insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Nefes nefese kalan Aren’in önünde bir ekran belirdi.
TEBRİKLER!
Seviye 1>Seviye 2
Bütün İstatistikleriniz 1 puan arttı.
Yeni yetenek edinildi:
Kan Arzusu (Pasif) = Elleriniz başkalarının kanıyla lekelendi. İradesi zayıf insanlar bilinç altında sizden korkar.
Aren mesajı okuduğu anda, vücudunda tarif edilemez bir sıcaklık hissetti.
Seviye atlamasıyla birlikte sanki vücudunu bağlayan zincirlerden birini kırmış gibiydi.
Kendini farklı hissediyordu.
Ellerini sıktı.
‘İlk defa kendi türümden birini öldürdüm.’ diye düşündü, yerde yatan devasa cesede bakarak.
‘Ve beklendiği gibi hiçbir şey hissetmiyorum. Gram pişmanlık yok. Benim gibi biri için bu yeni dünya, eski dünyadan çok daha uygun gibi görünüyor.’
‘İstatistiklerimin yükseltildiğini söylüyor. Nasıl kontrol edeceğim?’ diye düşündüğü anda önünde başka bir ekran belirdi.
Başlık: Yok
Seviye: 2
İsim: Aren Khan
Irk: İnsan
Soy: Yok
Yaş: 26
Boy: 172CM
Kilo: 71KG
Canlılık:4->5
Güç:4->5
Çeviklik:5->6
Dayanıklılık:3->4
Zekâ:10->11
Bilgelik:10->11
Ruh:5->6
Mana:1->2
Yetenekler:
Kan Arzusu (Pasif)
Gökyüzündeki devasa sayaç acımasızca geri sayıyordu.
05:30 05:29
Arena tam bir mezbahaya dönmüştü. Kumlar artık sarı değil, kızıldı.
Çığlıklar azalmıştı çünkü çığlık atacak çoğu kişi artık nefes almıyordu.
Hâlâ birini öldürememiş olanlar, çılgın gözlerle etraflarına saldırıyor, zayıf gördükleri insanlara yöneliyorlardı.
Aren aptal değildi. Birini öldürebilmiş olsa da bu kalabalığın içinde bir hiçti.
Hemen öldürdüğü dev adamın cesedinin arkasına çöktü.
Adamın geniş gövdesini kendine bir siper yaptı.
Kanlı Gladius’unu sıkıca kavradı ve beklemeye başladı.
Aren bir yandan varlığını en aza indirgeyip, diğer yandan etrafı dikkatli bir şekilde gözlemliyordu.
Kolu kopmuş bir adam gördü. Çaresizce kaçıyordu.
Daha ilerisinde bağırsaklarını tutarak koşan başka bir adam daha vardı. Aynı adam yerdeki başka bir cesede takılıp düştü. Bir daha kalkamadı.
Çarpışan silahların sesleri kulaklarında yankılanıyordu.
Bazı insanlar bir kişiyi öldürdükten sonra kenara çekilip savunmaya geçmişken, bazıları deliler gibi diğerlerine saldırıyorlardı.
Ufak bir azınlığın yüzünde bu katliamdan hoşlandıklarını belirten şeytani gülümsemeler vardı
Şu anda en tehlikeli aşamadaydı.
Bu kadar süre dayanabilen herkes ya çok şanslıydı ya da fazlasıyla güçlüydü.
01:30 01:29
Sürenin hızla azaldığını gören insanlar panik oldular.
Bu zamana kadar tereddüt edip sadece kendini korumaya odaklanan o ufak azınlık, baskıya dayanamadı ve en yakınındakilere saldırmaya başladılar.
Aren gözlerini kısarak, hemen on metre ilerisinde yaşanan bir sahneye odaklandı.
Takım elbiseli, kravatı kopmuş bir adam, yerden aldığı kanlı ufak bir hançerle genç bir kıza saldırıyordu.
Aren genç kızın yüzünü gördüğünde onu tanıdı. Bu kız daha önce metro istasyonunda hayatını riske atarak kurtardığı kızdı.
