Ashen-Legion'ın yer altı karargahına yapılacak operasyon için tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Yirmi seçkin adamdan oluşan birliğin başında, krallığın Baş Büyücüsü Vaelmon bizzat yer alıyordu. Vaelmon'dan sonraki en yetkili isim olan Şövalye Komutanı Alaric, yanındaki yaşlı adama endişeli bir bakış attı.

"Efendim, sizin gibi birinin bizzat sahaya inmesini beklemiyorduk," dedi Alaric.

Vaelmon, elindeki efsunlu parşömeni sıkıca kavrarken soğuk bir sesle karşılık verdi:

"Daha emekli olmadım Alaric. Ayrıca bu örgütle kişisel bir meselem var. İşlerini bizzat ben bitireceğim."

Alaric, Vaelmon'un gözlerindeki öfkeyi ilk kez bu kadar net hissediyordu. Baş Büyücü, sanki sadece bir göreve değil, bir infaza gidiyor gibiydi.

Vaelmon, Müdür Felan'ın o sınırsız ışınlanma yeteneğinden farklı olarak, üretimi ve maliyeti yüksek olan tek kullanımlık bir ışınlanma parşömeni açtı. Zephyros'tan alınan koordinatlar doğrultusunda parşömeni devreye soktuklarında, karargahın tam kalbine doğru çekildiler.

Gözlerini açtıklarında, gün ışığından tamamen mahrum, nemli ve ağır bir küf kokusunun sindiği, labirentvari bir yeraltı tesisindeydiler.

Yanlarındaki ışık büyücüsü, çevreyi aydınlatmak için elini havaya kaldırdığında, gördükleri şey karşısında dehşet içinde kalmışlardı.

Burası bir karargah değil, bir deney laboratuvarıydı. Tavana kadar uzanan devasa cam tüplerin içinde, daha önce hiç görülmemiş türden hibrit kimeralar süzülüyordu. Örgüt, ayrıca homunculus deneyleri için masum insan bedenlerini malzeme olarak kullanıyordu.

Alaric midesinin bulandığını hissederek,

"B-bu da ne böyle?" diye söylendi

Karşısındaki en büyük tüpte, sanki cehennemin derinliklerinden kopup gelmiş, derisi zırh gibi sert, pençeleri bir şövalye kalkanını kağıt gibi delebilecek kadar uzun ve sırtından dışarı taşan kemik dikenlerine sahip, çarpık bir yaratık duruyordu.

O sırada şövalyelerden biri:

"Efendim, bölgede araştırma notları dışında başka bir şey yok ," diye rapor verdi

Vaelmon'un kaşları çatıldı: "Nasıl olur? Gelişimizi önceden sezmiş olabilirler mi?"

Cevap, karanlığın içinden yükselen o ritmik alkış sesiyle geldi. Grace, yüzünde çarpık ve alaycı bir ifadeyle adımlayarak ışığın altına çıktı.

"Vay, vay... Krallığın Baş Büyücüsü'nü bu yeraltı ininde ağırlamak benim için ne büyük şeref!"

Askerler anında savaş durumuna geçti. Grace, elini havada sallayarak

"Ah, bu kadar gergin olmayın! Belki bir çay eşliğinde sohbet ederiz?" dedi.

Vaelmon yüksek bir ses tonuyla "Sen de kimsin? Örgütün bir üyesi mi?" diye seslendi

Grace, sanki havadan sudan bahsediyormuş gibi alaycı bir tavırla cevap verdi:

"Ben mi? Arada bir örgütün ayak işlerini yaparım. Sadece sadık bir hizmetkarım diyelim."

"Amacınız ne?" diye bağırdı Vaelmon. "Tüm bu sapkın deneyler, bu katliamlar... Ne uğruna?"

Grace kahkaha attı.

"Ha ha amacımız mı? Etrafına bir bak Vaelmon! Şu kokuşmuş krallığa, soyluların alt tabakayı nasıl birer böcek gibi ezdiğine bak. Gözleriniz o kadar körleşmiş ki, yanınızda yükselen yangını fark etmiyorsunuz bile."

"Saçmalıyorsun!" dedi Vaelmon. Alaric, kılıcını sıkarak,

"Efendim, bu adam aklını kaçırmış konuşarak vakit kaybediyoruz," diye araya girdi.

Vaelmon hamle yapacağı sırada Grace parmağını şıklattı:

"Mana Boşluğu Alanı !"

Ekibin ayaklarının altındaki zemin aniden rünlerle parlamaya başladı. Vaelmon ve ekibi, bedenlerindeki mana akışının bir anda kesildiğini hissettiler. Şövalyeler fiziksel olarak hareket edebiliyordu ancak büyücüler manalarını tamamen kaybetmişlerdi.

Vaelmon gözlerini kısarak, "Güney Krallığı saldırısı... O rünler, hepsi sizin başınızın altından çıktı!" diye bağırdı.

Grace, "Güney krallığımı dedin ?", yüzünde sahte düşünceli ifadeyle.

"Güneyin kralı tam bir basiretsizdi, ona biraz güç ve statü vaat ettik, kral olduğu halde hemen diz çöktü. Tıpkı sizin gibi, açgözlüler işte; elindekine doymayıp, başkalarının yaşamını tüketen asalaklar!."

Grace elini havaya kaldırdı: "Rete! Yaratıkları sal!"

Rete, o karanlık gülüşüyle kontrol panelini aktive etti. Tüpler birer birer parçalandı. İçerideki kimeralar, Vaelmon'un grubuna vahşi bir açlıkla saldırmaya başladılar. Kısa sürede koridorlar kanla doldu, birkaç asker yere yığılmıştı.

Vaelmon, "Alaric! Büyülerimi kullanamıyorum, dizilimde bir açık olmalı! Beni koru!" diye bağırdı.

Grace, o anki kaosun içinde meraklı bir sesle,Vaelmon'a bir soru yöneltti:

"Bu arada Vaelmon...Kael ismini hiç duydun mu?"

Vaelmon'un tüm bedeni gerildi. Aurası ise bir anlığına kararmıştı.

Grace, "Hah, yüzündeki ifadeden tanıdık biri olduğu belli! Kael Krowel... Torunun olduğunu bilmiyordum. Bilseydim, ona çok daha şık bir hediye gönderirdim."

"Onu akademide yaralayan sen miydin?" Vaelmon'un sesi,Her Zamankinden farklı bir tonda geliyordu"

Grace, "Anul'u mu diyorsun? Torunun, Rete'nin çok sevdiği oyuncağını parçaladı. adamım buna çok üzüldü, değil mi Rete?".

Rete, "Lanet velet! Sizden sonra onun işini de bitireceğim," diye söylendi

Örgüt üyeleri, Vaelmon'un bir "Baş Büyücü" olduğunu, hatta sekizinci halkaya erişmiş kadim bir güç olduğunu unutmuşlardı. Vaelmon'un gözlerinden sinirden adeta kıvılcımlar çıkıyordu.

"Torunumun... işini... bitireceğini mi söyledin!!?"

Alaric, "Efendim, dikkat edin!" diye bağırdı ama Vaelmon'un yanında bir anlığına tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Yaşlı adamın aurası artık sadece havayı değil, ruhu da eziyordu.

"Rüzgar Sanatı: Zefir Tapınağı!"

Vaelmon tüm alanı devasa bir rüzgar bariyeri içine hapsetti. Grace ve Rete, bir anlığına dünyadan soyutlandıklarını hissettiler. Sesler tamamen kesilmişti. Vaelmon, manası kısıtlanmış olsa da kendi içsel potansiyeliyle yumruğunu az bir mana ile sarıp yere öyle bir gömdü ki, zemin parçalandı. dizilim ise ortadan kayboldu

Grace şok içerisindeydi " Sen nasıl bir canavarsın mananı kullanamıyor olman gerekirdi!"

Sinirden gözü dönen Vaelmon düşünmeden gizli sanat büyüsünü kullandı

"Mana Aşımı: İki Katı!"

Vaelmon, rüzgarla sarmalanmış yumruğunu üstüne gelen kimeraya salladı. Darbe kimeranın gövdesinde koca bir delik açmıştı.

"Mana Aşımı: Üç Katı! Hepiniz gelin!"

Alaric korkuyla Vaelmonu izliyordu; bu teknik bedene manayı zorla sokan bir sanattı. zephyros ta aynı gizli sanatı kullanabiliyordu hatta bu tekniği babası vaelmon'dan öğrenmişti

Vaelmon, sığınağı başlarına yıkmaya kararlıydı. ardı ardına büyüler gönderiyordu

"Rüzgar Sanatı: Fırtına Ağıtı!"

Vaelmon'un oluşturduğu rüzgardan bıçaklar mana aşımı ile birleştiğinde değdiği yeri saniyeler içerisinde ikiye bölen güçlü bir büyüye dönüşmüştü kimeralar tek tek parçalara ayrılırken rüzgar bıçaklarının biri Grace'in koluna değdiğinde saniyeler içinde Grace'in uzvu kopmuştu kolu o kadar hızlı kesildi ki acısı kolu kesildikten saniyeler sonra ona ulaştı. Yere yığılan Grace'in yardımına gölgelerin içinden Lurker yetişti. Lurker, gölge büyüsü ile alanı bir sis tabakası ile kapladı

Lurker Grace'e sesleniyordu ama vaelmonun oluşturduğu alan tüm duyuları engelliyordu Grace acı içinde sadece Lurker in ağız hareketlerini okuyabiliyordu

"Rete gidiyoruz buradan Vaelmon rüzgardan bir şok dalgası yayarak tüm sisi dağıttı kaçmaya çalışan Grace'i gördüğünde tüm manasını yumruğuna aktarıp ona doğru salladı Grace e doğru gelen delici büyü Retenin en üst seviye kimerası tarafından durdurdu

Alaric şok içerisindeydi "

"B-bu kimera Usta Vaelmon'un saldırısını mı blokladı az önce?"

Rete:" kimeram onu oyalar Lurker götür bizi"

Lurker gölge büyüsü kullanıcısıydı yaralı Grace ve Reteyi de alıp gölgelerin içinde kayboldular

Alaric şaşkındı; o yaratık, bir Baş Büyücü'nün tam güç saldırısını nasıl bloklayabilirdi?

Vaelmon, kaçanların arkasından, "Nereye kaçtığınızı sanıyorsunuz?" diye bağırdı.Ama kimera yolunu kapatıyordu

Kimera ağzında topladığı element büyüsünü Vaelmon'un grubuna attığında Vaelmon onları çift katlı bir rüzgar bariyeri ile korudu mana aşımındaki Vaelmon'un bariyeri 7 halka büyücünün bile saldırılarını tutabilecek güçteydi kimera saldırdığında ise bariyer çatlamıştı

Vaelmon alan büyüsünü kapattığında Alaric tüm sesleri tekrar duymaya başladı

"U-usta Vaelmon!!"

"Duyuyorum Alaric dibim de bağırma, lanet olsun adamları elimizden kaçırdık birde bu kimerayı başımıza saldılar bu yaratığı yapmak için kaç kurban verdiler böyle!"

Vaelmon arkasını dönüp büyücülere seslendi

"Tüm büyücüler kendinizi bariyer içine alın şövalyeler bariyerden dışarı çıkmayın tüm mananızı bariyere aktarın, Alaric sende bariyerin içine gir "

Alaric şaşkın bir ses tonuyla:

"Efendim Peki siz "

Vaelmon bağırarak:

"Sana bariyerin içine gir dedim Alaric!"

"E-emredersiniz "

Vaelmon dışında Alaric ve tüm grup bariyerin içine girdiler

Vaelmon asasını kimeraya doğru uzattı derin bir nefes alarak ağzından şu mantralar döküldü:

"Zamanın sustuğu yerde, nefesim evrenin yasasıdır. Gökleri taşıyan sütunlar, hiçliğin rüzgarıyla yerle bir olsun. Korku, görünmez olanın pençesinde değil, sessizliğin hükmündedir. 8. Halka Yıkım Büyüsü:"

"Sessiz Kıyamet!!"

Asanın ucunda toplanan mana, etrafındaki ışığı bile yutuyordu. Zaman sanki durmuş gibiydi




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı