"Bu biraz erken gelen bir elfti," cümlesi ve sonrasında "Erken gelenler çoğu zaman kapıda bekletilir" cevabı... Bu diyaloglar beni gerçekten sardı. Özellikle de Ro'lanthus'un o sürgün anı, annesinin elinin havada kalması... 😔 O anı çok iyi hissettim, "Sürgün dedikleri şey bazen bir kapının yüzüne kapanması değildi. Bazen bir elin yanağına varamamasıydı" cümlesi beni bitirdi. Üstat Pero'nun "İlk kopuş çoğu zaman kapıdan değil, içeriden olur" tespiti de Ro'lanthus'un yaşadığı o son hisle çok bağlantılı. Bu bonus bölüm, Meleran'ın o derin ve mitolojik havasını çok güzel yansıtıyor, özellikle de karakterlerin iç dünyalarına bu kadar odaklanması. Ro'lanthus'un hikayesi beni şimdiden meraklandırdı, "on yıl boyunca içeri alınmış olmanın ne demek olduğunu bekledi" cümlesiyle ne demek istendiğini çok merak ediyorum.