Genç kız yalvarıyordu ama adamın gözlerinde merhamet yoktu. Sadece süre bitmeden ‘görevini tamamlama’ telaşı vardı.
Genç kızın ayağı yerdeki bir cesede takıldı ve yere düştü.
Genç kızın yere düştüğünü gören adam, kızı saçlarından tuttu ve havaya kaldırdı.
Adam gözleri yaşlı, ağlamaklı bir sesle “Üzgünüm! Bunu yapmak zorundayım! Çocuklarımı tekrar görmek istiyorum. Çok üzgünüm! Söz veriyorum acıtmayacağım!” dedi.
Genç kız adamın ellerinden kurtulmak için mücadele ediyordu. Fakat yetişkin, sağlıklı bir adamın elinden kurtulabilmesi pek mümkün görünmüyordu.
“Lütfen bırak beni! Yalvarırım! Ölmek istemiyorum!”
Salya ve sümük genç kızın yüzüne yayılmıştı. Korkudan idrarını tutamamış olacaktı ki, giydiği kot pantolon sırılsıklam olmuştu.
Adam, yüzünde çılgın bir ifadeyle hançerini havaya kaldırdı, genç kızın boğazını kesip hızlıca bu işi bitirmeyi hedefliyordu.
Tam hançeri saplayacağı sırada sinsice gelen bir Gladius adamın boğazını kesti.
Adamın boğazından fırlayan kan genç kızın yüzüne bulaşmıştı.
Genç kız tiksintiyle çığlık attı.
Adam elindeki hançeri düşürdü ve dizlerinin üzerine çöktü.
Bir yandan nefes almaya çalışırken hırıltılı sesler çıkartıyor, bir yandan iki eliyle boğazını tutuyordu.
Gözlerinde şaşkınlıkla onu öldüren kişiye baktı. Yavaş yavaş gözlerindeki parıltı sönüyordu.
Deneyim kazanıldı.
‘Tesadüf değilmiş. Birini öldürdüğüm zaman deneyim kazanıyorum.’ Diye düşündü.
Genç kız yalvarır gözlerle Aren’e baktı.
Aren hafifçe eğildi ve elini genç kıza doğru uzattı.
“Kendini sürekli belaya bulaştırıyorsun değil mi?” dedi.
Genç kız Aren’in onu öldürmek için bir hamle yapmadığını görünce rahatladı.
Titreyen nazik elleriyle Aren’in elini tuttu.
“Beni kurtardığın için teşekkür ederim.” Dedi ve hemen ardından Aren’in tanıdık simasını gördü ve onu hatırladı.
“Ah! Sensin!” dedi.
Aren “Hadi ayağa kalk.” Dedi.
‘Sanırım fazladan Deneyim Kazanmak için onu da öldürmeliyim. Mantıklı olan bu. Ancak sanırım onu öldürmeyeceğim. Bir kere hayatını kurtardım ve bu ikinci. İleride bana faydalı olabilir. Ancak görevini tamamladı mı ki? Eğer tamamlamadıysa zaten ölecek.’
Genç kız tam ayağa kalkacağı esnada gözü yukarıda asılı duran geri sayım sayacına takıldı.
00:30 00:29
Aniden omurgasından aşağıya doğru soğukluk hissetti. Daha kimseyi öldürmemişti. Eğer 30 saniye içerisinde birisini öldürmezse ‘şeyin’ dediğine göre ölecekti.
Genç kız hayatta kalmak için yapması gerekeni biliyordu. En ilkel içgüdüsü genç kızın bedenini ele geçirdi.
Sinsi bir hamleyle saniyeler önce onun boğazını kesecek olan hançeri yerden kaptı.
Gözlerinde çılgınlıkla ani bir hareketle Aren’in elinden destek alarak ayağa fırladı ve hançeri ona doğru savurdu.
Ancak Aren, onu kurtarmak için hamle yaptığından beri gözlerini kızın üzerinden ayırmamıştı. Zihni, kızın sayaca baktığı o saniyede ne yapacağını çoktan hesaplamıştı.
Kolları daha önceki yaralarından dolayı ağrıyordu fakat rakibi fazlasıyla zayıftı.
Saldırısını kolayca engelledi.
Aren, yere çömeldi.
Kılıcının ucunu kumların üzerine yasladı ve kıza tepeden baktı.
“İlginç. Gerçekten de insanlar hayatta kalmak için her şeyi yapabilecek varlıklar.” dedi Aren soğuk bir sesle.
Genç kız sürenin bittiğini gördüğü anda kelimeler boğazında düğümlendi.
Aren kılıcını kullanarak genç kızın boğazını keserek hayatına son verdi.
Deneyim Kazanıldı.
Aniden gök gürültüsü gibi bir ses arenada yankılandı.
“SÜRE DOLDU!”
Kimseyi öldürmeyi başaramamış herkes kafaları patlayarak öldü.
‘Şey’ kollarını iki yana açarak arenaya tepeden baktı. Kıp kırmızı bir manzara onu karşılıyordu.
“HAHAHAHA AFERİN SİZE! BEKLENTİLERİMİ AŞTINIZ. TOPLAM 113 KİŞİ KALDINIZ!”
Aren üzerine bulaşan kana aldırmadı.
Çeşitli vücut sıvılarının birbirine karışarak oluşturduğu koku genzini yakıyordu.
Gözleri, az önce onu öldürmeye çalışan genç kızın cansız bedenine kaydı. Elindeki hançer hâlâ gevşemiş parmaklarının arasındaydı.
O kıza yardım etmek için harcadığı saniyeler, neredeyse kendi hayatına mal oluyordu.
İyilik yapmanın bedeli, boğazına saplanacak bir bıçaktı. Bu, ‘öğreticinin’ ona verdiği ilk ve en önemli dersti.
Aren derin bir nefes alarak doğruldu.
Gökyüzündeki varlık, aşağıda kalan 113 kişiye bakarak memnuniyetle gülümsedi.
“TADINI ÇIKARIN!” dedi ‘Şey’, sesi gök gürültüsü gibi yankılanırken.
“HAYATTA KALMANIN O EŞSİZ HAZZINI HİSSEDİN. AMA FAZLA RAHATLAMAYIN. GERÇEK ‘ÖĞRETİCİ’ DAHA BAŞLAMADI BİLE. SADECE BAZI PARAZİTLERİ TEMİZLEDİK.”
Hayatta kalan insanlar tek bir kelime etmeden dikkatlice dinliyorlardı.
“PEKALA SANIRIM SİZE BİRAZ MAHREMİYET VERSEK İYİ OLACAK. İYİ DİNLENİN!”
Yüzünde yardımsever bir gülümsemeyle “Oh bu arada benim adım Xeras. Ben sizin eğitmeninizim.” Dedi.
Aren gözlerini kapattı. Tekrar açtığında farklı bir yerdeydi.
‘Eğitmen mi? Sen mi? Bekle… Ben az önce… Işınlandım mı?’
Etrafına bakındı.
Oldukça büyük bir odadaydı. Bir imparatorun saray odası gibiydi.
Ayaklarının altındaki yumuşak, mavi renkli halı, az önceki kanlı kumlarla mide bulandırıcı bir tezat oluşturuyordu.
Tavandan sarkan kristal avize, odayı gün ışığına yakın bir parlaklıkla aydınlatıyordu.
Duvarlar altın işlemeli beyaz seramikten örülmüştü.
Odanın köşesinde, üzerinde dumanı tüten yemeklerin olduğu bir masa ve diğer köşede ise krallara layık, devasa bir yatak duruyordu.
Aren, elindeki kanlı Gladius’u sıkıca tutmaya devam etti. Kasları gerildi.
‘Bu bir tuzak olabilir mi?’
Odanın sadece tek bir kapısı vardı.
Ağır adımlarla kapıya doğru yaklaştı.
Elindeki Gladius’u sıkı tutarak aniden kapıyı açtı. Kapı açıldığı anda sıcak buhar yüzüne çarptı. Kapının ardında İmparatorlara layık bir banyo onu karşıladı.
Üzerindeki yırtık, kan ve beyin parçaları yapışmış gri takım elbisesiyle bu ihtişamlı yerde tıpkı bir dilenci gibi duruyordu.
Yine de gardını indirmedi.
Aniden önünde iki farklı ekran belirdi.
DİNLENME ALANI (GÜVENLİ BÖLGE) Açıklama: Hayatta kalanlar için özel olarak hazırlanmış kişisel odadasınız. Can ve enerji yenilenmesi 2 kat hızlıdır. Sonraki Aşamaya Kalan Süre: 12 Saat. Not: Dolaptaki kıyafetler ve masadaki yiyecekler ikramdır. Tadını çıkarın.
Bütün bu kelimeleri okuduktan sonra Aren gardını bir nebze olsun indirdi.
GÖREV: EN AZ 1 KİŞİYİ ÖLDÜR. (TAMAMLANDI)
Toplam 3 kişi öldürüldü.
ÖDÜL: 1.SEVİYE ÖĞRETİCİ MAĞAZASI KUPONU (20 ADET)
CEZA: ÖLÜM.
‘Öğretici Mağazası Kuponu? Bu da ne?’ diye düşündükten sonra önünde başka bir ekran belirdi.
Silahlar. Yetenekler. İksirler.
‘Bir market sistemine benziyor.’ Diye düşündü.
Aren ilk olarak ‘Silahlara’ baktı.
Onlarca farklı kılıç çeşitleri, mızrak çeşitleri, oklar ve yaylar.
Gladius’una baktı.
‘Bu silah benim için yeterli.’ Diye düşündükten sonra yetenekleri atlayıp, ilk olarak iksirlere bakmaya karar verdi.
İyileştirme iksirleri, Dayanıklılık yenileme iksirleri ve İstatistiklerini ufak oranlarda artırabilecek iksirler gördü.
Aren, arenada bir şeyin farkına vardı.
Dövüşmeyi, saklanmayı, savunmayı hiçbirini bilmiyordu.
Arenada hayatta kalmasını sağlayan şey dövüş yeteneği değil, şansı, soğukkanlılığı ve başkalarının dikkatsizliğiydi.
İri adam ondan çok daha iyi dövüşüyordu ama silahsızdı.
Genç kızı kurtarmak için öldürdüğü adamaysa arkasından sinsice saldırmıştı.
‘Şimdilik kısa vadede beni güçlendirecek şeylere ihtiyacım var. İlk olarak becerilerde işe yarar şeyler var mı ona bakalım. Eğer yoksa istatistiklerimi arttırmak için iksir alacağım. Bu muhtemelen en kötü seçenek. Yine de hiç yoktan iyidir.’
Yetenekleri açtığı anda önünde bir bildirim belirdi.
Yeteneği seçtiğiniz anda öğreneceksiniz.
‘Enteresan. Acaba nasıl çalışıyor.’ Diye düşünmeden edemedi.
Önünde uzun bir liste belirdi. Her bir beceri ‘10 kupon’ değerindeydi.
Aren dikkatlice inceledikten sonra becerileri üçe ayırdı.
Silahlarda ustalık becerileri, Hareket becerileri ve Hayatta Kalma Becerileri.
Ustalık becerileri seçilen herhangi bir silahta en temel ustalığı edinmesine yarıyordu.
Hareket becerileri ise hareket kabiliyetini geliştiriyordu.
Hayatta kalma becerileri ise; ateş yakmak, yemek yapmak, su bulmak gibi bilgileri öğretiyordu.
‘Şimdilik hayatta kalma becerilerini pas geçeceğim.’
Mantıklı bir elemeden sonra iki beceri seçti:
Temel Kılıç Ustalığı (Pasif) = Kılıç kullanımı konusunda en temel ustalık.
Hayalet Adım (Pasif) = Adımlarınız sessiz ve hızlı.
Becerileri seçtiği anda büyük bir bilgi akışı zihnine hücum etti. Hafif bir baş ağrısının ardından yeni becerileri zihninde belirmişti.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı