insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

music wave

Bu bölüme özel müzik eklendi!

Hikayenizi okurken, atmosferi tamamlayan özel müziği dinleyebilirsiniz.

Enes: “Sen de nesin böyle?”

Karanlık figür uzun saçlarını savurdu. Sesi, genç bir kadının nazik sesini andırıyordu. Enes o sesi duyunca içindeki heyecanı bastırmaya, titreyen dizlerini durdurmaya çalıştı.

İnsan, bilmediği şeylerden korkmaya meyilliydi. Tarih boyunca topluluklar kendilerinden farklı olanı ayrıştırmış, hatta türlü yollarla öldürmüştü. Elbette Enes’te bunu yapabilecek ne bir istek ne de bir güç vardı.

Alien: “Adım Alien. Cesartain ırkının soylularındanım.”

Enes: “...”

Alien: “Biz, evrenlerin dengesini koruyanlarız.”

Enes: “D-dengesini mi?”

Enes hâlâ yaşadığı olayları düşünüp bir düşünce bataklığına saplanırken Alien konuşmasını sürdürdü.

Alien: “Evrenler birbirine görünmez bağlarla tutunur. Biri sarsılırsa diğerleri de sarsılır.”

Azmulion araya girdi. Elini uzattığında avucunun içinde bir hologram belirdi. Hologram yavaşça büyüdü ve dalları sayılamayacak kadar çok olan büyük bir ağaca dönüştü. Azmulion boğazını temizledi.

Azmulion: “Basitçe açıklamak gerekirse: Bir ağaç köklerinden zarar gördüğünde kökler çürümeye başlar. Bu da diğer dallara sıçrar ve en sonunda ağaç tamamen çürür. Yani... BOOM, diyebiliriz.”

Enes: “Hey, salağa mı benziyorum? Maymuna açıklar gibi açıklamana gerek yok.”

Enes’in bu çıkışı karşısında Azmulion elini çenesine koydu.

Azmulion: “En azından lise notların öyle gösteriyor.”

Enes: “Tüm gün oyun oynayan, uykusuz ve ezik bir ergenin suçunu bana yükleme.”

Enes bir an duraksadı. Azmulion’un bunları bilmesi onu şaşırtmıştı.

Enes: “Bir dakika, sen benim lise notlarımı nereden biliyorsun? Beni mi izliyorsun lan?”

Azmulion: “Evet. En azından üç ana evrendeki ‘Enes’leri izlemem gerekiyor. Ama merak etme, çıplak bir ergen görmeye meraklı değilim. Duş alacağın zaman izlemeyi bırakıyorum, zamanım kıymetli.”

Azmulion’un her sözü, Enes’in kafasında yeni soru işaretlerinin bir lamba gibi yanmasını sağlıyordu.

Enes: “Diğer ‘Enes’ler derken—”

Alien’in sert sözleri, Enes ile Azmulion’un konuşmasını kesti.

Alien: “Şu saçma tartışmanıza bir son verin.”

Alien bakışlarını aşağı indirdi, Azmulion’u göz hapsine aldı. Kara dudaklarındaki sözler Azmulion’u hedef aldı.

Alien: “Olayın ağırlığının farkında olduğuna inanıyorum, Azmulion.”

Azmulion kafasını Alien’e çevirdi. Alien’in sözleri bembeyaz dünyada asılı kalmıştı.

Azmulion: “Anlıyorum tabii. Sadece genç Mer’in alışma süresini kısaltıyorum. Zaman nakittir sonuçta.”

Enes etrafa bakmaya başladı. Beyaz bir ışık sonsuzluğa kadar yayılıyordu. İçinde bulunduğu absürt duruma alışması zor olsa da artık buraya neden çağrıldığını öğrenme vakti gelmişti. Her çocuğun hayali olan bir kahramanlık yolculuğu muydu bu?

Enes: “Tamam, tamam, bu kadar yeter artık. Öncelikle neden beni buraya getirdiniz? Bunun cevabını verin bana.”

Azmulion arkasını döndü, beyaz sonsuzluğun arasında kendi ekseninde yürümeye başladı. Bu yürüyüşü izleyen Enes ise gözlerini kırptığı sırada figürün kaybolduğunu fark etti. Etrafına bakınmaya başladı.

Enes: “O adam nereye kayboldu—”

Azmulion: “Senin farklı ev—”

Enes: “Aaaaaa! Sen bir insana arkadan yaklaşılmayacağını bilmiyor musun? Yüreğime indirdin!”

Enes kendi göğsünü tuttu, hızlı hızlı nefes alıyordu. Azmulion onu süzdü.

Azmulion: “Sorularını cevaplamak için yanına geldim. Zamandaki ufak bir kısa yol sayesinde, ama bunu anlaman için çok erken. Neyse, sadede gelirsek: Genç Mer, seni seçme sebebimiz basit. Evrendeki alternatif versiyonunun bir kahraman olması.”

Enes şaşırmıştı. İtiraf etmek gerekirse, kahraman gibi kavramlara ilgi duymamak bir genç için imkânsıza yakındı. Enes de diğer ergenler gibi bunun hayaliyle yaşamıştı, ama tabiri caizse bu durum daha absürttü.

Enes: “Alternatif versiyonlarım derken paralel evren teorisi gibi mi?”

Enes’in sorusu çok basit olsa da içinde bulunduğu durumu anlatmak için iyi bir cümleydi. Daha uzun ve karmaşık cümleler sadece onun kafasını karıştırırdı.

Azmulion: “Benzer denilebilir tabii, dostum. Hugh bu teoriyi kurarken evrenlerin düzenini bozan bir zaman yaratığından habersizdi.”

Enes neye şaşıracağını tam olarak kestirememişti ama sürekli daha garip bir şey duymak da ona absürt durumlar karşısında bağışıklık kazandırmıştı. Gündelik hayatında da garip durumlarla karşılaşan biri olduğu için alışmak konusunda avantajlı olabilirdi, en azından belli ölçekte.

Azmulion beyaz önlüğünün ceplerine ellerini koydu, kel kafasının üstüne gözlüklerini yerleştirdi. Bir anda böyle bir tona geçmesi, olayın ciddiyetini Enes’in gözleri önüne seriyordu. Bu konuşmanın artık daha fazla uzamasını istemeyen Enes ise sorularını sormada kararlıydı.

Enes: “Evrendeki farklı varyasyonumun kahraman olmasını anlayabilirim, en azından bu tür şeylere ilgim olduğu için. Ama zaman yaratığı ve evrenlerin düzenini bozmak... Bunların hâlâ benimle ne alakası var, anlayamadım. Galaktik polisler ilgilenmiyor mu bunlarla? Yoksa kahraman varyasyonlarımı çağırmanız daha mantıklı olmaz mı? Eğer bilmediğim bir gücüm varsa hemen söyle.”

Enes, içten içe duyduğu heyecan ve merak karışımı duygularla gözlerini Azmulion’a dikti. Olumlu bir yanıt, sıkıcı hayatını değiştirebilirdi.

Alien: “Sana verebileceğim tek güç, evrenler arasında geçiş yapabilmek. İstediğin zaman geçiş yapabilirsin, sadece bunu tetikleyecek şeyi yapman yeter. Tetikleyici, senin hislerine en uygun forma evrilir.”

Enes şaşkın şaşkın göz kırpmaya başladı. En son lisede fizik derslerinde tahtaya böyle bakmıştı. Enes’in boş bakışlarını fark eden Azmulion, daha anlaşılır bir ifadeyle açıklamaya başladı.

Azmulion: “Yani kısacası, evrenler arası seyahat etmeni sağlayan bir gücün var. Ama nasıl tetikleneceği senin ruhuna bağlı, bunu biz de bilmiyoruz. Mümkünse bunu kullanmamanı istiyoruz, çünkü bu yolculukta sana yardım edecek kişi benim. Bu gücü sadece en zor durumlarda kullanmalısın. Kullandığın zaman izini kaybedeceğim ve seni aramaya başlayacağım.”

Enes’in hevesi kırılmadı demek yalan olurdu. En azından daha elverişli bir güç isterdi: bir Superman gibi ya da en azından Spider-Man seviyesinde bir güç onu daha memnun edebilirdi. Kafasını aşağı indirmiş, kendini bir düşünce hapishanesine almıştı. Bu görevi yapabilir miydi? Kabul edebilir miydi? Herhangi bir insan bu eşsiz deneyimi reddedebilir miydi? Hem yanında zaten ona rehberlik edecek biri varken işler daha rahat olmaz mıydı?

Öyle ya da böyle, Enes’i ikna etmeye gerek yoktu. En başından beri bunun hayalini kuran biriydi. Bir kahramanlık hikâyesi... Enes ellerini sıktı ve kendinden emin bir ifadeyle bembeyaz dünyanın içindeki iki figüre baktı.

Enes: “Peki, görevimiz ne?”

Azmulion, karşısındaki gencin tutkulu bakışları karşısında gülümsedi. Hatta oldukça tanıdık bir kahramanın bakışlarıydı bunlar.

Azmulion: “Görevimiz kâğıt üstünde basit: Zaman yaratığının rotasını bulup gezdiği evrenlerin birinde onu yakalamak. Peki, genç Mer, yapabilir misin?”

Enes göğsünde bir şeylerin yanmaya başladığını hissetti. Normalde anksiyeteden yaşadığı bu duygu, artık heyecanın içine sığmadığı bir sebeple yaşanıyordu. Dudakları kıvrılıp bir sırıtış ifadesini alırken baş parmağıyla kendini işaret etti.

Enes: “Haha, bunu soru olarak bile almıyorum. Nereye kaçarsa kaçsın, o yaratığı cehennemin dibinde bile bulurum.”

Azmulion’un bakışları Alien’e çevrildi. Yüzündeki ifadeden, böyle bir cevap beklediği belli oluyordu.

Azmulion: “Sanırım aradığımız Enes’i bulduk.”

Alien her ne kadar kafasındaki kuşku tohumlarından kurtulamasa da Azmulion’un fikrine saygı duyuyordu. Tabii daha iyi bir fikri de yoktu.

Alien: “Gözlerini kapat, Enes, ve nefes alma. Biraz acı verecek.”

Enes: “Ne acı vere—”

Enes’in vücudu dayanılmaz bir acıyla yanmaya başladı. Vücudundan yeşil ışıklar yayılırken acıyla yere kıvrılan bedeni titriyordu. Bu acıya daha fazla dayanamayan bilinci kapandı.

…

BÖLÜM NOTU

Okuduğunuz için teşekkür ederim! Düşüncelerinizi ve yorumlarınızı paylaşmaktan çekinmeyin. 🤘




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı