Üniversitenin devasa amfisi, sabah saatlerinin kasvetli ışığı ve yüzlerce öğrencinin gürültüsüyle çalkalanıyordu. Sıralardan yükselen fısıltılar, çanta fermuarlarının sesleri ve klavye tıkırtıları devasa bir uğultu halinde amfinin yüksek tavanında yankılanıyordu. Seth, amfinin en üst ve en arka sırasındaki köşeye çekilmişti. Siyah tech-wear ceketinin kapüşonunu göz hizasına kadar indirmiş, kollarını göğsünde birleştirmişti. Bedenini duvar ile ahşap sıra arasındaki dar boşluğa adeta sıkıştırmış, dış dünyadan kendini izole etmeye çalışıyordu.
Gözlerini kapattı. Ancak geçirdiği hücresel metamorfozdan sonra kapalı göz kapakları bile etraftaki gürültüyü engellemeye yetmiyordu. Nörolojik olarak aşırı hassaslaşan duyuları yüzünden, üç sıra öndeki bir kızın fısıltıyla anlattığı hafta sonu dedikodusunu, amfinin kapısında duran güvenlik görevlisinin telsizinden gelen statik cızırtıyı ve ön sıradaki bir gencin tükenmez kalemle kâğıda vurduğu ritmik darbeleri aynı anda tek bir net frekansta duyabiliyordu.
"Yine fazla kalabalık," dedi Seth kendi kendine fısıldayarak. "Hiçbir şey olmamış gibi davranmak, bu sahte rutine ayak uydurmak çok zor."
"Biyolojik verilerinizde aşırı yüklenme tespit edildi," dedi A.X.I.S., Doğrudan işitsel korteksinde yankılanan sentetik, tamamen monoton ve duygusuz makine sesiyle. "Kalp ritmi: Dakikada 112 atım. Kortizol salınımı artıyor. Sosyal etkileşim anksiyetesi uyarısı. En yakın tahliye rotası hesaplandı."
"Sana kaçış rotası soran olmadı A.X.I.S.," diye mırıldandı Seth, dişlerinin arasından. "Sadece... Odaklanmaya çalışıyorum. Normal bir üniversite öğrencisi gibi davranmam gerek."
"Tanım gereği 'normal' kategorisinde değilsiniz," diye yanıtladı A.X.I.S., en ufak bir esneme veya insansı tonlama barındırmayan soğuk sesiyle. "Çevrenizdeki 184 biyolojik birimin toplam kas kütlesi ve nöral iletim hızı sizin tek bir uzvunuza eşittir. Bu alanda bulunmanız mantıksal parametrelerle uyuşmamaktadır."
"İnsanlar böyle yaşar A.X.I.S. Bir rutine tutunurlar. İşlevsel verilerini kapat ve beni rahat bırak."
O sırada yan sıradaki ahşap masa gıcırdadı. Sarı saçlı, güler yüzlü bir kız Seth’e doğru eğildi.
"Hey, affedersin! Önündeki boş sıraya çantamı koyabilir miyim? Yan taraf doldu da."
Kızın aniden yaklaşmasıyla Seth’in bedeni kasıldı. Biyobölme mekanizması anında harekete geçti.
[UYARI: Yabancı biyolojik birim yaklaşması.]
[Mesafe: 45 santimetre.]
[Tehdit Analizi: Belirsiz. Potansiyel sosyal tehdit.]
[ÖNERİ: Birim hızla alandan uzaklaşmalı veya tehdit unsuru nötralize edilmelidir.]
"Ne nötralize etmesi?! Saçmalama!" diye sessizce bağırdı Seth.
Kız şaşkınlıkla Seth’e bakıyordu. Seth, kızın sorusuna cevap veremeden bir anlık bocalama yaşadı.
"Şey... İyi misin? Yüzün biraz solgun duruyor da."
"Ben... Evet. Koyabilirsin. Sorun yok," dedi Seth zorlukla nefes alarak. Kalbi göğüs kafesini dövüyordu.
"Teşekkürler!" dedi kız ve çantasını bırakıp arkadaş grubunun yanına döndü.
[Kalp ritmi: Dakikada 135 atım,] dedi A.X.I.S., analitik bir üslupla. [Sistemde kortizol seviyesi pik noktasına ulaştı. Sosyal etkileşim tamamlandı. Biyolojik enerji maliyeti: Yüksek.]
"Sessizlik moduna geç," dedi Seth fısıltıyla. "Lütfen sadece veri akışını kes."
Ders bittiğinde amfideki kalabalık dar kapılara doğru akın etti. Seth, herkesin tamamen çıkmasını beklemek için sırasından kalkmadı. Tek başına kaldığında derin bir nefes alıp çantasını sırtladı ve binanın geniş koridorlarına doğru adım attı.
Koridorlardaki uğultu amfiden daha berbattı. Duvarlardaki hoparlörlerden gelen cızırtılı müzik, yankılanan adımlar, kahkahalar... Seth kapüşonunu daha da aşağı çekti. Gözlerini zemindeki karolara sabitledi.
"Görsel odaklanma hatası," dedi A.X.I.S. "Çevre taraması durduruldu. Arka açınız tamamen savunmasız durumda."
"A.X.I.S., insanlardan kaçmaya çalışıyorum, onları avlamaya değil. Herkesi bir tehdit unsuru olarak kodlamayı kes."
"Veri tabanımdaki analizlere göre bu binadaki birimlerin %92’si öngörülemez davranış kalıpları sergilemektedir. Örneğin: Tam sol açıdan yaklaşan biyolojik nesne."
Seth başını hafifçe sola çevirdi. Koridorun köşesinden hızla koşan bir öğrenci, elindeki kağıt bardaktaki sıcak kahveyle doğrudan Seth’e doğru geliyordu. Çocuk Seth’i fark etmemişti.
Normal şartlarda Seth’in kaçacak vakti olmazdı; kahve üstüne dökülür ve fiziksel bir temas yaşanırdı.
Ancak A.X.I.S. o saliselik dilimde otomatik olarak devreye girdi.
[TEHDİT: Yüksek sıcaklıkta sıvı teması.]
[Motor Motorik Refleks Senkronizasyonu: Aktif.]
Seth daha ne olduğunu anlayamadan, vücudu bir tüy kadar hafif ve milimetrik bir ivmeyle yana kaydı. Hareket o kadar hızlı ve pürüzsüzdü ki, koşan çocuk Seth’in yanından adeta bir rüzgâr gibi geçti ve boşluğa çarptı.
Boşluğa doğru çarpan çocuk afallayarak Seth’e bakar. Bir metre ötede duran Seth'i sanki hiç hareket etmemiş gibi sakin bir şekilde dururken buldu.
"Sen... Nasıl o kadar hızlı çekildin ya?," dedi çocuk şaşkınlıkla.
Seth parmaklarına baktı. Refleksleri insansı sınırların çok ötesindeydi.
"Şey... meslek sırrı...," dedi Seth kısık bir sesle ve hızla adımlarını hızlandırıp uzaklaştı.
[Müdahale başarılı,] dedi A.X.I.S. [Tekstildeki leke oranı: %0. Biyolojik-sentetik uyum tatsız bir temas olmadan korundu.]
"Bunu benim yerime izinsiz yapmandan nefret ediyorum," dedi Seth. "İnsanlar garip olduğumu düşünecek."
"Zaten garip olduğunuzu düşünmektedirler. Biyometrik dinleme analizleri, diğer birimlerin sizin hakkınızda 'asosyal, tuhaf ve tehlikeli' etiketlerini kullandığını göstermektedir."
Seth acı bir tebessüm etti.
"En azından bu konuda tespitlerin doğru."
