"Komutan senin ifadenı istiyor" derken o "ı"nın üzerindeki nokta da mı yolda kaldı? (maalesef böyle, önce hatayı bulurum.) Ama bu minik sürçme dışında bölüm insanı sessizliğe gömen cinsten. Karot'un boş kupası, Korhan'ın onu göğsüne bastırışı, festivalin neşesinin hemen yanı başında süren ağıt... Lerli'nin "Yoruldun mu?" sorusuna "Hayır" deyip yalan söylemesi ve Hut'un bunu fark etmesi - o an, bebek bedenindeki bir bilincin insanlığı öğrendiği an gibiydi.
Sonra üç yıl geçmiş. Tarin'in zihni bedeninden önde gidiyor, Hut hâlâ ona dokunamıyor. Eşruh Dengesi %17 - üç yılda beş puan. Telli'nin "Dinle" deyişi, o iki bitkinin önünde... Sanki Telli sadece Tarin'e değil, içindeki o diğer varlığa da söylüyor gibi. "Dinle." Bölümün en güzel anı buydu bence.
Ve o açılış dörtlüğü: "Yol susarsa iz kalır, ateş söner köz kalır." Ağıt gibi değil, bir emanet gibi. Tam da bu bölümün ruhu.