insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Unutur muyum? Tabii ki unutmam.
Yağmur yine gözlük ve bereyle takılırken ben de her zamanki gibi fötr şapkamı taktım ve trençkotumu giydim. Dün yağan kuvvetli kar bugün durmuş, nisanın sonlarına doğru hava mevsim normallerine dönmüştü. Necmi abinin verdiği adresinin yakınına doğru gittik. Yirmi katlı bir rezidansın önünde durmuş, tepeye doğru bakıyorduk. “Kaçıncı kattaymış?” diye sordum. Yağmur dedi ki:
-Hayır
-Hayır mı? Cevabı evet veya hayır olacak bir soru sormadım.
-Yazmıyor diyecektim. Sonra sen: “Kaçıncı katta olduğunu yazmamış mı?” diye soracaktın. Ben de “Hayır” diye cevap vereceğimden direkt “Hayır” dedim. Keşke iki üç diyalog fazla konuşsaydık. Daha az konuşurdum.
Vay vay vay!.. Bizim robot, buzdağı Yağmur’umuza bakın! Ağzımın payını alıp önüme döndüm. Rezidansa doğru yürümeye başladım. Yağmur’un arkamdan koştuğunu ayak seslerinden anladım. Yanıma doğru gelince yavaşlayıp o da benimle yürümeye başladı.
“Kaçıncı katta olduğunu nasıl bulacağız?” dedi Yağmur sakince. “Umarım bir planın vardır.”
“Senin gibi fiziksel yeteneklerim, mükemmel nişangahım yok fakat benim de senden daha iyi bir yanım var. Stratejik zekâm.”
Rezidanstan içeriye girip görevlinin yanına gittim. “Murat Güngöroğlu kaçıncı katta?” diye sordum. Yağmur’a döndüğümde ellerini çenesine götürmüş şaşırmış halde bana bakıyordu. Görevli: “Kim sormuştu?” dedi.
“Ben Dilaver Büyükdoğan, Murat Güngöroğluyla bir işimiz var. Kendisi geldiğimi biliyor.“ dedim. Görevli şöyle bir beni süzdü, dudağını büktü ve gözlerini kıstı. Dudakları hareket etmiyordu fakat “Bu halde mi görüşmeye geldiniz?” dediğini en safımız bile anlardı. Sonra ben de paltoma baktım. Dün gece delik deşik olduğunu unutup değiştirmeden geldiğimi fark ettim. Adama tekrar baktığımda Yağmur çoktan adamı bayıltmış, yere yavaşça bırakıyordu.
“Maşallah Kartacalı Hannibal gibi stratejik zekan var.” dedi Yağmur. Dalga geçtiğini anladığımı bildiğinden asla çekinmiyordu.
“Paltomun değiştirmeyi unutmuşum.” dedim. “Her insanın başına gelebilir”. Her insanın başına gelebilir mi? Söylediklerimin garipliğini söyledikten hemen sonra fark ettim. Her normal insan sabah 9.00, akşam 17.00 işe giderken yolda kurşun yağmuruna tutulabilir. Sonrasında da ölmeyip o paltoyla ertesi gün işe gidebilir. İş yerinden soranlara “Kusuruma bakmayın dün gece kurşunlanıp ölmemiştim de sonrasında delik deşik olan paltomu değiştirmeyi unutmuşum. Her insanın başına gelebilir.” diye cevap verir. Doğru. Bu önemli noktayı nasıl atladım?
Yağmurla kapıdan geçince hemen sağımızda, üzerlerinde isimlerin yazılmış olduğu dolapları gördük. Yağmur işaret parmağıyla Murat Güngöroğlu yazılı dolabı gösterdi. Yedinci katta olduğunu öğrenince önümüzdeki asansöre bindik. Ben asansörün sağını solunu incelemeye başladım. Bunu yaptığımı görünce Yağmur dedi ki: “Boşuna arama, kamera olacağını sanmıyorum. Sallama Murat’a gidiyoruz Scarface’e değil.”
Belki de haklıydı biraz fazla abartıyordum. Alt tarafı para nerdeyse oraya çökmeye çalışan bir mafya babasını ziyaret edecektik. Bu adamdan korkmak biraz yersizdi -Ama zoraki hizmetçisi varsa işte o zaman işler değişirdi.- Kapılar açılınca endişelerimin gayet yerinde olduğunu gördüm. Kirli sakallı, gömleklerinin bir kısmı dışarıda olan tipler ellerinde tam otomatik silahlarla asansörün kapısında bizi bekliyordu. Altı metrekarelik bir alanda sıkışıp kaldığımızdan ötürü Yağmur’un ne kadar fiziksel yeteneği olursa olsun oradan kurtulmak imkansızdı. Üzerimizdeki silahları, bıçakları verip önlerine koyulduk.

Ellerimiz havada yürürken “Hey biraz dikkatli ol” dedi Yağmur arkamızdaki adama dönerek. “Yoksa buradan kurtulduğumda seni bedavaya öldürürüm.”
O bunları derken aynı anda ben de belimde böcek ısırığı gibi bir acı hissetmiştim. Büyük çelik bir kapıdan içeri girdik. Karşımızda cam bir masa, arkasında ise deri sandalyeye oturmuş tıfıl birisi vardı. Saçları önüne taranmış, gömleğinin ilk üç düğmesi açık, boynunda gümüş kolyesi vardı. Dışarda böyle birini görseydim düşüncelerim farklı olurdu. Yeni aldığı Şahin arabasını yere bastırmış, kapılarına morlu pembeli ışıklar taktırmış, her virajda arabasını kaydırmayı seven biri galiba derdim. Ama şimdi karşımda Sallama Murat adıyla bilinen bir mafya babası duruyordu.
“Evet! Gençler, sonunda teşrif ettiniz.” Dedi Sallama Murat hafifçe kıkırdayarak. “Ben de sizleri bekliyordum.”
Tabii ya Necmi abi zaten bizi bunun için uyarmıştı. Ama ben bunun da bir klişe olduğunu düşünerek o uyarılara kulak asmadım. Durun bir dakika yoksa “kulak asmamam” da mı bir klişe?!
“Demek dün gece Kabus’un kıçını kurtaran velet sensin” dedi Murat bana dönerek. “Yoksa Kanunsuz mu demeliyim?”
Bana doğru yürümüş gözlerimin içine bakmaya çalışıyordu. Bunu görmüyordum ama hissediyordum. Boyu kısa olduğundan onunla göz göze gelebilmek için altmış derecelik bir açıyla aşağıya bakmam gerekiyordu. Ben ise gıcıklık yapıp uzaklara doğru bakıyordum.
“Dediğiniz gibi keşke Kanunsuz olsaydım” dedim. “Maalesef ki o değilim”
Söylediklerim bitince herkes şaşırıp birbirine baktı. Ama sürekli aynı şeyi yaşamak benim suçum değildi ki siz dangalak mafyacılık oynayan tipler sürekli beni Kanunsuz ile karıştırıyorsunuz.
Arkamda duran bir adam önümüze geçerek masaya doğru oturup kaşlarını çatarak bana baktı. Diğerlerinden farklı giyinmişti. Siyah smokini ve papyonu vardı. Saçları, pörtlek gözlerini kapatacak kadar uzundu. Üçgen gibi sivri çenesi vardı. Bu Murat’ın adamı değildi. Böylesine şık giyinen bir adam, zaten Murat’ın adamı olamazdı. Yağmur bana doğru fısıldayarak: “Echis” dedi. Echis mi? Bu diğer mekanlardan biri olan Kıyamet Kebabının Primus’u olan Echis mı? Daha önce hiç görmemiştim ama ismini Echis* yılanından alan bir katil olduğunu duymuştum. Genelde verilen işleri zehirleriyle halleder, çok nadir durumlarda silah kullanırdı.
Murat eliyle diğerlerine “Dur” işareti yaptı. Sonrasında elini paltomda gezdirdi. Delikli kısımlarına parmağını soktu. “Yoksa bu öldürdük dediğiniz diğer çocuk mu?” dedi Murat kaşlarını çatarak. “Baksanıza paltosu mermilerden delik deşik olmuş”.
“Efendim olay yerinde baygın baygın yatan bir arkadaş anlattı bize” dedi hemen sağımdaki adam. “Ona göre bu adam yaylım ateşine tutulmuştu.”
Baygın baygın yatan adam mı? Yoksa bu dün gece üstüne atlayıp bayılttığım ilk adam mı? Ben o adamın araya kaynayıp öldüğünü düşünmüştüm ama… Demek ki araya kaynamamış…
Murat, az önce konuşan adamın yanına gidip karnına bir yumruk attı. Sonra dedi ki: “Oğlum siz ne acayip insanlarsınız lan!? Bir işe yaramıyorsunuz bari doğru bilgi verin. “.
“Kanunsuz’un buraya geleceğini söylemiştin Murat!” dedi Echis sinirli bir şekilde.
Murat, Echis konuşunca birden terlemeye başladı. Rengi soldu ve kireç gibi bembeyaz oldu. “Kabus’u dün gece o kurtarmış.” dedi Murat, Echis’e dönerek. “Onunla bir ilişkisi olmasa neden kurtarsın. Biraz beklersek eminim gele-“
Echis, Murat’ı boğazlayarak yukarı kaldırıp konuşmasını engelledi. Bunu gören adamların hepsi tam otomatik silahlarını Echis’e doğru çevirdi. Echis Murat’a yakınlaşıp: “Benim değerli vaktimi boşa harcayabileceğini mi zannettin seni sıçan? “ dedi. Murat konuşmakta zorlanıyordu fakat ne dediğini az da olsa anlayabiliyorduk. “Asl sen ne ya-tı- za-ne- “ dedi Murat. Anladığım kadarıyla “Asıl sen ne yaptığını zannediyorsun?” dedi. Yoksa “Aslı sen ne yazdığını zannediyorsun?” mu demişti? İlki daha mantıklı geldiğinden onu kabul ettim.
Tüm otomatik silahlar Echis’e döndüğünden dolayı bizim etrafımızda bir boşluk oluştu ve Yağmur bu durumdan istifade etti. Sağındaki adamın burnuna vurup otomatik silahını elinden aldı. O kargaşadan yararlanıp ben de solumdaki adamı çelmeyle yere düşürüp silahını aldım. Echis’e dönen silahlar birden tekrar bize döndü. Echis, Murat’ı yere bıraktı.
“Bu odadaki bir düzine ahmaktan gerçekten korkacağımı mı sandın?” dedi Echis elini alnına götürüp yavaşça yürüyerek. “Bak dikkatlerini dağıtmak ne kadar kolay. Ben olmasaydım, Kâbus şurada hepinizi öldürmüştü.”
“Senin olman fark etmez. Yine öldürürüm” dedi Yağmur kendinden emin ses tonuyla. “Kendi iç savaşınızın sorunlarını dinlemekten bıktım. İki saattir sıkıntıdan patlıyorum. Bana şu çekin sahibini söyle de gideyim. Böylece hiçbirinize zarar gelm-“
Yağmur birden elindeki tam otomatik silahı yere düşürdü ve dizlerinin üstüne düştü. Onun bu halini anlamaya çalışırken kollarımı hissedemedim ve ben de onun gibi yere düştüm. Bacaklarımı ve kollarımı hissedemiyordum.
“Evet, işte böyle. Diz çökün ve bana Kanunsuz’un yerini söyleyin.”

*D.N: Echis yılanı dünyadaki en çok yılan ölümlerine sebep olan en kötü şöhretli yılandır.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.