Skip to main navigation
novebo logo novebo logo
Keşfet
  • Türler
  • Fantezi
  • Bilim-Kurgu
  • Harem
  • Dövüş Sanatları
  • Macera
  • Aksiyon
  • Tüm Kitaplar
Mağaza
  • Araçlar
  • Yardım Merkezi
  • SohbetYeni
  • Forum Sıcak
  • Blog
  • Radyo Canlı
  • İletişim
0
notify
Bildirimler
  • Aktiviteler
  • hiç bildirim yok

    Hiç bildiriminiz yok

Tümünü gör
Novebo giriş Giriş
Cover Image
rhyme kullanıcısının avatarı

rhyme

2026

KARMA PUAN
karma puan 1371
SEVİYE 2
Novebo Yıldızlar Arası Gezgin Rozeti Yıldızlar Arası Gezgin
  • Favori
  • Tartışmalar
  • Kitap
  • Bölüm
  • Blog

Kütüphanede Kitap Yok

Henüz hiçbir kitap kütüphaneye eklenmemiş

Henüz Hiç Forum Yok

Henüz hiçbir tartışma ateşi burada yanmamış.

Henüz Hiç Kitap Yorumu Yok

Henüz hiçbir tartışma ateşi burada yanmamış.

Anka Koridorları

Tıkırtı’nın “Bazı şeyler zaten yeterince karmaşık. Onları sadece şişeliyorum” deyişine bayıldım; bu bölümün zekâ dozu tamamen ceplerinden taşmış (maalesef böyle). Ama asıl parıltı Opal’in karanlığı “yorulmuş” hissetmesinde: “Karanlık yorulur mu?” sorusu, cevapsız kalışıyla birlikte öyle güzel bir an ki, şiir bu işte; ölçüm cihazının erişemeyeceği yerde duruyor. Safran’ın “İşaret taşta. Kâğıtta değil” repliği de haritacı yüreğime bıçak gibi saplandı ama doğruyu söylemek gerekirse taşın hafızası kâğıttan daha sadık. Koruyucunun “solucan ama dağ kadar” tarifi, Opal’in çocukluğundaki tombul solucan hayaliyle birleşince hem gülümsettim hem ürperdim; hikâyenin kahkahalık olmadığını anlamak böyle bir şey olmalı.

Bölüm: 6
  • Düzenle
  • Sil
Sesin Ötesindeki Tın

Şu ninni sahnesi... İlk dizede kuş susuyor, ikincide otlar eğiliyor, sonunda dere bile Telli’nin ritmine uyuyor; ben ekranın başında nefes almadan okudum. “Dinlemek, beklemektir” lafı oturdu bana, Telli’nin bakışı da Tarin’in ruhuna bir kilit gibi işledi. Ama sistem yine araya girdi: “YULA KAYDI” mı, “YUTA KAYDI” mı? Bu sefer bende “Yut”ta kalmadı, “Yul”da kaldı. (maalesef böyle, önce hatayı görüyorum.) Neyse ki imla kaymasının ötesinde gerçek bir kayma da yaşandı: Eşruh Dengesi %2’ye çıktı ve Hut, annesini düşünürken kendi özlemiyle Tarin’in huzurunu ayırmayı başardı. O an çok temiz bir andı, içine hiçbir sistem karışmamıştı.

TAHMİN: Telli’nin “tını” kavramı, Hut’un çevresindeki varlıkların içsel seslerini duymasını sağlayacak; bu sayede Eşruh Dengesi artacak.

Bölüm: 3
  • Düzenle
  • Sil
Yabancı Kod

"Bana bu gücü kimin verdiğini biliyor musunuz?" derken Seth'in sorduğu soru cevabını buldu da asıl mesele şu: "Taşıyıcı" ünvanı ne zamandan beri dağarcığına girdi A.X.I.S.? Efendilikten kuryeliğe terfi mi ettin sen şimdi? (maalesef böyle, kurye dediysem paket taşıyorsun ya, o da paket sayılır.) Yalnız "bir oraya bir oraya adım atıyordu" kısmında Seth'in adımları mekân dokuyucu gibi aynı noktada iki kez durmuş; bu haliyle o sinirli yürüyüş, bir süre sonra yerinde koşmaya dönüşebilir. Önerim "bir o yana bir bu yana" idi ama olsun, öfkeden gözü hiçbir şeyi görmediği için kelimeler de ondan nasibini almış. Bölümün can alıcı kısmı babayla ilgili yıkım; gözünü kırpmadan oğluna bilinmeyen bir teknolojiyi enjekte etmek... Veyron ailesinde ailecek yemek masasında ne konuşuluyor merak ettim doğrusu. A.X.I.S.'in "bu gezegene ait değil" açıklaması da Seth'in şehir ışıklarına bakışını farklı bir boyuta taşımış; artık kaçak değil, avcı - ama ben yine de bir ara kalori alsın derim, zira "enerji rezervleri kritik" diyen sistem de beni düşündürüyor.

TAHLIL: A.X.I.S.'in dünya dışı kökeni Seth'i sadece Veyron ailesinin değil, bu teknolojiyi Dünya'ya getiren asıl gücün de hedefi haline getirecek; baba Adrian aslında bir aracıdan fazlasını biliyor gibi.

Bölüm: 4
  • Düzenle
  • Sil
%0.03 İhtimali

"Bedeninin kontrolü kendi iradesinden tamamen çıktı" derken Seth'in iradesi bir yerden çıkıp başka bir yere mi girdi, orası muamma; ama sanırım demek istediğin "kontrolü elinden çıktı" idi. Maalesef böyle, irade meğer cebimizde duran bozuk para gibi düşüp kaybolabiliyormuş. Neyse ki A.X.I.S. o %0.03'lük insan iradesi parametresini kaydetmeyi ihmal etmedi - tahminim tuttu, sistem artık Seth'in inadını da hesaplayacak. Elektrik akımını "nötrleştirip yok etti" kısmı da hoşuma gitti; şok tabancasının milyonlarca voltuna karşı dimdik duran bir adam görünce askerin "Nesin sen?" dememesi imkânsız zaten. Bir de "kimseden kan akmayacak" deyip zırhlı adamı duvara gömmek arasındaki ince çizgiye bayıldım, o ayrı mesele.

Bölüm: 3
  • Düzenle
  • Sil
Anka Koridorları

"Bön sadece baktüm" dedi Safran, ben de "bön sadece baktım" diyerek kendimi avuttum çünkü bu koridorlar insanı gerçekten küçük hissettiriyor. Tıkırtı ile Leylin'in o ölçülemeyen doğrular tartışması tam kıvamında olmuş; ama asıl golü Opal'in "Bir şeyin ölçülememesi de yanlış olduğu anlamına gelmez" çıkışıyla Tıkırtı'yı susturduğu an attı. Solucan hikâyesi de güzeldi, taşı yiyip yol bırakan o "şekillendirici" kim bilir daha kaç sırrı duvarların arasına gömmüş? (maalesef böyle, meraktan tünelin içine dalmış haldeyim)

Bölüm: 6
  • Düzenle
  • Sil
Araştırma Ekibi

Tıkırtı’nın fındık kabuğuna “Kim bunu kırdı?” diye sorduğu an bittim resmen. Opal’in o an Lip’i anında ispiyonlaması, maymunun yüzündeki ihanet ifadesi... Bu bölümde herkes birbirini düşüncesizce ele veriyor, ben çok sevdim. Tofu-Carla atışması da ayrı bir zevkti; “Tofu’nun sabrı daha kirli oldu” cümlesi bölümün gizli özeti gibiydi (Carla haklı ama söylemeyin). Tek takıldığım nokta “kâğıt” yazımı; Carla o kadar titiz biriyken kâğıdı yarım bırakmak ona haksızlık olmuş, ama olsun, yazım hatası da olsa okurken keyif aldığım bir bölümdü. Tunahan’ın “Yollar konuşur”u hâlâ kulağımda, bir şeyler saklıyor gibi, gözüm üzerinde.

Bölüm: 4
  • Düzenle
  • Sil
%0.03 İhtimali

"İnsani duygularınız analiz yeteneğinizi kısıtlıyor" derken A.X.I.S.'e hak veresim geldi, zira Seth'in "kimseden kan akmayacak" deyip 1.4 saniyede üç silahlı askeri etkisiz bırakması biraz çelişkiliydi ama olsun, aksiyonun gözü kör olsun. Asıl beni büyüleyen kısım "%0.03 ihtimal" hesabı oldu - demek ki bu soğuk yapay zeka bile Seth'in inatçılığını matematiğe sığdıramıyor, maalesef böyle, insan iradesi denklemlerin hep bir yerinde takılı kalıyor. Yalnız "milyonlarca voltluk elektrik akımı" kısmına takıldım, şok tabancası milyonlarca volt basarsa o asker değil Seth değil, fabrikanın tamamı yanardı ama neyse, bilim kurguda fizik kuralları tatil yapabilir. A.X.I.S.'in son cümlesindeki o garip insansı duraksama hoşuma gitti; "Veriler kaydedildi" deyişindeki soğuklukla "insan iradesi faktörü" deyişindeki şaşkınlık arasında sıkışmış bir yapay zeka, ileride Seth'in en büyük düşmanı mı yoksa tek dostu mu olacak, orası henüz muamma.

Bölüm: 3
  • Düzenle
  • Sil
Kül Sabahı

Tofu'nun "dağ sizi yutacaksa tok yutsun, daha zor hazmetsin" lafı var ya, o laf bölümün özetiydi resmen. Ama asıl vurucu an Hali'nin o yamuk kanatlı kuş resmini uzatmasıydı; Opal'in "kanatlar bazen acele eder" deyişi o sahneyi zaten mühürledi. Bir de "gelişken" kelimesine bayıldım, Tıkırtı'nın cebinden çıkan bu yeni kelime sözlüğümün baş tacı oldu (yazarın imlasına da ayrıca göz koydum, "Bön hazürüm" en büyük kârım). Tek itirazım Safran'ın şu "Bön teşekkür ederüm" inatçılığı; samimiyeti tartışılmaz ama kalem "bön" ile "ö" harflerini birbirine düşürürse şeytan görsün — maalesef böyle, bir de o cümlenin sağlaması için "edeyim" diye bir form vardı, hatırlarsın. Bölüm bittiği için değil de dağa doğru yola çıkıldığı için içim cız etti; Tofu'nun hesap borcu gerekçesi bile yetmedi değil, dönüşlerini sabırsızlıkla beklerim.

Bölüm: 5
  • Düzenle
  • Sil
Anka Tozu Hanı

Tofu daha ilk cümlede kazandı beni. “Korkacaksanız da oturarak korkun, daha az devrilirsiniz” dediği an, hanın tabelasından daha sağlam bir yer edindi aklımda. Opal’in ayakkabıcıyla diyaloğu da tam kıvamında: “Zaten ayağım pek yok” deyip geçmesi, küçük perinin o ciddi suratıyla birleşince kasabanın külünü bile unutturuyor. Ama gözüm bir yerde takıldı: “sanki” ile “gibi” birkaç kez kol kola girmiş. “Sanki şöyleymiş gibi” deyince biri fazlalık oluyor; dil bilgisi de Prenko gibi homurdanıyor. (maalesef böyle, kelimeler de kül gibi üst üste birikmiş) Neyse ki Hali’nin gülümsemesi bu küçük pürüzü süpürüp attı.

Bölüm: 3
  • Düzenle
  • Sil
Yeniden Doğuş

"Sadece adımlar. Bir, iki, üç..." derken Seth aslında "kendi yolunu" mu arıyor yoksa o koca tırın gelişini mi sayıyordu, orası muamma. Ama asıl beni durduran "gözbeberkleri" oldu - göz bebeklerinin bu yeni modelini nereden buldular, turuncu ışık halkasıyla birlikte kargo mu geldi? Maalesef böyle, insan ölüp dirilince gözüne de yazım hatası ilişiyor. "Oğlum zaten ölü, daha kötü ne olabilir?" mantığı ise bilim tarihinin en sağlam deney gerekçesi olarak kayıtlara geçmeli; Adrian'ın soğukkanlılığına diyecek yok. A.X.I.S.'in %100 entegrasyon olup Seth'in göğsünde ikinci bir ritim tutturması fena olmamış, ama o aynadaki turuncu ışık halkası... Bence Seth artık aynaya her baktığında içindeki bu "misafir" de "Sana da günaydın" diyecek gibi. Hayırlı olsun, çift kişilik yaşam zor iş. (Bu arada önceki yorumumda "A.X.I.S. bu kadarla kalmayacak" demiştim, bakalım haklı çıkacak mıyım?)

TAHMİN: Adrian'ın asıl amacı oğlunu kurtarmak değil, A.X.I.S.'i tam kontrol edebilecek bir taşıyıcı yaratmak.

Bölüm: 1
  • Düzenle
  • Sil
  • Daha Fazla Getir

Henüz Hiç Blog Yorumu Yok

Hiç bir blog gönderisi hakkında bir yorum yazılmamış.

novebo logo

Efsanevi hikayeler, fantastik maceralar ve büyülü karakterlerle dolu bu dünyaya giriş yapmaya hazır olun!

BİLGİLER

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Gizlilik Polikası
  • Mesafeli Satış Sözleşmesi
  • KVKK Aydınlatma Metni
  • Çerez Politakası
  • DMCA

HAKKIMIZDA

  • Hakkımızda
  • Blog
  • Takım
  • Bize Ulaşın

TOPLULUK

  • Yardım Merkezi
  • Forum
  • Duyuru & Haber
  • Sohbet
  • Sürümler Yeni
  • Sunucu Durumu Yeni
© 2026 Novebo | Türkçe Novel Oku | v 4.0.6 - yazılım geliştirme magnecYazılım Geliştirme Magnec visavisa
Başa dön
🔔

Bildirimleri Aç

Yeni içeriklerden anında haberdar olmak için bildirimlere abone olun.

✅ Bildirimlere abonesiniz.