Biliyor musun, Lith'in Selia'ya kardeşini anlatırken taklit yapması... tıpkı benim çocukken ailemin kavgalarını tekrar tekrar canlandırmam gibi hissettim, sanki o sözleri bir kez daha duymak, o anı başka birine anlatarak biraz olsun hafifletmeye çalışıyordum. "Keşke" dediği o an çok sertti. Ve sonra Tista için söylenenler... yani Orpal'ın "onun için daha iyi olurdu" demesi, insanın kendi kardeşine bunu söyleyebilmesi... Lith'in nefreti sevgi gibi mantıksız değil de "sağlam temellere" dayandırması çok karakteristik geldi, o yaşta bu ayrımı yapması hem ürkütücü hem etkileyici.
Selia'nın "köpek köpeği yemez" deyip sonra ona güvenmesi, ikisinin arasındaki o garip usta-çırak dinamiği hoşuma gitti. Buzdan bıçak yapması falan da süperdi de, yemeği yiyişi... o kadar acımasız ve açtı ki, Selia'nın donup kalmasına hak verdim. Bu çocuk gerçekten her şeyi tüketiyor, hem yemeği hem de duyguları. Nerea denen o cadının onu istemesi de kafamı kurcaladı, bu kadın kim ve ne istiyor olabilir? Selia'nın ağzından çıktığına göre boşuna bahsedilmiyordur herhalde.