insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

[İlk Prens Hunyi'nin Bakış Açısından]

Sarayın altın varakları içinde, Hin taşından oyulmuş masamın başında otururken, parmaklarımın arasında Savaş Tahtası'nın taşlarından birini hafifçe çeviriyorum. Camın ardındaki avluda, mermer zeminde can çekişen zavallı elçinin inleyişleri, odamdaki hafif kokulu tütsüme karışıyor.

Ölümün eşiğinde çıkardığı o inleyişler... İnsan doğasının en dürüst anlarıdır. Ben de dürüstlüğü pek hayli seviyorum.

Ama bugün bu güzel inleyişler canımı sıkıyor.

"Fazla gürültülü," diye mırıldanıyorum, gözlerimi Savaş Tahtası'ndan ayırmadan.

Odanın kapısından süzülerek çıkan Leydi Yuen, zarifçe eğiliyor. Bembeyaz ipek cübbesi her zamanki gibi parlıyor, gözlerimi kamaştırıyor.

Avludaki inlemelerden o kadar hoşlanmış olacak ki gülümsüyor. Yuen... Benim acımasız kadınım. Yüzündeki masum gülüşünün arından yatan sosyopatı sadece ben biliyorum ve bu yüzden benim kadınım olmayı hak ediyor. En değerlilerimden biri.

"Susturmamı ister misiniz? Ağzını dikmek gibi. Ekselansları?"

Sesi, avluda inleyen sesler kadar berrak ve güzel. Tırnaklarının altındaki kan lekelerini buradan bile seçebiliyorum. Sırf eğlence olsun diye zavallı elçinin canını yakmak için adeta sabırsızlanıyor.

"Bırak, şimdi ölür," diyorum, elimdeki taşı Savaş Tahtasına sertçe bırakıyorum. "Bizim seninle konuşmamız gereken daha özel bir meselemiz var."

Gözlerimi yavaşça Savaş Tahtasından ayırıyorum.

"Küçük kardeşim Zei," diyorum, ismini ağzıma alırken bile iğreniyorum. "Saraydan kaçmış. O pislik, ölümden kurtulabileceğini sanmış."

Yuen'in porselen yüzünde ufak bir değişim oluyor. Gözleri hastalıklı bir neşeyle parlıyor. "Dışarıdaki soğuk, onun nazik tenine çok güzel acılar verecektir. Ormanın da aç haydutları onun soyluluğundan anlamaz Ekselansları."

Aklıma kardeşimin zindanda işkence gören bir köleye merhem götürdüğü aklıma geliyor. Kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyorum. Tahtın sözde son varisi, benim zavallı kardeşim, kan görmeye bile dayanamayan sümüklü kardeşim... Bunak imparatorun göz bebeği kardeşim bir köleye merhem götürüyor. Acınası...

"Haklısın, anlamazlar," diyorum. Hin taşından oyulmuş şarap kadehimden bir yudum alırken zihnimdeki şaheserler çoktan şekilleniyor. "Ancak, benim ona yapacaklarımın yanında haydutların acısı az kalacak."

Sandalyemden kalkıyorum ve bebeğim Yuen'e doğru yürüyorum. Yuen'in etrafındaki keskin auraya rağmen ona yaklaşmaktan zerre korkmuyorum. Çünkü o da biliyor bu dünyadaki en mutlak kişi benim. Bu gerçeğe kendisi de tapıyor.

Elimi onun zarif boynuna doluyorum. Gözlerinin derinliklerine, o kuyuya bakıyorum. "Güneye git, Yuen'im," diye fısıldıyorum. "Kardeşimi bul ve... Onu bana hemen getirmeyeceksin. Ölmesine de izin verme. Tamam mı?"

Yuen, elimi boynuna dolamamdan ağır bir zevk aldığı belli. Dilini dudaklarının arasında gezdiriyor, elimi yalayıp yutmamak için zor duruyor.

"Ne yapmamı ishh-İstersiniz ekselansları?"

"Ona benden kaçmanın ne demek olduğunu öğret," diyorum, her kelimenin üzerine basa basa. İçimdeki sinir yavaştan daha da artıyor.

"Geçtiği her yeri, üzerine bastığı her toprağı, konuştuğu her insanı, ona bir tas bile su veren herkesi... Hepsini onun gözlerinin önünde gebert. Onun naif kalbini öyle bir sök ki... Sonunda delirme noktasına gelsin."

Elimi Yuen'in boynundan çektiğimde yüzü asılıyor ancak hemen sonra gülmeye başlıyor. Aklında kim bilir neler hayal ediyor.

"Onu bana geri getirdiğinde ölmek için yalvarmasını istiyorum. Onun arkasını cesetlerle doldur." Yuen'in gözleri mest olmuş gibi. Başını yere eğiyor.

"Emriniz benim için vahiydir, Ekselansları. Sabırsızlanıyorum."

Ayağa kalkıp odadan çıkarken ipek pelerini gözlerimi kamaştırıyor. Arkama dönüp camdan aşağıya, avluya baktığımda elçinin ölmüş olduğunu görüyorum. Kadehimde kalan şarabın hepsini tek yudumda içiyorum.

"Kaç bakalım kardeşim. Bu dünya bir Savaş Tahtası, bu tahta da benim evrenim. Bakalım daha ne kadar kaçabileceksin..."




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.