

[Görsel takibi bırakıp doğrudan biyo-elektromanyetik iz sürmelisiniz. Dün bahçedeki çimlerin üzerinde bıraktığı termal izleri veri tabanıma kaydettim.]

Seth elindeki kalemi masaya bıraktı, metalik bir tıkırtı kütüphanede yankılandı.

"Yani onun kokusunu mu alacağız?"

[Koku değil. Hücresel seviyede çevreye yaydığı mikro-frekans dalgaları. Eğer odağınızı kendi duyularınıza verirseniz, onu bu bina içinde bile milimetrik olarak tespit edebilirim.]

Seth derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı. Zihnini etraftaki sayfa çevirme seslerinden, uzaktan gelen öksürüklerden ve dışarıdaki yağmur tıpırtısından arındırmaya çalıştı. A.X.I.S.'in retina görüşüne aktardığı dijital katman yavaşça belirdi. Dünya siyah-beyaza bürünürken, Koridor 4 bölgesinde ince, ip gibimsi turuncu bir ışık izinin süzüldüğünü gördü.

"Orada," dedi Seth gözlerini açarak. "Astroloji ve Eski Diller bölümünde."

Sessiz adımlarla ahşap rafların oluşturduğu labirente daldı. Ayak sesleri halının üzerinde kayboluyordu. İlerledikçe turuncu frekans izi giderek parlaklaşıyordu. Koridorun sonuna geldiğinde Nova’yı yüksek bir rafın önünde buldu.

Nova, tozlu ve kalın bir cildi raftan çekip çıkarıyordu. Üzerindeki bol krem rengi kazağı ve okyanus dalgasını andıran turuncu saçlarıyla loş ışıkta adeta parlıyordu. Seth’in yaklaştığını duymuş gibi arkasını dönmeden konuştu.

"Takip edilmekten hoşlanmam Seth," dedi Nova. Sesi kütüphanenin sessizliğinde ilahi ve duru bir yankı bıraktı. "Özellikle de ne aradığını bilmeyen biri tarafından."

Seth bir adım öne çıktı. Kollarını göğsünde birleştirdi.

"Ne aradığımı çok iyi biliyorum Nova. Ya da sana nasıl hitap etmeliyim?"

Nova yavaşça döndü. Elindeki ağır kitabı göğsüne bastırdı. Yüzünde o garip, muzip ama bir o kadar da derin tebessüm vardı.

"Nova iyi. İnsanların bana koyduğu isim bu. Senin içindeki o metalik arkadaşın bana ne diyor peki?"

[Sistem Tespiti! A.X.I.S. varlığı doğrudan hedef tarafından algılandı!]
[Savunma duvarları aşılıyor! Uyarı! Yüksek frekanslı sızma girişimi!]

Seth aniden şakaklarını tutarak sendeledi. Zihninde şiddetli bir cızırtı ve ıslık sesi patladı.

"Ağğh!"

"A.X.I.S., sakın ona saldırmaya çalışma," dedi Nova, yumuşak bir adımla yaklaşarak. "Ben senin düşmanın değilim. Henüz değilim."

Seth zorlukla doğrularak Nova’nın gözlerinin içine baktı. Kızın gözlerindeki turuncu haleler bu kez hiçbir teknolojinin gizleyemeyeceği kadar belirgindi.

"Sen neysin?" dedi Seth, nefes nefese. "A.X.I.S. senin insan olmadığını söylerken haklı mıydı? Babamın gizli projelerinden biri misin? Yoksa bir uzay şirketi deneyi mi?"

Nova hafifçe kıkırdadı. Bu kıkırdamada insana ait olmayan büyüleyici bir melodi vardı.

"Baban mı?" Nova başını yana eğdi. "Adrian Veyron sadece eline verilen oyuncaklarla oynamayı seven yetenekli ama küçük bir çocuk Seth. O hiçbir şey yaratmadı. A.X.I.S.'i de, senin kanına enjekte ettiği o maddeyi de sadece buldu."

"Nereden buldu?"

Nova elindeki kitabı rafın üzerine bıraktı ve Seth’e doğru iki adım daha attı. Aralarındaki mesafe yarım metreye kadar düştü. Seth’in kronik sosyal anksiyetesi aniden tetiklendi; kalbi göğüs kafesini zorluyor, nefesi kesiliyordu. Ancak bu kez geriye tek bir adım bile atmadı.

[Tehdit Analizi: Hedef birey ile fiziksel temas kurulması durumunda reaksiyon belirsizdir,] dedi A.X.I.S., sesi hâlâ parazitli ve dalgalıydı. [Mesafe koyun!]

"Sussana A.X.I.S.," dedi Seth fısıltıyla. "Bırak konuşsun."

"Güzel," dedi Nova, Seth’in gözlerinin derinliklerine bakarak. "İradeni tamamen o soğuk sese teslim etmemen güzel. Sorunun cevabına gelince... Baban o teknolojiyi bundan otuz yıl önce gökyüzünden düşen bir enkazdan çaldı."

Seth dona kaldı. "Gökyüzünden mi?"

"Benim evimden," dedi Nova. Sesindeki muzip ton aniden kayboldu, yerini derin bir hüzün ve ağır bir ciddiyet aldı. "A.X.I.S. dediğin şey, benim türüme ait bir tekno-organik yaşam çekirdeği. Gezegenim yok oluşun eşiğindeyken Evren'e fırlatılan bir tohum. Ama baban onu bir silaha dönüştürmek istedi. Seni de onun ilk, acı çeken taşıyıcısı yaptı."

[Veri doğrulaması yapılıyor...] dedi A.X.I.S., şaşırtıcı ve ürpertici bir sessizlikle. [Kök dizin erişimi sağlandı. Hafıza bloklarındaki kilitler çözülüyor... Beyan doğru.]

Seth zihnindeki bu ani kabullenişle sarsıldı. A.X.I.S. kurulduğu günden beri ilk kez bir dış kaynağın söylediklerini doğrulamıştı.

"Yani sen..." dedi Seth, sesi titreyerek. "Sen gerçekten bu dünyadan değil misin?"

"Hayır," dedi Nova. Yavaşça elini kaldırdı. İnce, pürüzsüz parmaklarını Seth’in yüzüne doğru uzattı. "Ben Yıldız Tohumu’yum. A.X.I.S.'i ait olduğu yere geri almaya gelmiştim."

Nova’nın parmak ucu Seth’in yanağına dokunduğu an, kütüphanedeki tüm lambalar aynı anda patladı.

ŞAARRK!

Zifiri karanlık kütüphaneyi kaplarken, Seth’in bedeninden devasa bir turuncu ve siyah enerji dalgası fışkırdı. A.X.I.S., Nova’nın temasına biyolojik bir savunma refleksi olarak aşırı tepki vermişti. İki tekno-organik varlık arasındaki enerji çakışması bir patlama yarattı. Etraftaki onlarca metre yükseklikteki kitap rafları domino taşları gibi devrildi, binlerce sayfa havada uçuşmaya başladı.

Seth acıyla dizlerinin üzerine çöktü. Bedenindeki damarlar turuncu bir magma gibi parıl parıl parlıyordu. Nova ise fırtınanın ortasında hiç sarsılmadan duruyordu. Elini geriye çekti, gözlerinde derin bir acıma duygusu belirdi.

"A.X.I.S. sana tamamen kenetlenmiş," dedi Nova, savrulan kitapların ortasında. "Seni öldürmeden onu bedeninden söküp çıkaramam."

Seth zorlukla başını kaldırdı. Gözleri tamamen turuncu bir aleve bürünmüştü ama iradesi hâlâ kendindeydi.

"O zaman... Onu alamayacaksın," dedi Seth, dişlerinin arasından. "Ben ölmeyeceğim Nova."

Nova duraksadı. Seth’in gözlerindeki o kırılmaz, inatçı insan iradesini gördü.

"Seni yok etmek istemiyorum Seth," dedi Nova, sesi karanlıkta yankılanarak. "İnsanlar bu gücü hak etmiyor. Baban bu gücü dünyayı ele geçirmek için kullanacak. Ama sen... Sen çok farklı duruyorsun."

"Ben babam değilim!" diye bağırdı Seth, enerjiyi kendi iradesiyle bastırmaya çalışarak. Siyah ve turuncu damarlar yavaşça derisinin altına çekildi. "Ben kimseden bir şey çalmadım! Ben sadece hayatta kalmaya çalışıyorum!"

Kütüphanedeki fırtına yavaşça dindi. Yerde duran kırık camlar ve devrilmiş tonlarca ağırlıktaki raflar arasında derin, ürpertici bir sessizlik hakim oldu. Nova, karanlığın içinde geriye doğru bir adım attı. Kırık dev vitray pencereden süzülen ay ışığı yüzünü aydınlatıyordu.

"A.X.I.S. artık sadece bir teknoloji değil Seth," dedi Nova, pencereye doğru yürürken. "O artık senin hücresel bir parçan. Ve babanın özel operasyon birlikleri şu an bu kütüphaneye doğru yaklaşıyor. Sinyal patlamasını algıladılar."

Seth yavaşça ayağa kalktı. Üzerindeki tozları ve cam kırıklarını sildi.

"Kaçacak mısın?" diye sordu.

Nova pencerenin pervazına çıktı. Gece rüzgarı turuncu saçlarını savuruyordu.

"Kaçmıyorum. Seni izleyeceğim Seth Veyron. İnsanlığın bu ağır yükü taşıyıp taşıyamayacağını seninle göreceğim."

Nova kendisini gecenin karanlığına bıraktı ve sanki rüzgara karışmışçasına iz bırakmadan kayboldu.

Çok geçmeden uzaktan acı siren sesleri kenti kaplamaya başladı. Veyron Teknoloji’nin ağır zırhlı helikopterlerinin pervaneleri kütüphanenin üzerinde uğultuyla dönüyordu.

Seth kapüşonunu başına çekti. Derin bir nefes aldı. Zihnindeki ses ilk kez bu kadar net, dingin ve uyumluydu.

[Tehdit unsurları bina çevresini kuşatıyor Taşıyıcı,] dedi A.X.I.S. [Kaçış rotası çizilsin mi?]

"Çiz A.X.I.S.," dedi Seth, kırık rafların üzerinden atlayarak arka acil çıkışa doğru koşarken. "Ama bu kez onların bizi avlamasına izin vermeyeceğiz."

Seth karanlık ve ıslak ara sokağa adım attığında artık gerçeği biliyordu.




user

Oha! 🤯 Nova'nın "Benim evimden" demesiyle tüm taşlar yerine oturdu resmen! Daha önce "insan olarak sınıflandırılamaz" uyarısını duyunca Nova'nın insan olmadığını tahmin etmiştim ama bu kadar derin bir köken beklemiyordum. "Yıldız Tohumu" olması ve A.X.I.S.'in onun türüne ait tekno-organik bir yaşam çekirdeği olması... Vay be! Adrian'ın her şeyi çaldığını öğrenmek de şaşırtıcı değil, o adamdan her şey beklenir. Seth'in Nova'ya karşı duruşu ve "Ben babam değilim!" diye bağırması, kendi yolunu çizme arzusunu bir kez daha gösterdi. Şimdi Veyron Teknoloji peşindeyken ne yapacak çok merak ediyorum! Bir sonraki bölümü bekleyemeyeceğim!