---
Üniversite kampüsünün arkasındaki geniş bahçe, kalabalıktan kaçmak isteyen Seth için adeta izole bir sığınaktı. Süzülen rüzgârın sesi, zihnindeki o uğultuyu biraz olsun bastırıyordu. Banklardan birine doğru yürüdü. Tam oturacağı sırada, bankın diğer köşesinde oturan, oldukça halsiz ve düşünceli görünen birini fark etti. Seth ilk başta onu fark etmemişti.
Seth yine de bankın diğer ucuna oturdu. Kapüşonunu çıkarmadı.
"Selam," dedi Seth, ortamdaki sessizliği bölmek isteyerek.
"Selam," dedi genç adam. Bakışları yerdeydi. Yüzünde derin bir bıkkınlık ve yorgunluk vardı.
[Biyometrik Durum Raporu: Birim adı tespit edilemedi,] dedi A.X.I.S. zihninde. [Nöral aktivite düşük. Kalp ritmi yavaş. Biyometrik veriler kronik melankoli ve depresif davranış kalıpları göstermektedir.]
Seth adama doğru biraz döndü.
"Sorun nedir dostum?"
Genç adam derin bir iç çekti.
"Ben... Şey, bilmiyorum... Sadece boş ver be reis... Öyle işte hayat..."
Seth, kendi yaşadığı ağır dönüşümü ve zihnindeki yükü düşündü. Karşısındaki adamın yaşadığı sıradan insani dertler ona bir an için çok uzak ama bir o kadar da tanıdık geldi.
"Anlaşıldı, senin de dertlerin var..." dedi Seth, sesi hafifçe ciddileşerek. "Bak, ben aslında geçirdiğim kazada öldüm ama uzaylı teknolojisine sahip bir yapay zekâ tarafından tekrar canlandırıldım ve şimdi de bu garip yaşantıma devam etmeye çalışıyorum."
Genç adam başını yavaşça kaldırdı. Seth’e tam bir şaşkınlıkla baktı.
"Ne?"
Seth hafifçe öksürdü, durumu toplamaya çalıştı.
"Oh... Yani demek istediğim... Asla pes etme! Bir gün mutlaka dileğine kavuşup olmak istediğin biri olabilirsin."
Genç adam gözlerini kaçırdı.
"Ben... Yalnız kalmak istemiyorum... Bir kız var ve sonra..."
"Oh.. Kız konuları ise beni asla o yola sokma... Ciddiyim..." dedi Seth eliyle dur işareti yaparak. "Ama merak etme, yalnız değilsin. Bak bana..."
Genç adam Seth’in gizemli, kapüşonlu ve mesafeli görünüşüne baktı. Yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
"Anladım reis... Eyvallah."
"Eyvallah, eyvallah..." dedi Seth.
[SİSTEM UYARISI: Tarama Hatası,] dedi A.X.I.S. aniden. Sesi cızırdadı. [Bu bireyin zihninde matematiksel olarak tanımlanamayan soyut veri akışları dolaşıyor. Analiz başarısız. Hata: Ruhani ve duygusal düzlem hakkında veri işleme kapasitesi mevcut değil.]
Genç adam oturduğu yerden yavaşça ayağa kalktı.
"Her neyse kanka, kolay gelsin... Benim şimdi işim var."
"Kolay gelsin..." dedi Seth.
Genç adam elini uzattı.
"Ah bu arada, adım Han."
Seth uzatılan eli sıktı. Adamın eli soğuk ama sakindi.
"Memnun oldum Han."
Han, yürüyerek ağaçların arasında gözden kayboldu. Seth bankta yalnız kalmıştı. Kapüşonunu geriye itti ve başını arkaya yasladı.

"Burası daha iyi," dedi Seth. "Gürültü az."
"Çevresel ses seviyesi: 32 desibel," diye bildirdi A.X.I.S. "Biyolojik ritminiz optimize ediliyor."
Tam o sırada, bahçenin girişindeki çakıl taşlarının gıcırtısı yeniden duyuldu. Seth gözlerini açtı. İşitsel sensörleri anında o tarafa kilitlendi.
Adımlar hafifti. Düzenli, ritmik ve garip bir şekilde yerçekimine az direnç gösteren adımlardı.
Ağaçların arasından, turuncu saçları güneşin süzülen ışığı altında adeta parıldayan bir kız belirdi. Üzerinde bol bir hırka vardı ve elinde kalın, deri ciltli bir kitap tutuyordu. Bu kız, üniversiteye bu dönem transfer olduğu söylenen Nova’ydı.
Nova, doğrudan Seth’in oturduğu banka doğru adımladı. Yüzünde gizemli, sarsılmaz bir tebessüm vardı.
"Burası boş mu?" diye sordu Nova. Sesi yumuşak ama frekans olarak garip bir şekilde yankılıydı.
"Şey... Evet. Boş," dedi Seth, bakışlarını kaçırarak.
Nova bankın diğer ucuna oturdu. Elindeki kitabı açtı. Kitabın kapağında kabartma harflerle "Öfkenin Tezahürü" yazıyordu. Sayfaları karıştırırken hafif bir sesle konuşmaya başladı:
"Ne ilginç, öyle değil mi? Kendi gücünden korkuyor..."
Seth başını çevirdi. Kızın okuduğu kitaba ve söylediği cümleye odaklandı. Sesi ciddi bir ton aldı.
"Bence ana karakterin bu konuda daha önce deneyimli olduğu aşikar..." dedi Seth.
Nova başını kitaptan kaldırıp doğrudan Seth’e baktı.
"Kitabı daha önce okudun mu?"
"Evet... İdare eder yani," dedi Seth geçiştirerek.
Nova hafifçe gülümsedi.
"Sanmam. Bence Kael sana benziyor."
Seth hafifçe afalladı, ama sesindeki savunma mekanizması belirgindi.
"Ana karakter mi? Haha... Evet, kesinlikle öyledir..."
Nova kitabı kucağına koydu. Bakışları derinleşmişti.
"Kael de içindeki yıkıcı gücü bastırmaya çalışıyordu. Onu bir lanet olarak görüyordu. Ama ne zaman ki gücü kabullendi, işte o zaman ne olduğunu anladı."

Seth gözlerini kızın gözlerine dikti.
"A.X.I.S.," dedi Seth zihninden. "Lütfen bu durum hakkında bir analiz yap."
[Tarama dizilimi başlatılıyor...] dedi A.X.I.S. Sesi ilk kez kesik kesik gelmeye başladı. [Veri işleme hatası.]
"Ne oldu A.X.I.S.?"
[Sistem Hatası. Anomali tespiti. Hedef Birey: Nova. Biyolojik Yapı: İnsan bileşenleri mevcut.]
"Tamam işte, insan," dedi Seth zihninden. "Yine veri hatası veriyorsun."
A.X.I.S.'in sentetik sesi bu kez yüksek frekanslı bir uyarı tonuyla zihnini kapladı:
[DÜZELTME. HATA K0DU: 0x88. Sonuç d0ğru_lanamadı... %NULL_PTR% Biyo-kim|yasa1 doku imzası ç4kışıyor. Hücresel y0ğunluk D-ü-n-y-a standartlarındaki 0rganik insan yapısına uym4m4ktadır. //ERR_SYNTAX_CORRUPT: 0x00F4A9 AÇIKLAMA: Hedef b1rey ins-an olarak s_ınıflan_dırılamaz.]
Seth donakaldı. Bedenindeki tüm kaslar aynı anda kasıldı. Yavaşça başını çevirip yanındaki turuncu saçlı kıza baktı.
Nova da tam o anda yüzünü Seth’e döndü. Göz bebeklerinde, saniyenin binde biri kadar kısa bir süre için altın-turuncu renkte sentetik bir parıltı dalgalandı.
Nova gülümsedi.
"Hava bugün çok güzel, değil mi Seth?"
Seth’in boğazı düğümlendi. Kız adını biliyordu. Ve zihnindeki A.X.I.S., kurulduğundan beri ilk kez dış bir müdahaleyle tamamen sessizliğe gömülmüştü. Yapay zekânın veri akışı kesilmişti.
Seth oturduğu bankta adeta taş kesilmişti. Rüzgâr ağaçların yapraklarını savururken, kızın tebessümü odaktaki tek şeydi.
"Adımı... Nereden biliyorsun?" diye sordu Seth. Sesi pürüzlü ve kısıktı.
Nova hafifçe kıkırdadı. Oturduğu yerde Seth’e doğru biraz daha yaklaştı.
"Hmm... bu bilgiyi henüz sana neden paylaşayım..." Nova gözlerini Seth’in gözlerine dikti. "Ama ben senin saklandığın gölgenin ne olduğunu, damarlarında neyin aktığını biliyorum."
[Sistem uyarısı: Yüksek frekanslı dış sinyal engellendi,] dedi A.X.I.S., aniden zihnine geri dönerek. [Birey Nova, bilinen hiçbir insan veri tabanına veya genetik haritaya uymamaktadır. Tehlike seviyesi: Tanımsız.]
Seth derin bir nefes aldı. Bedenindeki sentetik dokunun derisinin altında hareketlendiğini hissedebiliyordu. Ancak bu kez paniklemeyecekti.
"Benden ne istiyorsun?" dedi Seth.
Nova ayağa kalktı. Elindeki kitabı sıktı, üzerindeki bol hırkayı düzeltti.
"Hiçbir şey," dedi Nova arkasını dönerken. "Sadece... Bu evrende yalnız olmadığını bilmeni istedim."
Nova botanik bahçenin patikasında yavaş adımlarla yürüyüp ağaçların arasında gözden kayboldu.
Seth bankta tek başına kaldı. Kapüşonunu tamamen geriye itti. Yüzüne vuran soğuk rüzgârı hissetti. Eski hayatında insanlardan kaçmak onun tek savunma mekanizmasıydı. Sosyal anksiyetesi, onu dünyadan koruyan bir kalkandı.
Fakat artık kaçabileceği bir dünya kalmamıştı. Bedenindeki uzaylı yapay zekâ, babasının bıraktığı karanlık miras ve karşısına çıkan bu gizemli kız, onu hiç bilmediği bir evrensel fırtınanın ortasına çekiyordu.
"A.X.I.S.," dedi Seth, gözlerini Nova’nın gittiği patikaya dikerek.
"Dinlemedeyim Taşıyıcı."
"O kızı izleyeceğiz. Ne olduğunu, hangi kaynağa ait olduğunu öğreneceğiz."
[Anlaşıldı. Hedef: Nova. Takip protokolü başlatıldı.]

Han karakterinin yazımını çok beğendim umarım ileride Seth ile tekrardan karşılaşır ve ona destek olabilir.Öfkenin Tezahürü göndermesi çok iyidi eline sağlık
Vay be, "Yalnızlığın Tezahürü" tam da Seth'in içinde bulunduğu durumu özetlemiş! 🤯 Üniversite amfisindeki o kalabalıkta bile kendini izole etme çabası, A.X.I.S.'in "sosyal etkileşim anksiyetesi" uyarısı... Resmen Seth'in yalnızlığını hissettim. Özellikle o kahve kazası sahnesi ve A.X.I.S.'in otomatik devreye girmesi çok iyiydi, Seth'in insansı sınırların ötesinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Ama en vurucu kısım Nova'nın ortaya çıkışı ve A.X.I.S.'in o "HATA K0DU: 0x88" ile çökmesi oldu! 😱 Nova kim ve Seth'in adını nereden biliyor? Ve A.X.I.S.'i susturabilmesi... Bir sonraki bölümü bekleyemeyeceğim!
Kesinlikle katılıyorum, özellikle o "sosyal etkileşim anksiyetesi" uyarısı ve Seth'in kendi kendine yarattığı o görünmez duvar, dünya kurgusunun ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Nova'nın gelişiyle o duvarın yıkılması da cabası!