insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Gözlerimi açtığımda başka bir kanepede uyandım. En son hatırladığım İrem ve Yağmur'un katlettikleri insanların çığlıklarıydı.

"Günaydın Hakan" dedi Yağmur. Fakat farklı bir hava seziyordum. Dün geceki parlaklığı bu sabah yoktu. Elinde kahvesi gözünde güneş gözlüğü vardı. Güneş gözlüğü mü? Evin içinde güneş gözlüğü mü?

"Bir şey sorabilir miyim?"
"Dur tahmin edeyim. Neredeyim ben diye soracaksın. İrem’in evindesin, dün gece evim ifşa olunca ben de onu daha fazla riske etmek istemedim o yüzden buraya geldik."

Yağmur takır tukur cevaplayınca onu bozmak istemedim. Aslında evin içinde neden gözlük taktığını soracaktım.

"Öyle mi? Senin evini bulan İrem’in evini bulamayacak mı?"

"Şimdilik bulamadılar." dedi Yağmur. Sesindeki gerginliği hissetmek için sarraf olmaya gerek yoktu. "Sen de uyandıysan mekâna gidelim"
Sözleriyle beni geçiştiriyor. Sormak istediğim soruları sormama fırsat bırakmıyordu. Buz gibi gözleri, titremeyen net sesi...Robottan farksızdı. Birkaç komiklik yapıp ağzından laf alacağım birisi değildi.

**************************************************************************

İremin evinden çıkıp mekana giderken, Yağmur farklı davranıyordu. Arabayı benim kullanmama izin veriyor, gözlüklerini asla çıkarmıyordu. Onu ilk defa gündüz mekana giderken görüyorum.
Yağmur ciddi bir ses tonuyla "Söylememe gerek yok sanırım ama, İremin ablam olduğunu kimseye söyleme" dedi.
Kafamla onayladım. İnsanların kardeşleriyle bir arada olması ne güzel. Gerçi buna üzülmüyorum. Hayatımın bu kısmının yalnız olması zamanımı nasıl kullanacağımı da bana öğretti.

Belirli bir yaştan sonra abimden ayrıldığımdan, takıldığım tek mekan Fırtına Salatasıydı. Sabahları gider, iş var mı diye bakarım. Bazen çok pişmiş işleri hemencecik hallederim. Silahımın dumanı daha kaybolmadan, çilekli sütümün tazelenmesini severim. Leon gibi kazandığım paraları harcayamayacağım bir durum olmamasına karşın fazla lüks yaşamayı sevmiyorum. Gördüğüm kadarıyla diğerleri de benim gibi düşünüyordu.

Neyse çok konuştum. Dediğim gibi genelde geceleri görüyordum. Kapıdan içeri girdiğimde içerde yine bir karışıklık hakimdi. Yağmur beresini gözlüğünü kapının hemen içinde çıkardı. O karışıklık hemencecik sustu. Sessizliğe bürünmüş ortamda yerde kırılmış cam bardaklar vardı. Birkaç üye de yerdeydi. Hallerine bakılırsa büyük bir kavga dönmüştü. Sağ tarafımda barın arkasına baktım. Beton Necminin yumrukları kan olmuştu. Kıpkırmızı suratından daha dikkat çeken ise gözlerindeki öfke patlamasıydı.

"Bu mekânı ben kurdum. Siz boncuklu tabancayla oynarken ben Magnum’un namlusundaki dumanını soluyordum. Kimseyi burada zorla tutmuyoruz, bu mekâna bağlıysanız kurallara uyacaksınız! Hem burada, kendisi işte karşınızda yeteneklerinizin onu öldürmeye yeteceğini düşünüyorsanız buyurun deneyin."

Beton Necminin bu konuşması sessizliğin daha derinleşmesine yardım etti. Herkes yavaşca yerine geçti. Zaten yerinde olup etrafı izleyen insanlar da vardı. Ne olup bittiğini biraz anlamış gibiydim.

"Tahmin ettiğim şey mi?" diye sordum. Beton Necmi gözlerime bakıp otur işareti yaptı. Yanıma da Yağmur oturdu. Beraber oturduğumuzu gören çoğu üye gözleri açık bize bakmaya başladı.

"Hayranın çok galiba Hakan" dedi Yağmur. İnsan dalga geçerken bile ruhsuz olabilir mi? Oluyormuş.

"Sonunda arkadaş bulabildiğini görünce şaşırmışlardır" dedim. İkimiz de gülmedik ama Beton abi bu esprisimsi şeye kahkaha attı.

“Neşenizi takdir ettim ama çok ciddi sorunlar var." dedi Beton Necmi ciddi bir sesle.

“Evet” dedi Yağmur o soğuk ses tonuyla “Mesela Hakanı peşime takman gibi."

Beton Necmi “Fırtına Salatasının kuralları gere...” diye konuşmaya devam edecekken Yağmur tarafından sesi kesildi.

“Siz aynı kişi falan mısınız?” diye sordu Yağmur. “Dün gece de aynı şeyi Hakan söyledi.Sizin zamanınızda nasıldı bilmiyorum, ama gördüğün gibi artık bu kuralları uygulayan kimse kalmadı.”

“Eskiden bu işin bir raconu vardı.” Dedi Beton Necmi elindeki bardağı ovalayarak. “Açık çekler sadece mekan sahiplerine gelirdi. Bu çeki yazan adam her kiralık katile duyuru geçmiş. Sandığımızdan daha büyük bir tehlike var. Yağmurun peşinde daha çok adam var.”

“Evet siz ikiniz hariç buradaki adamlar.” dedi Yağmur Beton Necmi’yi tamamlayıp.

Yağmur sözlerini bitirirken birden hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Arkamızı döndüğümüzde Yağmura silah doğrultan bir üye, boğazından saplanan bıçak yüzünden ölmüştü. Bıçağın fırlatıldığı yöne doğru baktığımızda at kuyruklu bir adam oturuyordu. Sadece parmaklarının kesik olduğu bir eldiven ve tabanı kalınca bir bot giyiyordu. Sol gözünün orda derince bir kesik vardı. Bıçağı attığı yöne bile bakmıyordu. Ölen adam yere düşerken Beton Necmi "Sadece ikimiz değil" dedi. Doldurduğu portakal suyunu bardan sürüyerek o adama attı. Adam bizim olduğumuz tarafa bile bakmadan portakal suyunu tuttu ve yukarı kaldırdı. Onunla beraber birçok üye de içeceklerini yukarı kaldırdılar.

“Şu telefonu al.” dedi Beton Necmi elindeki eski model cep telefonunu bana uzatarak. “Burada ne olursa olsun yardımına koşacak üyeler var.”

Telefonu alıp incelediğimde hızlı aramalarda 9 numara gördüm. Zaten 9 kişi kayıtlıydı. Son numarayı görünce Betona bakıp bu nasıl burada der gibi baktım. Bunu anlayınca Beton “Kızma Hakan her üyeye ihtiyacımız var “dedi.
“Dün gece Sallama Murat’ın adamları tarafından saldırıya uğramışsınız” dedi Beton. Şaşırarak ona baktım. “Ne Sallama Murat mı?” dedim hafif sesle. “Onun ne alakası var? Yok o değildir”
“Saçma saçma konuşma Hakan” dedi Necmi abi “Para neredeyse Sallama oradadır. Ayrıca Sallama paranın gelmeyeceğini bilirse o işe girmez. O yüzden müşterisini iyi tanır.”
Birden kafamda şimşekler çaktı. “O zaman bu çekin sahibini biliyordur.” Diye sordum.
“Hiç kafanda şimşekler çakmasın 3 yaşındaki bir çocuk bile bu cümleden sonra bunu çözerdi Hakan” dedi Yağmur dalgacı ses tonuyla. “Necmi abi sende bu Sallama mı? Dallama mı? Onun adresi var mı? “
Sallama, dallama mı? Ortam ciddi olmasaydı belki 2 dakika buna gülebilirdim. Evet belki ben yapsam komik bir kelime oyunu olmayabilirdi ama tanıştığım en ciddi insanın böyle şeyler söylemesi bana göre çok komikti.

“Var” dedi Beton kısık bir sesle. “Ama bodoslama dalınacak birisi değildir dikkat edin. O sizin ölmediğinizi duyunca çoktan önlemini almıştır.”
Yağmur kâğıdı alınca Necmi abinin dediklerini duymazdan gelip ayağa kalktı. Kapıya doğru yöneldi. Şaşkınlığımı gizleyemeyip arkasından ağzı açık bakakalırken. “Hadi” dedi Yağmur sakinliğini koruyarak. “Yoksa Fırtına Salatasının en önemli kuralını unuttun mu?”




user

sallama murati biz bi yerden taniyo muyuz niye bu kdr sasirdik acaba

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.