Kael akademi kapısından içeri adımını attığı an, atmosferin tamamen değiştiğini hissetti. Artık o sadece "sıradan bir öğrenci" değildi. Fısıldaşmalar koridorlarda yankılanıyordu.
"Bak, o çocuk işte!..."
dedi bir öğrenci hayranlıkla. Yanındaki kız arkadaşı ekledi:
"Sadece o da değil, Krowel hanesinin saklı cevheriymiş. Şuna baksana, o kadar soylu olmasına rağmen ne kadar mütevazı duruyor."
Sınıfa girdiğinde ise durum daha da yoğundu. Sınıf arkadaşları bir anda etrafını sardı.
"Kael! Kraliyet nişanı almışsın, doğru mu?"
"D Sınıfı bir canavarı tek hamlede nasıl kestin? "
"Gerçekten kılıç tekniklerini mi kullandın?"
Lyra, kalabalığın biraz uzağında durmuş, meraklı ve karmaşık gözlerle Kael’e bakıyordu. Kael’in diğer öğrencilere oranla çok daha potansiyelli olduğunu başından beri biliyordu ama bir Kimera’yı, hem de D sınıfı olanını alt etmesi... Bu, hayallerinin bile ötesindeydi.
Rota, Lyra’nın yanına yanaşıp sırıttı.
"Görüyor musun Lyra? Kael şimdiden efsane oldu..”
"Lyra omuz silkti.
"Güçlü olduğunu biliyordum ama bu... Bu başka bir seviye…”
Sınıfın diğer köşesinde Thalendir, yardakçıları ile birlikte sahneyi izliyordu.
"Hah! Şuna da bak,"
dedi Thalendir kibirle.
"Altı üstü bir yaratığı yendi diye kendini kahraman sanıyor. Şans eseri bir zayıf noktasını bulmuştur."
Yanındaki çocuk hemen atıldı:
"Kesinlikle efendim! Eğer orada siz olsaydınız, Echidmer’in hareket edecek şansı bile olmazdı. Sizin rüzgar büyünüz karşısında donakalırd "
Thalendir onaylarcasına başını salladı ama içten içe düşünüyordu :
"Nasıl yaptı bunu? Birileri kesin ona yardım etmiş olmalı. o yaratığı tek başına öldürmesi imkansız!"
O sırada kapı hızla açıldı ve Karanlık Sanatlar öğretmeni Marlon içeri girdi.
"SESSİZLİK!!!"
Marlon’un sesi sınıfın duvarlarında yankılandı. Uzun siyah saçları ve karanlık elementin sembollerini taşıyan cübbesiyle masanın önüne geçti.
"Bu yıl okullar arası etkinlik için Kuzey Krallığı’nın akademisiyle eşleşmenize karar verildi," dedi Marlon.
Tüm sınıfın bir anda huzuru kaçmıştı. Rota, Kael’e doğru eğilip fısıldadı:
"Ciddi olamazsın... Olabilecek en kötü akademiyle eşleştik."
Kael anlamayarak sordu:
"Ne oluyor Rota? Herkes neden bu kadar mutsuz? Ayrıca etkinlik derken neyden bahsediyor?"
"Her yıl büyücü ve şövalye akademileri ortak bir etkinlik düzenler Kael,Amacı, büyücülerin savaş alanında şövalyelerle nasıl koordine olacağını öğrenmektir. Normalde onlar bizim korumamız olur, biz de onların desteği. Bu yıl etkinliğin 'Sisli Vadi'de yapılacağını duydum."
Kael şaşırmıştı.
"Sen de benim gibi birinci sınıfsın Rota, bunları nereden biliyorsun?"
"Abim buradan mezun oldu. Buradaki çoğu öğrencinin ailesi de aynı şekilde mezun olduğu için birbirlerine deneyimlerini anlatıyorlar. Ben de abimin maceralarını dinlemeye bayılırdım."
"Anladım. Peki ya Sisli Vadi?"
Rota: "3 şövalye, 3 büyücü.olmak üzere Altı kişilik gruplar kurulur;. En çok yaratığı avlayan grup ise bir ödül alır. öğretmenlerin kontrolünde olduğu için yaratıklar konusunda endişelenmenize gerek yok ama…
"Rota’nın yüzü asıldı.
"Kuzey Akademisi... Oradakiler en kibirli şövalyelerdir. Büyücüleri sadece ayak bağı ve zayıf destekçiler olarak görürler."
Rota birden sinsi bir gülüşle Kael’e baktı.
"Bir dakika! Sen hem kılıç kullanıyorsun hem de D sınıfı bir yaratık öldürdün. O kibirli şövalyeler karşılarında kılıç kullanan bir büyücü gördüklerinde yüzlerinin ne hale geleceğini çok merak ediyorum!"
Kael ürpererek, "Rota, beni korkutuyorsun,"
Marlon: "Bu yılki etkinlikte hiçbir öğrencinin kavga ettiğini görmek istemiyorum!”
“Hangi sebeple olursa olsun!"
Arka sıralardan bir ses yükseldi:
"Ama Bay Marlon, şövalyeler bize her zaman aşağılık gibi davranıyor!"
Marlon öğrencinin sözünü keserek:
"O zaman siz de onlara ayak bağı olmadığınızı kanıtlayın!"
Lyra iç çekerek ekledi:
"İnsanların bizi küçük görmesinden nefret ediyorum."
Birkaç gün sonra Zephyros, Kael’e gelişimi için ona destek olması adına için bir fikir sundu.
"Kael, kendini Maceracılar Loncası'na kaydettirmeyi düşündün mü? Düşük seviye görevlerle rütbeni yükseltip kendini geliştirebilir hatta iyi para kazanabilirsin."
Kael: "Akademinin kuralları çok katı,Zaman bulabileceğimi sanmıyorum."
Zephyros sırıttı ve kendi maceracı kartını gösterdi.
"Giriş çıkışlarda bu kartı göstermen yeterli. Onlar sadece kartın rütbesine bakar, saate değil."
Zephyros, Kael’i lonca binasına getirdi. İçeri girdiklerinde onları yarı-hayvan ırkından olan resepsiyonist karşıladı.
"Hoş geldi—”
"Kadın başını kaldırdığında Zephyros’u görüp donakaldı.
"U-usta Zephyros! Sizi hangi rüzgar attı buraya?"
"Merhaba Violet. Kayıt için birini getirdim."
Violet:”Ah tabi değerlendirme için buraya gelin lütfen. Elinizi şu küreye koyun."
Kael içinden,“Yine mi mana ölçüm küresi?" diyerek tedirginlikle elini koydu.
"Kaç yaşındaydın?" diye sordu Violet.
"15'ime yeni girdim."
"Tamamdır, bilgilerini kaydediy—"
Küreden yayılan kör edici ışığı gören Violet'in kalemi elinden düştü.
"D-Dört halka mı?!"
Loncadaki diğer maceracıların dikkati bir anda kaelin olduğu yöne doğru çekildi .
"Dört halka mı dedi o?"
"Şu velet mi? Küre arızalıdır kesin."
"Dört halka... Bu çocuk mu?"
Zephyros araya girdi. "Violet, biraz sakin olur musun lütfen?"
"Ö-özür dilerim efendim! Hemen evrakları hazırlıyorum."
O sırada lonca başkanı Ivor, devasa cüssesiyle Zephyros’un yanına gelip elini omzuna indirdi.
"Zephyros, eski dostum! Buralara pek uğramazdın, seni gördüğüme şaşırdım."
"Merhaba Ivor. Yeğenimi kayıt için getirdim."
Ivor, Kael’e bakarken içinden geçirdi:
"Zephyros’u yıllardır tanırım, hiç yeğeni olduğunu görmemiştim."
"Bir yeğenin olduğunu bilmiyordum,"
"Bazı sebeplerden dolayı başka krallıkta yaşıyorlardı," dedi Zephyros geçiştirerek.
Ivor, Violet'e döndü. "Her şey yolunda mı?"
"Efendi Ivor... Hayatımda ilk kez 15 yaşında 4 halka birini görüyorum.kargaşa için kusura bakmayın"
Ivor’un gözleri parladı. "Dört halka mı dedin?!"
İçinden, "Zephyros’un kanından olsa bile bu yaşta bu güç... İnanılmaz," diye düşündü.
"İsmin Kael’di değil mi? Gel bakalım, arka sahadaki test alanına geçelim."
Eğitim sahasına geçtiklerinde ceketini çıkarıp hazırlanan ivoru gördüğünde. Zephyros şaşırarak sordu:
"Bir dakika, sen mi test edeceksin?"
Ivor kahkaha attı. "Ha ha! Eski dostumun yeğenini başkasına test ettirsem ayıp olurdu. Hem bu gencin gücünü kendi gözlerimle görmek istiyorum."
Sahada geçtiklerinde:.
Ivor: "İstediğin silahı seçebilirsin Kael,"
Kael, raflardan tahta bir kılıç aldı.
Ivor şaşırarak:. "Senin büyücü olduğunu sanıyordum. Demek kılıçla dövüşüyorsun? İlginç."
Ivor, toprak büyüsünün özel bir sınıfı olan 'Güç Tipi' bir büyücüydü. Ellerine eldivenlerini geçirip bir boksör gibi duruşunu aldı
Kael de kılıcıyla duruşunu aldığı an, Ivor karşısındakinin sadece bir çocuk olmadığını anlamıştı. Kael’in duruşunda kusursuz bir eğitim vardı.
Kael. Kılıcını alevden bir aurayla kaplayıp hilal şeklinde bir saldırı ile ivora doğru atıldı
Ivor dev yumruğunu salladığında . Kael yumruktan ucu ucuna sıyrıldı ama yumruğun yarattığı hava basıncı onu yana doğru savurdu.
Ivor’un her hamlesi bir top mermisi patlıyormuş gibi ses çıkarıyordu.
Kael içinden, "Bu yumruklardan biri değerse işim biter, hızlı olmalıyım," diye düşündü ve 3. Kılıç Formu’na geçti: "Alevden Ruhun Yükselişi!"
Ivor, etrafta artan sıcaklıktan dolayı terlemeye başladı.
"Şu çocuğun yaydığı ısıya bak! Sahayı saunaya çevirdi resmen!"
Kael, kılıcında topladığı saf enerjiyi Ivor’a doğru fırlattı. Ivor iki koluyla gardını aldı. Çarpışma anında oluşan patlama sesi tüm lonca binasını titretmişti.
"aşağıda ne oluyor?",
"Bina mı çöküyor yoksa ?!"
“Deprem?”
Duman dağıldığında Ivor’un yüzünde tatmin olmuş bir gülümseme vardı.
"Ha ha! Bu kadar hırpalanmayalı uzun zaman olmuştu evlat!
“Biraz ciddileşelim o zaman!!”
Ivor ellerini yere vurdu. Saha bir anda titremeye başladı. Yerden devasa toprak sütunlar yükselirken, Ivor vücudunu taşsı bir zırhla kapladı Kael, asıl savaşın şimdi başladığını anlamıştı.


İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı