insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Xeras, bir resepsiyonist gibi değil, laboratuvar faresini inceleyen bir bilim adamı gibi masanın üzerinden eğildi.
“Sadece 20 günde… Bir acemi, nasıl olur da vücudunu bu seviyede arındırabilir?”
Aren omuzlarını silkti.
“Sanırım şanslıydım.”
Xeras bir süre daha Aren’i inceledi, sonra omuz silkti ve yerine geri oturdu.
“Neyse. Ne halt yediğin umurumda değil. Sonuçta kurallar kurallardır. Hayatta kaldın ve buraya kadar geldin.”
Sağ elini Aren’e doğru uzattı ve üzerinde ‘1’ yazan bir oda anahtarı verdi.
“Bu senin ödülün. Git ve keyfini çıkar. En üst katta. Ah bir de 2.Seviye Öğretici Marketini kontrol etmeyi unutma.” Dedi.
“Teşekkürler.” Dedi Aren.
Xeras, elini ‘git başımdan’ dercesine salladı ve tekrar defterine gömüldü.
Aren, asansörlere doğru yürürken arkasında Xeras kendi kendine mırıldanıyordu. “Sonunda dikkate değer biri benim öğretici alanımdan çıktı. Eğer onu klanıma katılmaya ikna edebilirsem, bu ilkel gezegeni ele geçirmek için onu kullanabiliriz.”
Asansörün aynalı kapıları kapandığında, Aren derin bir nefes verdi.
“Fazla endişelenme. Onun gibi basit bir ‘Egemen’ sistemi hiçe sayıp sana zarar veremez.”
Aren’in yüzünde endişeden eser yoktu. “Daha önce ‘Aziz’ dedin ve şimdi ‘Egemen’. Bütün bu isimler nedir?” dedi.
Seraphina bıkkın bir şekilde iç çektikten sonra “Bunlar ‘Başlıklardır’ belli bir güç seviyesine ulaştığın ve belli gereklilikleri yerine getirdiğin zaman edinirsin. Evrenin genel güç sıralaması diyebiliriz. Seviye 100’e ulaşıp ilk ‘başlığını’ edindiğin zaman sana bazı şeyleri açıklayacağım. Unutma bazı şeyleri erken öğrenmek faydadan çok zarar getirir.”
Aren sakin bir sesle “Anlıyorum.” Dedi.
Asansör, baş döndürücü bir hızla yükseldi. Kapılar açıldığında, karşısına çıkan manzara, lobinin lüksünü bile gölgede bırakıyordu.
Penthouse katıydı.
Duvarlar tamamen camdı ve dışarıda...
Sonsuz, yıldızlarla ve kozmik gaz bulutlarıyla dolu bir uzay manzarası.
Sanki otel, bir gezegenin üzerinde değil, evrenin boşluğunda süzülüyordu.
Odanın ortasında devasa bir yatak, kişisel bir kaplıca, eğitim salonu ve meditasyon odası vardı.
Aren, kılıcını ve anahtarı yatağın üzerine attı.
Sonra hiç vakit kaybetmeden Xeras'ın bahsettiği o ‘Marketi’ açtı. Fazlasıyla merak ediyordu.
Silahlar. Zırhlar. Ekipmanlar. Yetenekler. İksirler.
Aren bütün kategorileri tek tek dikkatlice incelemeye başladı. Buradaki eşyalar, 1. Seviye markettekilerle kıyaslanamazdı.
Sadece basit kılıçlar veya iksirler yoktu; büyülü eşyalar, güçlü yetenekler ve özel ekipmanlar vardı.
Aren marketi incelerken Seraphina araya girdi ve “Silahları ve Yetenekleri boş ver. Silahın zaten iyi daha iyisine ihtiyacın yok ve sergiledikleri yetenekler fazlasıyla vasat. Ben sana çok daha iyilerini öğreteceğim. Bu yüzden zırh, ekipman ve iksirlere odaklan.”
Aren onaylarcasına başını salladı.
Seraphina’nın ona çok daha iyi şeyler vereceğini tahmin ediyordu. Öğrendiği ‘İlahi Anka Kuşu Mantrası’ bile fazlasıyla eşsizdi.
Yarım saat sonra Aren, Seraphina’ya da danıştıktan ve onun onayını aldıktan sonra neleri alacağına karar vermişti.
Depolama Yüzüğü = İçerisinde 100 metreküplük alan içeren bir depolama yüzüğü. Not: Sadece cansız nesneler depolanabilir. (250 Kupon.)
Kraliyet Ejderha İpek Cübbesi = Fiziksel saldırılara karşı son derece dayanıklı, hafif ve esnek. Kendi kendini yenileyebilen şık bir cübbe. Not: Eldivenler ve Çizme ile birlikte geliyor. (250 Kupon.)
Güç Arttırma İksiri = Güç istatistiğini 10 arttıran iksir. Not: Sadece 1 defa kullanılabilir. (10 0Kupon)
Dayanıklılık Arttırma İksiri = Dayanıklılık istatistiğini 10 arttıran iksir. Not: Sadece 1 defa kullanılabilir. (100 Kupon)
Çeviklik Arttırma İksiri = Çeviklik istatistiğini 10 arttıran iksir. Not: Sadece 1 defa kullanılabilir. (100 Kupon)
Zekâ Arttırma İksiri = Zekâ istatistiğini 10 arttıran iksir. Not: Sadece 1 defa kullanılabilir. (100 Kupon)
Canlılık Arttırma İksiri = Canlılık istatistiğini 10 arttıran iksir. Not: Sadece 1 defa kullanılabilir. (100 Kupon)
Toplamda tam 1000 Kupon harcamıştı.
Aren, ‘Satın Al’ butonuna bastığı anda önünde küçük bir ışık hüzmesi belirdi. Işık söndüğünde, yatağın üzerinde aldığı eşyalar duruyordu.
Önce yüzüğü aldı. Sade, altın bir halkaydı. Üzerinde mor, ametiste benzeyen bir taş vardı. Parmağına geçirdiğinde hafif bir serinlik hissetti.
“Nasıl kullanacağım bunu?” diye Seraphina’ya sordu.
Seraphina sakin bir sesle “Depolama yüzükleri zihin ve mananın ortak çabası ile yönetilir. Mananı yüzüğe odakla ve içini görmeyi düşün.” Dedi.
Aren hemen Seraphina’nın dediklerini yaptı. Zihninde 100 metreküplük boş, bir alan belirdi.
“Anladım. Basitmiş.” Dedi
Hemen ardından yatağın üzerindeki siyah kılıcı yüzüğün içine gönderdi.
Sırada zırh olarak satın aldığı kıyafet takımı vardı.
Üzerindeki yırtık pırtık eşofmanları çıkarıp bir kenara fırlattı.
Kraliyet Ejderha İpek Cübbesi’ni eline aldı. Kumaşı inanılmaz derecede yumuşak ama bir o kadar da sağlamdı.
Siyah renkliydi, üzerinde ışık vurduğunda belli belirsiz görünen koyu kızıl ejderha desenleri işlenmişti.
‘Sanırım giyinmeden önce temizlensem iyi olacak.’ Diye düşündü ve banyoya girdi.
Yaklaşık 1 saat kadar süren sıcak, şifalı kaplıca seansından sonra cübbeyi üzerine giydi. Vücuduna mükemmel bir şekilde oturdu. Sanki bir terzi tarafından özel olarak dikilmişti. Siyah deri eldivenleri ve çizmeleri de giydiğinde, aynadaki yansımasına baktı.
Karşısında duran kişi, eski sıradan haline hiç benzemiyordu. Uzun ve heybetliydi, yakışıklı ve asildi, ela gözlerinde keskin bir bakış vardı.
“Fena değil.” dedi Seraphina.
Aren son olarak masanın üzerindeki beş farklı renkteki iksire yöneldi.
Tereddüt etmeden sırayla hepsini içti.
Daha önce yaşadığı o kemik kıran, kas eriten acı yoktu. Vücudu zaten “Lekesiz Beden” seviyesine ulaştığı için, iksirlerin saf enerjisini bir sünger gibi emdi.
Damarlarında sıcak bir akış hissetti. Kasları hafifçe şişti, zihni berraklaştı. Dünya biraz daha yavaşlamış, algıları biraz daha keskinleşmişti.
Önünde bir ekran belirdi.
TEBRİKLER!
İstatistikleriniz 10 puan arttı.
Aren durum ekranını açtı.
Başlık: Yok
Seviye: 12
İsim: Aren Khan
Irk: İnsan
Fizik: Lekesiz Fizik
Soy: Yok
Yaş: 26
Boy: 189CM
Kilo: 86KG
Canlılık:41->51
Güç:46->56
Çeviklik:39->49
Dayanıklılık:51->61
Zekâ:22->32
Bilgelik:22
Ruh:111
Mana:13
Kan Arzusu (Pasif), İleri Seviye Kılıç Ustalığı (Pasif), Hayalet Adım (Pasif), İlahi Anka Kuşu Mantrası 1.Bölüm (Pasif & Aktif)
“Seraphina boyum böyle uzamaya devam edecek mi? Veya kilom sürekli olarak artacak mı?” diye sordu.
“Evet. Güçlenmek istiyorsan bu kaçınılmaz. Hacmin ve Kütlen aynı kalırsa, fiziksel olarak nasıl güçlenebilirsin ki?” dedi Seraphina.
Sesi zihninde yankılanırken hafif bir bıkkınlık içeriyordu.
Hemen ardından devam etti.
“Ancak ileride sana bir teknik öğreteceğim bu sayede fiziksel formunu dilediğin gibi kontrol edebileceksin.”
Aniden muazzam bir ses odada yankılandı. Aren’in karnını guruldamasıydı bu.
Seraphina melodik bir sesle gülerken.
Aren “Sanırım bir şeyler yesem iyi olacak.” dedi.
Zaman, Dinlenme Alanında dış dünyadan farklı akıyordu. Güneşin doğuşu ya da batışı yoktu, sadece lobideki ışıkların hafifçe kısılıp açılmasıyla gece ve gündüz döngüsü taklit ediliyordu.
Aren’in gelişinin üzerinden tam on gün geçmişti.
Bu on gün boyunca Aren, odasından pek çıkmamıştı. Zamanının çoğunu ‘İlahi Anka Kuşu Mantrasını’ çalışarak ve Seraphina’nın acımasız sözlü eğitimleriyle geçirmişti.
Her sabah meditasyon yapıyor, vücudundaki mana miktarını arttırıyor, manayı vücudunda dolaştırıyor ve ruhunu keskinleştiriyordu. Ancak söylemesi yapmasından basitti.
Aren, bacaklarını çaprazlayıp yatağının üzerine oturduğunda, ciğerlerine çektiği her nefes, boğazından aşağıya dökülen erimiş bir lav gibi hissettiriyordu.
Mantra, sadece manayı toplamakla kalmıyor, onu zorla, vahşice vücuduna hapsediyordu.
“Odaklan!” diye bağırdı Seraphina zihninin derinliklerinden.
Alnından süzülen ter damlaları, çenesinden damlayıp ipek cübbesini ıslatıyordu.
“Benim bedenim olsaydı, bu gezegendeki bütün manayı tek nefeste çekerdim!” diye karşılık verdi Seraphina, sesi kibir doluydu. “Enerjiyi karın boşluğunda, mana havuzunda topla. Eğer kontrolü kaybedersen iç organların yanar. Ve inan bana, içeriden yanarak ölmek hiç hoş bir deneyim değildir.”
Aren derin bir nefes daha aldı.
Her sabah bu işkenceyle uyanıyor, vücudundaki mana miktarını arttırıyor, manayı meridyenlerinde dolaştırıyor ve bir bıçak bileyicisi gibi keskinleştiriyordu.
Otelin spor salonunda, ağırlıkların altında ezilmiyor, onları oyuncak gibi kaldırıyordu.
100 kiloluk ağırlıklar, yüksek ‘Güç’ istatistiği için kâğıt ağırlığından farksızdı. Bu yüzden kılıç talimlerine ağırlık vermişti.
Boşluğa karşı savurduğu her kılıç darbesi, havayı kesen keskin bir ıslık sesi çıkarıyordu.
Xeras ise... O sadece sıkılmıştı.
Resepsiyon masasında oturuyor, mızrak gibi olan tırnaklarını törpülüyor ve arada sırada Aren’e ‘Sen hala burada mısın?’ dercesine bakışlar atıyordu.
Aren, lobideki rahat deri koltuklardan birine yayılmış, elinde kalın ciltli bir kitapla oturuyordu. Bu kitabı lobideki kütüphaneden almıştı. İstatistiklerin ne anlama geldikleri ve seviye atlamadan nasıl yükseltilebildikleri ile ilgili bir kitaptı.
Üzerinde o ihtişamlı, ejderha işlemeli siyah cübbesi vardı. Saçları temiz ve taralıydı. Bir elinde kitabını tutuyor, diğer eliyle masadaki üzümlerden birini ağzına atıyordu.
“Oldukça anlaşılır. Basit antrenmanlar yapmak bile istatistiklerimizi düşük oranlarda arttırabiliyor. Zekâ ve Bilgeliği arttırmak şimdilik biraz gereksiz. Sonuçta bunlara ayıracağım zamanı diğer istatistiklerimi arttırmaya ayırmam benim gibi birisi için çok daha iyi olur.”
Aren duraksadı ve başını hafifçe kaldırdı.
“Mana istatistiğini arttırmak için çeşitli ‘Mana Teknikleri’ uygulamak gerekli. Ancak Ruh istatistiğine dair bir şey yazmamışlar.”
Seraphina’nın küçümseyici sesi zihninde belirdi.
“Tabii ki. Girdiğin bu öğreticideki bütün kaynakları sağlayanlar Xeras’ın sözde klanı. Sizin gibi ilkel bir gezegen için onların gücü inandığınız ‘Tanrılardan’ daha büyük. Fakat buna rağmen ruha dair anlayışları sığ. O yüzden sana öğrettiğim ‘Mantranın’ kıymetini bilsen çok iyi olur.”
Aren derin derin düşünürken “Anlıyorum.” Dedi ve kitabını okumaya devam etti. Ruhu güçlendirebilen bir teknik. Aren edindiği ‘İlahi Anka Kuşu Mantrasının’ değerini bir kez daha anladı.
Tam bir huzur ortamıydı.
Ancak bu huzur, lobinin ortasındaki devasa kapının üzerindeki ışıkların aniden kırmızıdan yeşile dönmesiyle bozuldu.
Xeras, masasının arkasından başını kaldırdı. Yüzünde nihayet bir ilgi ifadesi belirdi.
“Sonunda...” diye mırıldandı Xeras. “İkinci kişi.”
Aren kitabını yavaşça kapattı. Gözlerini kapıya dikti.
“On gün.” dedi Aren kendi kendine. “Benden sonra gelen ilk kişi olması için on gün geçmesi gerekti.”
Devasa kapı, ağır bir metalik gürültüyle aralandı. İçeriden yoğun bir rutubet ve kan kokusu lobiye yayıldı.
Kapının ardındaki karanlıktan bir silüet belirdi.
Bir kadın.
Yirmili yaşlarının başlarında görünüyordu. Üzerindeki deri zırh parçalanmış, derin kesiklerle doluydu. Zırhın açıkta bıraktığı yerlerde, beyaz teninin üzerinde kurumuş kan ve çamur lekeleri vardı.
Nefes nefese kalmıştı. Ayakta zor duruyor gibiydi ama duruşunda bir gram bile zayıflık yoktu. Sırtı dikti.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı