insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Aren, beyaz ahşap kapıdan içeri adımını attığı anda, burnuna dolan keskin kokuyla yüzünü buruşturdu. Burası bir öncekine tıpatıp benzeyen, tavanı, zemini ve duvarları pürüzsüz beyaz kuvarstan yapılmış dairesel bir odaydı. Tek fark, odanın içerisindeki eşyalardı.
Çeşitli otların, kimyasalların ve metalik karışımların genzi yakan, buruk kokusu havada asılıydı.
Odanın köşesinde beyaz taştan, sade bir masa duruyordu. Masanın üzerinde iştah kabartan etler veya meyveler yoktu. Onun yerine, irili ufaklı onlarca şişe, ahşap kutular ve cam tüpler nizami bir şekilde dizilmişti.
Odanın diğer köşesinde ise 10 metre çapında simsiyah bir platform vardı. Platformun içerisinde ise bir önceki odada olanla aynı görünen başka bir kukla vardı.
Önünde bir ekran belirdi.
GÖREV: İLAÇLARI TÜKET VE VÜCUDUNU EĞİT.
SÜRE: 10 GÜN.
AÇIKLAMA: Kılıç Azizi Aunger'e göre savaşçının kılıcı gibi bedeni de keskin ve saf olmalıdır. Bu kaynaklarla bedeninizi tavlayın ve sınırlarınızı aşın.
ÖDÜL: BİR SONRAKİ ODAYA GEÇİŞ.
CEZA: ÖLÜM.
‘İlginç.’ diye düşündü Aren, masaya yaklaşırken.
Aren boş odaya doğru seslendi. “Hey? Bunların hangisini içmem gerekiyor?”
Cevap yoktu.
Zihnindeki ses söylediğini yapmış, derin bir uykuya dalmıştı.
Gözü masadaki siyah, ahşap bir kutuya takıldı. Kutunun üzerinde, küçük yazılarla yazılmış bir etiket vardı.
Temel Besin Hapı
Açıklama: Tek bir hap, yetişkin bir insanın 24 saatlik besin ihtiyacını karşılar.
Kapağını araladığında içeride misket büyüklüğünde, zift karası haplar duruyordu.
“Bu açlık sorununu çözer.” diye mırıldandı Aren. Hapı ağzına attı.
“Tadı iğrenç.” diye mırıldandı.
Kırmızı, içinde sanki canlıymış gibi kıpırdayan sıvı dolu bir şişenin üzerinde “Kas Parçalama İksiri” yazıyordu.
Açıklama: Vücudunuzdaki her bir kas lifini parçalara ayırır. Sadece bu iksiri kullanmak ölümle sonuçlanabilir.
Tavsiye Edilen Kullanma Yöntemi: Canlılık İksiriyle aynı anda tüketilmesi önerilir.
Mavi, buz gibi soğuk bir hava yayan diğer şişede ise “Kemik Parçalama İksiri” yazıyordu.
Açıklama: Vücudunuzdaki her bir kemiği parçalara ayırır. Sadece bu iksiri kullanmak ölümle sonuçlanabilir.
Tavsiye Edilen Kullanma Yöntemi: Canlılık İksiriyle aynı anda tüketilmesi önerilir.
Daha sonra gözü masadaki diğer yeşil iksire takıldı. Üzerindeki etikette “Canlılık İksiri” yazıyordu.
Açıklama: Yüksek yoğunluklu yaşam enerjisi içerir. Yaşam süresini uzatır, en ağır yaralar saniyeler içerisinde iyileşir.
Tavsiye Edilen Kullanma Yöntemi: Bu iksir herhangi bir şekilde kullanılabilir. Tamamen zararsızdır.
Aren sakinlikle analiz etti.
10 tanesi kırmızı, 10 tanesi mavi ve 20 tanesi yeşil iksir olmak üzere toplam 20 adet iksir vardı.
10 Kas Parçalama İksiri. 10 Kemik Parçalama İksiri. Ve bunları hayatta kalarak atlatabilmesi için 20 Canlılık İksiri.
Toplam 10 gün.
Günde iki seans cehennem azabı.
“Demek mantık bu.” dedi Aren, sesi boş odada yankılanırken.
“Önce yık, sonra yeniden inşa et. Tıpkı vücut geliştirme gibi, sadece… bin kat daha acılı.”
Derin bir nefes aldı.
Hızla bir eline kırmızı şişeyi, diğer eline yeşil şişeyi aldı. İkisinin kapağını da dişleriyle açtı.
“Şerefe.”
Önce kırmızıyı, hemen ardından yeşili kafasına dikti.
Sıvılar boğazından indiği an, muazzam bir acı vücudunu kapladı. Vücudundaki her bir kas lifi tek tek parçalanıp, hemen ardından yeniden inşa ediliyordu.
“AAAAGGGGHHHHHH!” Aren’in acınası çığlığı odadaki sessizliği yırttı. Dizlerinin üzerine çöktü. Hissettiği muazzam acı yüzünden hiçbir şey düşünemiyordu.
Lifler ayrılıyor, eriyor ve vücudu içten içe çöküyordu. Ancak tam o anda, Canlılık İksirinin serinletici etkisi devreye girdi.
Kopan lifler, insanüstü bir hızla birbirine uzanıyor, düğümleniyor ve eskisinden çok daha sıkı, çok daha yoğun bir şekilde yeniden örülüyordu.
Aren, beyaz kuvars zemine cenin pozisyonunda kıvrıldı. Titremesi o kadar şiddetliydi ki dişleri birbirine çarpıyordu.
Dakikalar, saatler gibi geldi. Sonunda, o yakıcı acı yerini sızlayan, zonklayan bir yorgunluğa bıraktı.
Aren, titreyen kollarından destek alarak doğruldu.
Nefes nefese kalmasına rağmen, duraksamadan bir eline mavi iksir, diğer eline yeşil iksiri aldı.
İkisini de kafasına dikti.
Aren’in gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi açıldı. Nefesi kesildi.
Ciğerlerindeki hava donmuş gibiydi. Çığlık atmadı. Çünkü atamadı. Çektiği acı yüzünden hemen oracıkta bayıldı.
Aren kaskatı kesilmiş bir halde yere yığıldı. Vücudu istemsizce seğiriyordu.
Kaval kemiklerinden kafatasına, omurgasından parmak uçlarına kadar bütün iskeleti un ufak oluyor, sonra sanki bir potada eritilmiş çelik gibi yeniden dökülüyordu.
Saatler geçti.
Aren gözlerini açtığında, ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu.
Yüzü, soğuk ve sert kuvars zemine yapışmıştı. Burnuna gelen koku o kadar iğrençti ki midesi kasıldı.
Çürümüş yumurta ve lağım karışımı bir koku… Zorlukla doğrulup kendine baktığında, kokunun kaynağını gördü.
Vücudu, zift gibi kapkara, yapışkan bir sıvıyla kaplanmıştı. Gözeneklerinden akan bu sıvı, yılların birikimi olan toksinlerdi. Hazır gıdalar, kirli hava…
‘Bu iğrenç zift benim vücudumdan mı çıktı?’
İksirler vücudunu sadece parçalamamış, aynı zamanda içindeki tüm pisliği de dışarı atmıştı.
Titreyerek elini kaldırdı.
Eklemlerinden hafif bir çıt sesi geldi.
“Bir an öleceğimi düşünmüştüm.” diye fısıldadı. Sesi hırıltılıydı.
Yavaşça doğruldu.
Ayağa kalktı. Adım attığında dengesini şaşırdı ve neredeyse düşüyordu. Fiziksel yapısı o kadar değişmişti ki en basit hareketler bile dengesini kaybetmesine yetiyordu.
“Buna alışmam biraz zaman alacak gibi görünüyor. İstatistiklerimi kontrol etme vakti.”
Başlık: Yok
Seviye: 6
İsim: Aren Khan
Irk: İnsan
Soy: Yok
Yaş: 26
Boy: 179CM
Kilo: 77KG
Canlılık:10->20
Güç:10->20
Çeviklik:11->21
Dayanıklılık:9->19
Zekâ:15
Bilgelik:15
Ruh:104
Mana:6
Yetenekler:
Kan Arzusu (Pasif), Orta Seviye Kılıç Ustalığı (Pasif), Hayalet Adım (Pasif)
‘Muazzam bir istatistik artışı. Fiziksel istatistiklerim 10 seviye atlamışım gibi arttı. Yine boyum uzamış ve kilom artmış. Bu hızla 5 metrelik bir dev olacağım sanırım.’ diye düşündü.
Gözü odanın köşesindeki platforma ve içindeki hareketsiz duran kuklaya kaydı.
‘Önce yeni vücuduma alışmalıyım.’ Diye düşündükten sonra yerden beyaz ahşap kılıcı aldı.
“Daha önce bu kadar hafif değildi.”
Oysa daha önce ağırlığını bileğinde hissedebiliyordu.
Kılıcı havada savurdu.
Kılıç havayı o kadar sert kesti ki, çıkan rüzgâr sesi boş odada yankılandı.
Aren sakince “Sadece hafifçe savurmak istemiştim.”
Güç kontrolü tamamen kaybolmuştu. Beyninin gönderdiği ‘hafifçe savur’ komutu, kaslarında ‘yok et’ emrine dönüşüyordu
Derin bir nefes aldı ve basit bir gölge dövüşüne başladı.
Öne doğru bir adım attı. Ama bu bir adım değil, bir sıçrayıştı. Vücudu öne doğru fırladı, dengesini kaybetti ve neredeyse yüzüstü kapaklanıyordu.
“Bu böyle olmayacak.” Kendi kendine konuştuktan sonra durdu.
“Daha yavaş… Daha kontrollü…” iki saat boyunca sadece temel hareketleri tekrar etti. Yürüdü, koştu, durdu. Kılıcı savurdu, durdurdu, tekrar savurdu.
Vücudundaki o patlayıcı enerji yavaş yavaş zihninin kontrolüne girmeye başlamıştı. Artık adım attığında uçmuyor, kılıcı savurduğunda kendi etrafında dönmüyordu.
Alnındaki teri sildi.
“Mükemmel değil ama… En azından kendi ayağıma takılıp düşmem.”
“Deneme vakti.”
Yerdeki beyaz tahta kılıcı aldı. Avcunun içine tam oturuyordu. Sendeleyerek siyah platforma çıktı. Sınırdan içeri girdiği anda, kukla ruh kazanmış gibi canlandı.
Aniden Aren’in üzerine atıldı. Hızlıydı. Bir önceki odadaki kukladan daha hızlıydı.
Eski Aren olsa, bu hızı gözüyle bile takip edemezdi. Muhtemelen tepki bile veremeden ahşap kılıç boynunu keserdi. Ama şimdi? Aren, kuklanın kılıcının kendisine doğru gelişini rahatlıkla görebiliyordu.
Kuklanın kılıcı Aren’in boynunu hedefledi. Aren düşünmeden, tamamen içgüdüsel bir refleksle kılıcı blokladı.
İnanılmaz bir ses yankılandı. Aren’in savurduğu tahta kılıç ile kuklanın kılıcı çarpıştı. Aren geriye bile sendelemedi. Ayakları yere çivilenmiş gibi sabitti. Kollarında en ufak bir uyuşma yoktu.
Kukla, Aren’e doğru atıldı. Kılıcını Aren’e doğru saplamayı düşünüyordu.
Kuklanın kendisine son hız yaklaştığını gören Aren tam kılıcın ona değeceği o son saniyede yana doğru bir adım attı.
Kuklanın kılıcı boşluğa saplandı.
Aren bütün gücünü kullanarak kuklaya var gücüyle tekme attı.
Tekmenin etkisiyle kuklanın ahşap göğsü paramparça olmuş ve metrelerce savrularak platformdan aşağı düşmüştü.
“Bu kadar basit olmamalı değil mi?”
Aren platformdan çıktı. Hemen ardından yerde yatan kuklanın göğsündeki çatlaklardan beyaz bir duman sızmaya başladı.
Kırılan ahşap parçaları, sanki zaman geriye akıyormuş gibi birleşti. Kukla, gıcırdayarak ayağa kalktı.
Ama bir fark vardı. Yaydığı aura ağırlaşmış, beyaz ahşap gövdesi hafifçe kararmış, metalik bir parıltı kazanmıştı.
Kukla Aren’in yanından geçerek platforma girdi ve tıpkı ruhunu kaybetmiş gibi yere yığıldı.
Ancak Aren platformda olmadığı için ona saldırmıyordu.
“Demek olay bu…” dedi Aren.
“Seni her kırdığımda daha sağlam bir şekilde geri döneceksin.”
3. GÜN
Kırmızı ve mavi şişelerin bir kısmı tükenmişti. Aren’in rutini basitti ama vahşiceydi: İksirleri iç. Acıdan bilincini kaybetmemeye çalış. O iğrenç, yemek hapını ye. Ve kuklayla dövüş.
‘İksirlerin etkisi her kullanımda azalıyor. Sanırım istatistiklerimi düşündüğüm kadar yükseltemeyeceğim.’
Vücudu her uyanışında siyah sıvı kusuyordu ama miktarı azalıyordu. İçindeki toksinler bitmek üzereydi.
En önemlisi, vücudu acıya alışıyordu. İlk gün acıdan bayılmıştı. Bugün ise, elindeki Kırmızı ve Yeşil şişeyi aynı anda kafasına diktiğinde sadece dişlerini sıkıyor, alnındaki damarlar patlayacakmış gibi şişse de ayakta kalıyordu.
6. GÜN
Mavi iksirlerinin sırası gelmişti. Aren masanın önünde durdu. Elinde buz gibi soğuk mavi şişe ve yeşil şişe vardı.
“En kötüsü bu.” Tereddüt etmeden içti.
Kemikleri un ufak olurken Aren yere çökmemek için direndi ama bacakları iflas etti. Olduğu yere yığıldı. Gözlerini kapatıp saniyeleri saydı. “Bir... İki... On... Kırk...” Vücudu titriyordu ama bilinci açıktı.
Acı dindiğinde ayağa kalktı. Boyu biraz daha uzamıştı. Omuz çatısı genişlemişti. Giydiği kıyafetlerin yırtılıp parçalanması an meselesiydi.
Yere sertçe bastığında, kuvars zeminden eskisinden çok daha tok bir ses geldi. Kemikleri artık sıradan bir insanınkinden çok daha yoğun ve ağırdı.
Platforma çıktığında karşısında duran kukla, ilk günkünden çok daha hızlıydı. Gövdesi artık koyu gri bir renge bürünmüştü. Her darbesi öldürücüydü.
10. GÜN
Önünde bir ekran belirdi.
Lekesiz Fizik Elde edildi.
Açıklama: Ölümlü tozundan arınmış mükemmel fizik. İyileşme hızınız büyük ölçüde arttı.
‘Böyle bir şey mi var? Ne kadar ilginç.’ Diye düşünmeden edemedi.
Aren iksirlerin ve hapların olduğu masaya baktı. Tamamen boştu.
Bütün şişeler, bütün haplar, hepsi tükenmişti. Aren, siyah platformun ortasında duruyordu. Üstü çıplaktı. Ter damlaları, kaslarının üzerinden süzülüyordu. Terlemişti ama teri kötü kokmuyordu.
‘Donla gezmek istemiyorsam yakın zamanda kendime yeni giysiler bulmalıyım…’
Her bir kas lifi patlayıcı bir güçle doluydu. Karın kasları, üzerine balyozla vurulsa bile esnemeyecek kadar sertti. Derisi, atılan toksinlerden sonra yeşim gibi pürüzsüz ve soluktu.
Aren istatistiklerini kontrol etmeye karar verdi.
Başlık: Yok
Seviye: 6
İsim: Aren Khan
Irk: İnsan
Fizik: Lekesiz Fizik
Soy: Yok
Yaş: 26
Boy: 184CM
Kilo: 82KG
Canlılık:20->35
Güç:20->40
Çeviklik:21->33
Dayanıklılık:19->45
Zekâ:15
Bilgelik:15
Ruh:104
Mana:6
Yetenekler:
Kan Arzusu (Pasif), Orta Seviye Kılıç Ustalığı (Pasif), Hayalet Adım (Pasif)




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı