insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

"Kızımdan uzak dur." Bu kelimeler kafamda tekrar ederken fazla sesten dolayı annem ve babamın odadan içeriye doğru geldiklerini gördüm.

Emily benim ilk ve tek arkadaşımdı, ondan bu kadar çabuk ayrılmayı planlamıyordum ama Hakiri'ye karşı gelebileceğimi de sanmıyordum.

Bunları duyunca kalbimin derinden derinden sızladığını ve bir an sanki bir daha atmak istemediğini beyan ettiğini düşündüm. Bunları aklımdan geçiriyordum ama bir yanım hiçbir şeyin Hakiri'nin fikrini değiştirmeyeceğini, bir yanım da bir umut olduğunu söylüyordu.

Bunu belki bir şekilde anlayabilirim düşüncesiyle önce annemin ve babamın yüzüne baktım. Yüzlerindeki tek ifade odada ne olduğunu merak ettiklerini gösteriyordu. Sonra yüzümü Hakiri'ye çevirdim, onda gördüğüm duygular korku ve nefret gibi ama nefret olmayan bir duyguydu.

Olayı annem ve babama açıklamadan önce Hakiri'ye bir soru yönelttim. "Neden Emily ile görüşmemi istemiyordun? Bende mi ya da kötü şeyler olacağından mı korktun?"

Hakiri önce bana baktı ve beklemeye başladı. Bu sürede anladım ki bana karşı olan sinirini dindirmeye çalışıyordu ama bunu başaramadı ve bir anda patlak verdi.

"Eşimi nasıl kaybettiğimi biliyor musun? Ha? Eşim de terminalini kullanmayı küçük yaşta öğrendi ama çok yaşayamadan 25 yaşında öldü. Sebebi neydi biliyor musun? Terminalini küçük yaşta açtığı için terminali tam olgunlaşmadı ve rengi kırmızı-siyahtı. ..."

Bir süre bekledi ve gözünden bir damla yaş süzüldü, sonra bir tane daha ve bir tane daha.

"Ya Emily de öyle olsaydı ne olacaktı? Zaten en değer verdiklerimden birini kaybetmiştim. Diğerini de kaybetseydim ne olurdu? Ona uzun zamandır ısrar etmesine rağmen büyü öğretmememin sebebi onu da Teressa gibi kaybetme korkumdu."

Tekrar durdu, nefeslendi ve devam etti.

"Çok sorumsuz davrandın. Eğer terminali tam olgunlaşmamış olsaydı sorumluluk alacak mıydın? Görüşmeni istemememin sebebi de sen tehlikelisin, hem de çok tehli-"

Babam araya girdi ve "HAKİRİ! Yeter bu kadar, o daha bir çocuk. Bunun farkındasındır diye düşünüyorum. Söyleyeceklerin ne ise devamını getirmeden önce burada ne olduğunu anlatmak ister misin?" dedi.

Hakiri gözyaşlarını sildi ve bir nebze de olsa sakinleşti. Bana son bir kez baktı ve babama dışarıya gelmesine dair bir işaret yaptı, ikisi beraber dışarı çıktılar. Odada annem, ben ve Emily kalmıştık.

Annem önce bana baktı ve "seni küçük yaramaz şey" der gibi baktı. Sonra Emily'e baktı. Ben de yüzümü o tarafa çevirdim ama beklediğim görüntü ile karşılaşmadım.

Emily'nin gözleri dolmuştu ve dokunsak ağlayacaktı. Nasıl hissettiğini az çok anlayabiliyordum. Hissettiği ve kızdığı şey babası değildi, kendisiydi. Kendisinin bencilliğine kızıyordu.

Yüzünü incelemeye devam edecektim ama o buna fırsat vermeden yüzünü bana çevirdi, siyah gözleri ile gözlerime bakıyordu. Ama çok derin, sanki gözlerime değil de ruhuma bakıyordu.

Ben de aynı şekilde onun gözlerinin içine bakmaya başladım. Bir onay bekliyordu, sanki sarılması gerekiyordu ama bunu yapamıyordu.

Bunu anlayınca anneme doğru baktım. İstiyorsa anneme sarılabilirdi ama o hayır anlamında kafasını iki yana salladı.

Ne istiyor olabilir diye düşünürken aklıma bir fikir geldi, ani bir düşünceyle kollarımı iki yana açtım ve beklemeye başladım ama o beklememe fırsat vermeden doğrudan üzerime atladı ve hıçkırıklar içinde ağlayarak sımsıkı bana sarıldı.

İlk nasıl tepki vereceğimi bilemedim ve doğal davranmaya karar verdim. Bir süre böyle bekledik ve duyulan tek ses Emily'nin hıçkırıkları ve ağlama sesiydi.

"Babamın bana büyü öğretmediği için ona her seferinde sinir olurdum, bazen de nefret ederdim. Annemin bu şekilde öldüğünü bana hiç anlatmadı ki. Bana anlatsaydı ondan nefret etmezdim. Kendimden utanıyorum. Ne acılar çekerek beni yetiştiren kişiden nasıl nefret edebildim ben?"

Ve tekrardan ağlama sesleri devam etti.

Daha fazla kendini yıpratmasın diye bir şeyler söylemek istedim ama ya yanlış kelimeleri seçersem? Ne olurdu, tereddüt etmeden duramadım ama olaya el atmam da gerekiyordu. Konuşmak için kendimi topladım, ilk kelimemi etmek için nefeslendim ama annem bana "bu iş bende" diyerek baktı ve konuşmaya başladı.

"Bunları bilmemen senin suçun değil. Anlatmaması da babanın suçu değil. Babanın anlatmamasının sebebi sana değer vermesi."

"N-Nasıl yani?"

"O senin büyüden korkmanı değil de sevmeni istiyordu. Bunu söylememesinin sebebi de senin büyüden korkup uzaklaşmamanı istemesiydi bence. En azından kötü bir şey olmadan şimdilik olay yatıştı. Bu yüzden kendini suçlamana gerek yok. Aslında babanın üzülmesine anlayış göstermen bile senin ne kadar iyi bir çocuk olduğunu gösterir."

Annemin bu sözlerini duyan Emily biraz da olsa sakinleşmişti. Kollarını gevşeterek bana sarılmayı bıraktı ve teşekkür ederek yataktan aşağıya indi.

"Şimdi daha iyiyim. Teşekkür ederim Teo ve..."

"Livia." dedi annem.

"Teşekkür ederim Livia teyze."

Annem konuşmaya devam etti.

"Ee, Emily, ilk yaptığın büyü nasıldı? Nasıl hissettin? Eğlenceliydi değil mi?"

Emily bir süre düşündü, konuşmak için ağzını açtı ve cevabını verdi.

"MÜKEMMELDİ. Çok heyecanlıydı. Su büyüsüydü, çok küçüktü ama harikaydı."

Annem gülmeye başladı.

"En azından Teo gibi olaylı bir şekilde yapmamışsın. Öyle olsaydı başımız ikinizle dertteydi."

Bunun karşısında ben somurtururken Emily gülmeye başladı ama bu uzun sürmedi. Babam ve Hakiri içeriye girdiler.

Ortam bir anda feci gerildi ve midem bu baskıyı çok kaldıramadı, rahatsız hissetmeme sebep oldu. Emily'nin gözleri babasını görünce tekrar dolmaya başladı ve koşarak babasına sarıldı.

"Özür dilerim baba. Bunları yaşadığını bilmiyordum. İstersen beni sevmeyebilirsin. Gerçekten çok özür dilerim. Çok bencilce davrandım..."

"O nasıl söz kızım? Bu hayatta senden daha değerli ne var ki benim için? Kendini daha fazla üzme lütfen. Benim de bunda biraz payım var, ben de özür dilerim."

Evet, bu konuşmalardan sonra olayın kapandığına çok emindim ama Hakiri kimsenin bilmediği o şeyi söyleyene kadar.

"Teo, eğer kızıma büyü öğretmek istiyorsan... Benimle düello yapacaksın, eğer kazanırsan kızımla istediğin şekilde büyü öğrenebilirsin ama beni yenemezsen kızımla bir daha görüşmeyeceksin."

"Ne dersin? Var mısın? Yok musun?"

Ne? Ben Hakiri ile düello yapacağım. Kazanmam imkânsızdı ama içimden bir ses bir şansım olduğunu söylüyordu.

Hakiri'nin teklifini reddetmeye karar verdim ama Emily benim ilk arkadaşımdı ve arkadaşlığımıza değer verdiğimi göstermem de gerekiyordu. Bunları düşünürken Emily ile göz göze geldim. Gördüğüm tek duygu inançtı, bana inanıyordu.

Bunu düşündüm ve cevabım zaten hazırdı, sadece iki kelime.

"Kabul ediyorum."




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı