insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

8

Simyacıların varlığının üç yüz yıl kadar önce tükendiği söylenirdi. Cadıların soyundan geldiklerine dair halk arasında büyük bir inanç vardı. Yıllar içinde bu inanç korkuya dönüşmüş, bu korku da bir katliam yaratmıştı. Annem ben küçükken, onlardan bir kutsama olarak bahsederdi.

Bir hastalığın ve bir kıyametin pençesinde evlatlarım yok olsun istemedim.’ demişti annem. ‘Ben de meleklerimden birini onlara gönderdim. Ancak meleğimi hiç geri alamadım. Çoktan ölümlü bir kadına yüreği düşmüştü.

Cadıların değil, bir meleğin soyundan geliyorlardı.

Şifalı ot meselesi şimdi açıklığa kavuşmuştu.

“Bir Simyacı.” diye hayretle mırıldanarak sessizliği bozdu Adeo. “Yaptığınız silahlar efsunlu olmalı öyleyse. Eşin de senin gibi miydi?”

Başını hafifçe sallayarak onayladı adam. Keskin görünen yüz hatları, açık renk saçlarının gölgesiyle daha ılımlı olmuştu. Kısa bir süre sessiz kaldı. Kalabalığın içinde annesinin elini kaybetmiş bir çocuk gibi görünüyordu, dayanağını kaybetmişti.

“Eşini bulanlar her kimse,” diyerek sessizliği kestim. Buraya atıldığımdan beri kiliselerden, dualardan kaçarak yaşamıştım. Şimdi, yıllar sonra bile ufacık bir ilahi kırıntıyla karşılaşmak tüylerimi diken diken etmeye yetmişti. “Kimliğinizi biliyordu.” diye bitirdim cümlemi. “Aklına biri geliyor olmalı. Onlar seni bulmadan senin onları bulman gerektiğini söyledin. Neden Lavrenti’ye geliyordun?”

“Anna’nın bir kız kardeşi vardı. Ancak uzun yıllardır görüşmediklerini söylemişti, onu hiç görmedim.” Bembeyaz irisleri bana döndü. Bakışlarımı kaçırma isteğiyle yanıp tutuştum ama kendimi tuttum. “Kim olduğunu-olduklarını bilmiyorum. Bizi nereden bulduklarını da bilmiyorum. Ama doğru yerde olduğuma eminim.”

“Nasıl?”

Titreyen elleriyle kırışmış gömleğinin göğüs cebinden küçük bir cisim çıkardı. Bir düğmeye benziyordu ancak değildi. Kırmızı balmumuna basılmış bir mühürdü. Mektupların üzerine yapıştırılan türden. "Bunu atölyede buldum."

“Kraliyet mührü.” dedi Phalen halam.

Lavrenti ailesinin mührü.

Yüzüm ekşidi. Bir sürü düğüm iç içe geçmişti. Çözmek zor olacaktı.

Halam üst üste attığı bacaklarını düzeltti ve ayağa kalkarak ellerindeki eldivenleri çıkarıp sehpaya fırlattı. Kumaşa sinen tütün kokusundan hoşlanmazdı. “Castiana.”

Kafamı kaldırıp ona baktım. “Evet, hala.”

“Kraliyetten hangi salak bu işin arkasında, hemen bul. Adeo. Mühendisi alıp Kuzey Köşküne gidin. Kız kardeşin bu işi çözene kadar orada kalacaksınız.”

Adeo tereddütle dudaklarını araladı. Beni yalnız bırakmak istemediğini biliyordum. Görünüşe göre halam da biliyordu. “Güvenilir birkaç adam bulduktan sonra seni buraya geri göndereceğim, canım.” diye devam etti kapıya doğru yürürken. “Ama şimdi yola çıkmalısınız. Hemen.”




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı