insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

music wave

Bu bölüme özel müzik eklendi!

Hikayenizi okurken, atmosferi tamamlayan özel müziği dinleyebilirsiniz.

0. Kılıç Kraliçesi

“Yalancı baharın bahtsız haini
dilsiz bırakmışlar o zavallı faniyi
ağlama demişler
gözyaşların akmasın
yalnız bırakmasın seni,
seni yaratan kederli huzur
paketlenmiş duyguların
ve ithal anıların
zira o zaman sessiz kalırsın.”

20 Şubat 2009, Moskova

Ne zaman tutmaya başladığını bilmediği soluğunu dışarı verirken, eldivenli elleri arasındaki ipek mendili sıkıca burnuna bastırdı genç kadın. Mendile sinmiş tatlı kokuyu uzun uzun ciğerlerine çekti, son kez yapabildiğinin farkındaymışçasına kokladı. Islak kirpikleri hafifçe titredi, açık mavi irislerine ölüm döşeğinde kıvranan bir ruhun yorgunluğu sinmişti.

Son şansın. Zihninde asla susturamadığı bir ses çığlıklar atıyor, ciğerlerini tırmalıyordu. Koyu renk saçlarının yüzüne düşen birkaç tutamını kulağının arkasına itti. Cesur olmak zorundaydı. Yapmak zorundasın. Çocuklarını düşündü. Henüz aylar önce kucağına aldığı kızını. Oğlunun kendisinin birebir kopyası olan kocaman gözlerindeki ışığı düşündü. Ve simsiyah hayatının o ışıkla nasıl aydınlandığı. O aydınlık, çıkmaya çalıştığı bataklığa daha da itmişti onu. Dipteydi, ışığı görmek istedi ancak gözkapaklarından sızan bir avuç çamurdan ibaretti bütün umudunun yok oluşu. Son şansın. Çocukları da kendisiyle birlikte o bataklığa gömülmeyecekti.

Birkaç metre ötede çekingen bir tavırla bekleyen orta yaşlı adam, “Sare.” diye mırıldandı acı bir sesle. “Acele etmelisin.”

Kadın titreyen dudaklarını hafifçe birbirine bastırarak oturduğu yerde hafifçe doğruldu. Eski olduğu belli olan kameranın kaydını durduracak tuşa uzanmadan önce son bir kez gülümsedi. “Canım yavrularım.” dedi. “Sizi çok seviyorum. Size ait olanın sizden alınmasına asla izin vermeyin. Ve annenizin sizi ne kadar sevdiğini asla ama asla unutmayın.”

Kayıt durdu. O andan itibaren genç kadının gözlerinde hiçbir tereddüt zerresi yoktu. Ellerindeki eldivenleri nazikçe çıkarırken arkada bekleyen yaşlıca adam şimdi ellerinde bir kasa ile yanına gelmişti. Yüreğinde kabaran korkunç huzursuzlukla kameraya uzandı adam ve kasanın içine koydu. Kadının pınarlarında kuruyan yaşlar şimdi onun gözlerine dikenler gibi batıyor, boğazında kocaman bir yumru büyüyordu.

Cebinden gümüş bir kart çıkarttı kadın. Bu sefer adama uzattı kartı. “Bunu oğluma vereceğine söz ver. Gelecek sahibini o bulmalı.”

“Söz.” dedi adam. Gümüş işlemeli kartın üzerinde ne yazdığını biliyordu ama yine de ters çevirdi.

Kılıç kraliçesi.

Az önce oturduğu koltuğa usulca tekrar yerleşti kadın. Gözlerini kapattı. Ensesinin biraz üstünde, beline bir nehir gibi uzanan saçlarının arasında adama kendi elleriyle verdiği silahının soğuk namlusunu hissedene kadar bekledi.

Titreyen parmakları yine ipek mendile uzandı. Çehresini kaldırdı ve mendili burnuna bastırdı. Bu dünyada aldığı son nefesti, kızının kokusunu soluyarak ölecekti. Ciğerlerine uzun bir soluk çekti.

Ve silah patladı.




user

Birinci bölüm biraz kısa, ama harika bir betimleme ve duygu ile yazılmış. Şayet ben eserlerinde duygu yansıtmaktan yoksun birisiyim ve bu tarzınız hoşuma gitti. Devam bölümlerine göre yorum yapacağım. ☺️🙏🏻